Murat BELGE
Türkiye’de öteden beri “bölme” ve “bölünme” kelimeleri, kelimenin normal anlamıyla açıklanamayacak bir gerilimin yaratılmasına yol açarlar. Çünkü bunlar “onu ikiye bölmek” ya da “bölünerek çoğalmak” gibi sıradan anlamlarının ötesinde, doğrudan siyasi çağrışımlarla yüklü kelimelerdir. Dolaysız olarak “toprak kaybetmek”, “küçülmek” gibi kimsenin olumlu gözle bakamayacağı durumları akla getirirler.
“İmparatorluk kaybı” diyebileceğimiz bir tarihi sürecin bireysel psikoloji, üstünde de tetiklediği bir ruhî tepki olarak, anlaşılır bir durumdur bu. İmparatorluğun en perişan zamanı 19’uncu yüzyıl. Ama 1801 yılına girerken Avrupa kıtasında yayıldığı toprakları düşünün. Bu topraklarda bugün kaç “ulus-devlet” yaşıyor? İlk kopanlardan Yunanistan, yanında Bulgaristan, bir zamanların Yugoslavya’sı ki şimdi orada Sırbistan, Makedonya, Bosna ve Hırvatistan’ın bir bölümü ile Arnavutluk var. Romanya’nın belirli bir kesimi de bunun içinde.
Asya’da eski Osmanlı toprakları üstünde şimdi Lübnan, Suriye, Irak, Ürdün, İsrail, Yemen ve Suudi Arabistan var.
Üçüncü kıta Afrika da söz konusu. Bağlar iyice gevşemiş olsa da Mısır üstünden Libya, sonra Tunus ve Cezayir, Osmanlı sayılır. Bu saydıklarımın bir kısmı, aşağı yukarı yarış, 20’inci yüzyıla girerken hâlâ Osmanlı sınırları içinde. Ama bu yeni yüzyılın birinci çeyreği tamamlarken Osmanlı bitmiş. Kendini Osmanlı’nın sahibi olarak gören Türkiye, (Hatay dışında) bugünkü sınırlarına çekilmiş olarak duruyor. Ama Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak, devleti tedirgin eden “Kürt isyanları” var. Bütün bu “gidenler”den sonra, hâlâ, “gitme ihtimali” olanların bulunduğunu gözlemliyoruz. Bu “küçülme”yi getiren “yakın geçmiş”, sahiden geçti mi? Bu, yeni devleti kuran seçkinlerin uykusunu kaçıran bir soru olmaya devam ediyor.
Halka gelince Avusturya’nın Bosna’yı ilhak etmesi Bursa ya da Konya arasında yaşayan bir köylüyü çok fazla ilgilendiriyor muydu? Hayatı etkiliyor muydu? Sanmıyorum. Hele o günlerin koşullarında etkilemez, dolayısıyla uzun boylu etkilemezdi. Herhalde haberi bile olmayanlar vardı. Yaban’da önümüze çıkarılan köylüler, İzmir üstüne dahi kaygılanmamaktadır. Böyle konular devlete yakın duran seçkinlerin gözünde sorun olur. Burada da oldu ve bir “Kürt ayrımcılığı” tehdidi Türkiye’de siyaseti yapan açıktan açığa, bunu gizli kapaklı biçimde ama her zaman belirledi.
Paradoks şu ki, geçtiğimiz on küsur yıl içinde, bu konunun (bence olumlu şekilde) çözümüne en fazla yaklaştık ve sonra da en fazla uzaklaştık. Bugünkü nesnel durum bu. Ancak bu yalnızca bu ülkede yaşayan Türklerle, Kürtlerin ilişkilerini geren bir durum olmaktan da çıktı. Cumhuriyet devletine ve siyasi iktidara karşı alınan tavra göre Kürtleri de kesin kamplara ayıran bir durum.
AKP iktidarında, geçmişte görece, “yorgan-altı” var olan başka farklılıklar da görünürlük kazandı. Bunların içinde sorun olmuş etnik farklılık (Kürtlerden başka) yok; ama din, mezhep farkı var: Sünni/Alevi ayrımı. Bu da yeni bir sorun değil elbette ama bu dönemde yeni boyutlar kazandı, daha doğrusu yeni bir gerilim derecesine erişti.
Ancak “din” konusunun kapsadığı tek farklılık Sünni/Alevi ayrımı değil: “İslâmi/laik”, “geleneksel/Batılılaşmış” gibi adlandırmalarla tanıdığımız ayrım şimdi belki “en belirleyici” ayrı konumuna tırmandı. Bu ayrım her şeyi alttan alta belirleyen ama su yüzünde kendisini çok fazla göstermeyen sınıf ayrımlarıyla eklemleniyor. Bu eklenmenin niteliği de bir “elitist-popülist” kutuplaşması potansiyelini harekete geçiriyor.
Bunlar “hayırlı” gelişmeler değil. Körüklendiğinde, bir süre bundan birileri yararlanmış gibi görünse de, bir sonraki aşamada ülkenin bütününü felç edecek gelişmeler. Aynı zamanda kaçınılmaz “mukadder” gelişmeler de değil. Belirli konjonktürlerin yaratılmış olmasına (bütün tarafların katkılarıyla) ve bu konjonktürlerin belirli biçimlerde sömürülmüş olmasına bağlı gelişmeler bunlar; yani, git gide zorlaşmasına rağmen, politikaların değişmesiyle yükü hafifletilebilir.
Çözüm, “Benim dediğimi tekrarla. Çözelim” diyerek bulunamaz (MHP gibi “muhalefet” yapmaya çağırmak gibi kemik örneklerle.) Çözüm, dediğim gibi, bütün zorluklarına rağmen, demokratikleşmeden geçiyor. Susturarak “birlik”, asıl onarılmaz “bölünme”yi getirir.
Ama ufukta böyle bir irade görünmüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025