Murat BELGE
Seksenlere kadar Haliç kıyıları perişandı, berbattı. Osmanlı zamanında yanlış bir karar vermiş, burayı sanayie açmıştı. Yanlış ama o yıllarda aşağı yukarı herkesin paylaştığı bir yanlış. Su yolu, ham madde getirmek için, mamul madde götürmek için, en ucuz, en pratik yol. Pisliği de verirsin suya, su temizler! Bu mantıkla biz Haliç’i mahvederken Avrupalılar da Ren’i, Tuna’yı ve bütün nehirleri mahvediyordu.
Seksenli yıllarda ANAP iktidar, Dalan da Belediye Başkanı oldu. Dalan, Haliç’in güney kıyısına greyderleriyle bir ucundan girdi, öbür ucundan çıktı. Bir uçta Regie’nin sigara fabrikası duruyordu: Yabancı sermaye! Şimdi Kadir Has Üniversitesi, hâlâ duruyor. Öbür ucunda Feshane, Devlet Sektörü! O da hâlâ duruyor. Arası “özel teşebbüs”tü! Kaotik, derme çatma, çerden çöpten... Bu toplumdaki sermaye birikiminin fotoğrafı. Onun için greyderler fazla zahmet çekmedi.
Önceki planlarda öngörülmüş bir şeydi, buranın o “sanayi” denen mezbelelikten temizlenip yeşil alan yapılması (Tarlabaşı’nın geniş bir cadde haline getirilmesi gibi o da aslında D.Ö. olup –yani Dalan Öncesi– ancak onun zamanında gerçekleştirilmiş bir şeydi). Buna, genel planda, itirazım yok, ama bazı özel itirazlarım var. Gene “genel planda”, üstünde bir şeyler dikili bir yerden, orada yaşanmış hayatın izleri olan dikili şeyleri ortadan kaldırıp onun yerine çim dikmeyi, olabilecek en iyi hayal gücü ürünü olarak değerlendiremiyorum. Daha “özel planda” ise, Türkiye’deki “bellek kaybı”ndan şikâyetçiyim. Geçmişten kalma birtakım şeyleri, geçmişte onlar hiç olmamış gibi kazıyıp geçme alışkanlığından hoşlanmıyorum. Bu ülkede “sanayi” denen şey burada, böyle başladı; yıllarca da böyle devam etti. Şimdi bunun en ufak bir izi yok, Eyüp taraflarında tek başına dikilen bir bacadan başka.
Çocukken düşüp kafamızı yarmışsak, kafamızda izi kalır. İyidir kalması. Arada bir elimizle yoklar, “şöyle şöyle yarmıştım” diye hatırlarız. Hatırlamak da iyidir, biliyor musunuz?
Ama biz “estetik yaptıran” bir toplum olmayı seçtik. Öyle olunca da, vaktiyle burnumuz nasıldı, çenemiz nasıldı, unutuyoruz. “Unutmak iyidir” ethos’uyla yaşıyoruz.
Bunca lakırdıyı niçin etmekteyim? Bizim Bilgi Üniversitesi’ne giderken, Taksim tarafında oturduğum için, tünellerden geçerek Santral’a varıyorum. İki tünel arası, bir taraf Piyale Paşa’ya doğru, öbür taraf Kuştepe’ye gelirken, yakınlarda yapılmış birtakım apartmanlar arasında, bir kısmı yarı yarıya yıkılmış, bir kısmı da yıkılmayı bekleyen gecekondular görüyorum. Gördükçe içim sızlıyor. Yıllardır, “gecekondulaşma” diye bir şeyden yakındık durduk. Şimdi bu gecekondu artıklarına bakınca, onları çok sevimli, çok da insanî buluyorum.
Onları aştıktan sonra kurduğumuz yeni betonarme blokları gördükçe, hele...
Haliç kıyısında, uygun bir köşeyi yıkmayıp öylece saklasak ve bir “açık hava müzesi” yapsak ne iyi olurdu, diye düşünürüm hep. O bir tane fabrika bacası değil (o zaten belli ki “düzgün” yapılmış diye kalmış), bütün o pejmürdeliğin göründüğü bir köşe! Modern müzecilik anlayışına uygun her türlü malzemeyle donanmış böyle bir köşe, insana bir şeyin tarihi hakkında, bir şeyin gerçekte nasıl yaşandığı hakkında bilgi veren ve o bilgiyi zihinde somutlaştıracak görüntüler sunan bir köşe!
Bu gecekondular da öyle. Muhtemelen İstanbul’un daha birçok yerinde böyle kalıntılar, döküntüler vardır. Bu bizim yakın geçmişimiz. Binlerce yurttaşımız bu evleri yaptı, orada yaşadı. Hâlâ da benzerlerinde yaşayan binlerce yurttaşımız var. Bilmem daha iyisi, uygunu bulunur mu, ama dediğim o yerdeki gecekondular çok sevimli. Üstelik, yanlarında dikilmiş apartmanlarla oluşturdukları kontrast da çok hoş. Ve çok gerçek. Bu işte, bizim kentleşmemizin gerçek tarihi.
Ama bu toplumun ortalama adamı, onlara bakınca, “Bunlar hâlâ duruyor mu?” diye üzüntülere gark oluyor.
Geçmiş, bizim geçmişimizdir. Her “yaşanmışlık” saklanmaya ve hatırlanmaya değer. Topağacı aşağısında, Muradiye Deresi Sokağı’nın oradaki minik mahalle gibi yerler utanacak değil, kıvanç duyulacak yerlerdir. Ve hiç bozmadan üstüne titrenecek yerlerdir.
Tarihimiz hakkında yalan değil, doğru söylemeye alıştıralım kendimizi. Silmeyelim, saklayalım. Yıkmayalım, koruyalım. O zaman, bugünle başa çıkmayı da daha iyi öğreniriz.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025