Murat BELGE
Bir konferans için İngiltere’ye gitmiştim. Biraz yoğun geçtiği için burada ne olduğunu pek izleyemedim. Döndüğümde, Milliyet’te tam gittiğim gün okuduğum İmralı görüşmesi notlarının başlattığı patırtının içine düştüm. Bu memlekette birtakım olaylar, durumlar, sanki ebedî gibi. Üç aşağı beş yukarı “aynı” diyebileceğiniz olaylar oluyor; insanlar aynı kalıplarla, konuyu son bıraktıkları yerden alıp, aynı pozisyonlarda, aynı şeyleri söylüyorlar.
Bu notların yayımlanması üstüne Başbakan’ın gösterdiği hiddet ve kullandığı öfke dili doğal olarak tepki çekti. Herkes yazıyor ve özellikle bizim Taraf’ta çok doğru düzgün değerlendirmeler yayımlandı. Onlara ekleyecek, farklı bir sözüm olduğunu pek sanmıyorum ama bu konu karşısında “onlar söyledi” diye ses etmemek de olmayacak galiba.
“Millî” çıkar kavramından “millî” yayıncılık kavramına gelmişiz. İçine doğduğumuz “millî terör”ün gidişi, normal. “Millî” sözünün açmayacağı kapı yoktur.
Bu konunun “ilkesel” yanında, bizim gibiler de, otuz, yirmi, on yıl önce ne dedikse onu diyoruz. Çünkü o dediğimizden vazgeçmemizin doğru olacağını gösteren herhangi bir somut olayla karşılaşmadık. Gazetecilik mesleğinde tek ölçüt, doğru bilgi vermektir. Yedi kelimelik bir cümle etti bu. Bence yeterli.
İmralı’daki konuşma notları elime geçti. Neye bakarım? Bu notlar doğru mu, değil mi? “Bunları yayımlamanın zamanı mı, değil mi?” diye düşünmem. Alper Görmüş, çeşitli örnekler de vererek, “millî çıkar” denen o şeyin ne kadar değişken, göreli bir nesne olduğunu anlatmış.
“Doğru”, herkesin bilme hakkına sahip olduğu şeydir. Tarih boyunca gördüğümüz toplumsal örgütlenmeler hep “hiyerarşik” oldukları ve bu hiyerarşiyi daim kılmak istedikleri için, “doğruyu bilme”yi de bir özel ayrıcalık haline getirmişledir. Bu genel yapılanmada, hiyerarşinin yanında duran “gazeteciler” de elbette olacaktır. Bizde hep vardı, gene var. Ama gerçek anlamda gazetecilik, o hiyerarşilerin kurduğu mat duvarların gerisinde saklanan “doğru bilgi”yi, bunun esirgendiği kitlelere ulaştırmaktır. İsterseniz, kocaman bir simgeyle, “Prometheus’un yaptığı iş” diyelim. Zeus’tan Erdoğan’a, bu durum karşısında “yönetici tavrı”nda önemli bir değişiklik yok.
Şimdi, buna ilişkin bir başka konuya geçeyim: pek öyle gizlisi saklısı kalmamış bir şekilde, Başbakan, “Kürt sorununun çözümü” süreciyle “yeni anayasa ihtiyacı” konusunu biraraya getiriyor; “anayasa ihtiyacı” denince de, kendi “ihtiyaçları”nı bundan ayrı düşünemiyor. Yani, “daha yetkili bir başkan”... Konu basit özetiyle, bu.
Kendine bu yetkileri talep eden kişi, “batsın gazeteciliğiniz” diyen kişi! Şu son durumda söylediği söz bu, aldığı tavır bu. Ama “son durum”, “tek durum” değil. Özellikle ve belirgin bir biçimde, Başbakan, oylarını yüzde 50’ye neredeyse vardırdığı son seçimden bu yana, dediği dedik, öfkeli, herkesle kavgalı bir kişilik arzediyor. Ve her şeyi herkesten iyi biliyor.
Şimdilik, adına nedense, “Parlamenter Sistem” dediğimiz, ama aslında “tek adam”lara ve “yürütme erki”nin hegemonyasına göre yontulmuş bir düzen içinde yaşamaktayız. Burada “Parlamenter Sistem” sözü gerçek durumu anlatan değil, kamufle eden bir adlandırma. Ama öyle görünüyor ki, Tayyip Erdoğan’a bu kamufle edilmiş başkanlık yetmiyor, bunu daha “yetkili”sini istiyor.
Kendi tabanında bu gidişi sakıncalı görmeyen bir ağırlık mutlaka vardır. Türkiye’nin genel demokrasi kültüründe başka türlüsü mümkün değil. Bir de, her halükârda ve “ölümüne” ona karşı olanlar var (azınlık olsalar da)...
Türkiye’deki klasik durum: olmasını istediğimiz şey, önünüze öyle bir kılıkta sunulur ki, isteyemez hale gelirsiniz.
“Masal” formatımız herhalde bilinçdışımızı etkilemiş, belirlemiş; her sorun “Kırk katır mı, kırk satır mı?” şekline bürünerek gelmek zorunda.
Kader...
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025