Murat BELGE
Bu darbe girişimi olayında, Batı, burada iddia edildiği gibi, "bizim yanımızda" durmadı mı? Yani "darbeci" konumunda olanlara "olumlu" denebilecek bir gözle baktı ve hattâ başarılı olamadılar diye biraz da üzüldü mü?
Böyle bir yargıyı genelleştirip bütün "Batı"ya mal edemem, ama izleyebildiğim kadarıyla (benim izlemem epey sınırlı) bu konumda olduğu izlenimini verenler vardı. Oysa girişimde bulunanlar birçok insan öldürmüşlerdi. Bu şüphesiz ağır bir suç ama aynı zamanda ürkütücü bir zihniyeti de ele veren bir şey. Bununla aynı terazide tartılmaz ama Meclis'in bombalanması da kendi "simge" düzeyinde son derece vahim bir eylemdi.
Bu olaylara rağmen içinden "Vah vah! Başarılı olamadılar!" diye bir şey geçirmek, akıl alır ya da kabul edilir bir şey değil. Nasıl oluyor da birileri böyle bir duyguyu taşıyabiliyor?
En başta "Türkiye'yi tanımamak" derim. Tanımadığı gibi, aynı zamanda ilgilenmemek. Yalnız Batı'ya özgü değil, genel insanî bir kusur: Her şeyle, ancak kendi çıkarı çerçevesinde ilgilenmek. Ama Batı da bu "kusur"u bir "erdem" gibi görmekte bir hayli başarılıdır ve önde gider. Batı'nın Türkiye'ye genel bakışı böyledir.
Ancak Türkiye de bunu değiştirmek üzere fazla bir zahmete girmemiştir. Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin katılmasını savunmak için"NATO'da sizi savunduk" demekten ya da "Sizde nüfus artışı durmuş; biz onu yükseltiriz" gibi hoşluklar bulmaktan öteye geçemezseniz, onlar da size bu çerçevede bakarlar. Amerikalı general herhangi bir gerekçeyle değil, sadece "IŞİD'e karşı onlar bizim muhatabımızdı" gerekçesiyle tutuklamalara vb. itiraz etmemiş miydi?
Fethullah Gülen ise, gene dünyaya böyle "stratejist" açıdan bakan Batılılara "cici Müslüman" imgesi sunmakta epey başarılı olmuştu. Adam terör yapmıyor, bomba attırmıyor, İsrail'i boğmak üzere planı yok - daha ne? İşte size iyi Müslüman. Memleketinde darbeye kalkışmışsa bu da o kadar büyük suç sayılmaz. "Memleketinde" kalkışmış, bize bir şey yaptığı yok.
Gene aynı bilgilenme, daha önemlisi aynı ilgilenme düzeyindeki "Batılı stratejist" girişimin devirmeye çalışıp da deviremediği Tayyip Erdoğan'a baktığı zaman gördüğü imgeyi daha sevimli bulmuyor. "Ey! Ey!" diye bağıran ve her fırsatta Batı dünyasına veriştiren birini görüyor. NATO üyesi olup Çin'den silâh almaya kalkan, "Bizi Şangay'a alın da şu AB'den kurtulalım" diyen - sonra da uçak düşüren - ve IŞİD'le ne yaptığı, Suriye'de ne yapacağı belli olmayan bir siyasi önder.
Tayyip Erdoğan'ın ya da onun bulunduğu yerde bulunan birinin Batı dünyasına "şirin" görünmek gibi bir mecburiyeti var mı? Elbette yok. Şu ya da bu Batı ülkesinin şu ya da bu siyasetini, davranışını eleştirmek için yüzlerce haklı gerekçe sayabilirsiniz. Bunları görüp sessiz kalmak elbette meziyet değil (benim şahsen siyasetten anladığım şeye de uygun değil). "Şirin görünmek" diye bir zorunluluk yok; ama böyle sevimsiz görünmeyi gerekli kılanın ne olduğunu da anlamıyorum.
Tayyip Erdoğan'ın Batı'da eleştirdiği şeylerin çoğu düpedüz kişisel. Örneğin Almanya, ülkesindeki Türklerin (ve Kürtlerin) arasında şiddet olaylarını kışkırtacak her şeyden kaçınıyor; Erdoğan'ın orada "dev ekran" şu bu, buraya evrilecek bir gösteri yapmasına izin vermiyor. Bunun üstüne "Alman yargısına saygı duymuyorum" demeci. Bir süre önce de bizim Anayasa Mahkemesi kararına saygı duymama beyanatı vardı. Buna benzer biçimde Avrupa, Amerika yani Batı, çeşitli zamanlarda Türkiye'deki çeşitli uygulamaları eleştiriyor. Bunlar, kural olarak, Tayyip Erdoğan'ın ve hükümetinin demokrasiyle bağdaşmayan davranışları ve uygulamaları. Ama Erdoğan ve yanındakiler, onlara yönelen eleştiriyi "Türkiye'ye karşı" diye yorumlamakta bir hayli ustalaştılar. Böylelikle onlar "Türkiye" oluyor; onların yaptığı bir şey "en doğru" şey oluyor. Onu eleştirmek, Türkiye'nin güçlenmesini istememek, Türkiye'ye düşmanlık vb. olarak anlaşılmalı. Bu tabii yalnız yurt dışından gelen eleştiriye karşı takınılan tavır değil; yurt içinde de aynı hikâye. Hiçbir sisteme uymayan başkanlığın "Kuvvetler Ayrılığı" ilkesine de uymadığını söyleyerek buna karşı çıkıyorsam, Türkiye'ye vereceği zararları düşünerek karşı çıkıyorum. "Kuvvetler Ayrılığı" doğru bir ilkedir derken, arkamda koca bir dünya tarihi var. Ama Erdoğan olsun, yandaşları olsun, görüş ayrılığını bir "suç" haline getirme uğraşı içinde.
Dönelim gene "girişim"e ve Batı'nın tavrına. Burada Anadolu Ajansı'nın servis ettiği kafası gözü yarılmış insanların fotoğrafları yayımlanırken Batı'nın ya da herhangi birinin ne demesini bekliyoruz? "Şu kadar kişi tutuklandı, bu kadar kişi açığa alındı" diye yirmi binli, otuz binli rakamlar sıraladıkça, bu ülkede demokratik prosedürlerin işlediğine kimi inandıracaksınız?
Ortada bir darbe girişimi var, tamam. Yalnız bundan söz ederken, darbeye katılımın ne kadar düşük kaldığını gösteren rakamlar veriyoruz. Yüzde iki, üç gibi bir şeyler. Olay kendisi de bu dolaylarda bir durum gösteriyor. Sonra, sıra Fethullah'ın ne kadar tehlikeli bir örgütlenme yarattığına geliyor; bu sefer yalnız orduda Fethullahçı oranının yüzde 90'larda olduğunu söylüyoruz.
Bu oran zor bela yüzde 65'e filan inerse iniyor.
Peki o zaman darbe niçin başarısız kaldı?
Darbe girişimi var. Bunu planladığı ve örgütlediği ve tetiklediğiiddia edilen kişi var; sonra da ona saygısı olanlar, sevgisi olanlar, ona "bîat" edenler vb. var. Bunlar hepsi ayrı şeyler. Bir öğretmen Fethullah Gülen'e hattâ bîat edebilir. Ama bu onun darbe girişiminde şöyle ya da böyle bir payı olduğu anlamına gelir mi?
"Böyle bir örgütlenmeye girmiş olarak öğretmenlik yapmak neyin nesi?" diye sorabilirsiniz. Bence de bu olmaz. Ama bu 14-15-16 Temmuz’da olmadı. Fethullahçılarla aranızda kavga çıkmadan önce de böyleydi ve sizi hiç tedirgin etmiyordu.
Türkiye'de basit bir mantık konusu olan bu sorunları Goebbels’vari propaganda kampanyalarıyla gürültüye getirmek mümkün. Nitekim, oluyor. Amerika'da oturan futbolcunun malına mülküne el konabiliyor. Ama Batı bu olaylara bakıp "Helâl olsun! Ne güzel çalışıyorsunuz!" diyemez.
Bu da sonuçta bu iktidarı rahatsız etmiyor, çünkü bu iktidarın başı uzun, hattâ orta vadede Batı ile köprülerin çoğunu battal hale getirmeye kararlı görünüyor.
Onun bu kararlılığı, Batı'da, basında veya bürokraside, girişimin tutmamasına üzülenleri haklı çıkarmıyor; ama Batı'da öyleleri var diye bütün Batı'yı hedef tahtası yapmayı da haklı çıkarmıyor.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025