Murat BELGE
Salgın, "fütüroloji"yi teşvik ediyor. Tüm dünyaya kendinden söz ettirmeyi başaran böyle bir olay, hayatımızda kalıcı bir iz bırakacak mı, geri dönülmez bir değişime yol açacak mı? Çevremizde birçok kişinin kafasını kurcalayan sorular bunlar. Genellikle, öyle olacağını düşünenler çoğunlukta gibi.
Ben pek bu kanıda değilim. "Neden değilim?" diye düşündüğümde, şöyle şeyler geliyor aklıma: "Değişim" dendiğinde sanırım "iyiye doğru" değişim anlıyorum. Böyle bir şey olacağından da emin değilim. Dünyanın genel gidişi olumlu beklentileri zafiyete uğratıyor. Bu çapta bir olay elbet birtakım değişimlere yol açacak ya da açılmasına yardımcı olacaktır. Ama bunlar beklenenin tersine, olumsuz değişimler olabilir. Bunu söylerken, bana "olumlu" görünen şeyin birilerine "olumsuz" görüneceğini (ve tabii tersini) unutmamak gerek.
Örneğin geçen gün T24 Harari’nin bir yazısını yayımladı. Harari ilginç düşünceleri olan, ciddiye alınması gereken biri. Bu yazıda böyle bir felaketin uluslararası dayanışmanın önemini ve gereğini anlamamıza yardımcı olacağını tahmin ettiğini yazıyor. Evet, ben de aynı fikirdeyim. Ama böyle düşünen yığınla insan olduğunu biliyoruz. Yığınla insanın böyle düşünüyor olması uluslararası dayanışmayı güçlendirmeye yetmiyor, çünkü böyle düşünmeyen insan yığını daha büyük. Harari’nin kendisinin de olayla birlikte gözlemlediği gibi salgın bilinci öncelikle "ulusal" tepkiyi tetikledi. İlkin herkes içine kapandı. Demek refleks bu. Refleksin böyle olması bunun doğal ya da doğru olduğunu göstermiyor; "tarihi" koşullanma böyle olduğu için önce ortaya çıkan tepki biçimi bu. Ama bu "tarihi koşullanmalar" öyle kolay kolay değişmez. Hele bunlardan yararlanmak üzere kurt gibi atılacak Trump’ların koca koca ülkeleri yönettiği bir dünyada. Birinin "olumlu"su öbürünün "olumsuz"u derken bunu anlatmaya çalışıyorum.
Salgını ve sonuçlarını tartışmaya başlayınca, çok geçmeden, "devlet" konusuna geliyoruz.
Çetrefil bir konu bu.
Şöyle diyeyim: "Devlet" kavramından hoşlanmayan, devleti birçok kötülüğün kaynağı olarak görmekte birleşen, başkaca her konuda da ayrışan iki düşünce çizgisi aklıma geliyor: Anarşizm ve Amerikan tipi Cumhuriyetçilik. Aslında devleti geriletmekte, küçültmekte Cumhuriyetçilik anarşizmden çok daha başarılı çıktı. Bunun sonucunda Amerika’da virüs ve toplum karşı karşıya kaldı. Devletin böyle durumlarda bu ikisinin arasında var etmesi beklenen kurumlar yok gibi bir şey. "Paran kadar tedavi" anlayışı. Her durumda sakıncalı olan bu anlayış böyle bir olağandışı durumda tam bir felaket oluyor.
Benim "devlet" konusuna teorik bakışım Ernesto Laclau’dan etkilenmiştir. Devleti bir "özne" olarak görmem. Özne değil nesnedir: toplumsal mücadelenin biçimlendirdiği bir nesne. Bu mücadele onun "sosyal devlet" yönünde evrilmesine de yol açabilir, faşist yönde gelişmesine de. Birincinin insanlık için daha uzun zaman bir ihtiyaç olarak kalacağı kanısındayım. Ama bu, devletle aramdaki "dostluk" ilişkisinin bayağı "soğuk", zorunluktan ileri gelen bir ilişki olması durumunu değiştirmiyor.
Benim "kabul edilebilir" bulduğum bu devlet "Anglo-Sakson muhafazâkarlar"ın en çok nefret ettikleri devlet. Yukarıda, uluslararası dayanışma için söylediğim gibi, salgın içimizden birilerine, "İşte bakın, devletin ne zaman, niçin gerekli olduğunu gösterdi" dedirtebilir.
Ama bu, öbür türlü düşünen (ve dünyanın gidişine egemen olan) kesimi ikna edecek midir? Jacksonian Amerikan "muhafazakar-liberaller", "Haydi, iyi işleyen bir sağlık sistemi kuralım" diyecekler mi, Britanya sağı Thatcher’ın yıktıklarını yeniden inşa etmenin gerektiğini anlayacaklar mı? Asıl kilit soru: Dünyanın daha adil, daha eşitlikçi olması için gerekli "vergileri" vermenin yararına inanmaya başlayacaklar mı?
Belirli bir durum, bir toplumsal konjonktür, A ülkesinde sosyalizme, B ülkesinde faşizme kapı aralayabilir. Bu, "durum"un kendi özelliklerine göre değil, o varsayımsal toplumda o zamana kadar yaşanmış mücadelenin sonuçlarına göre biçimlenecektir. Bunun gibi, salgının da her yerde aynı anda aynı tepkileri ve sonuçları üretmesini bekleyemeyiz.
Bekleyemesek de, olayın ve harekete geçirdiği mekanizmaların bencillik içgüdüsünü törpüleyecek, buna karşı dayanışma ahlakını besleyecek bir potansiyel taşıdığını görüyoruz. Ancak bunu bir yandan çevre sorunlarıyla bağlantılandıran bir geniş bakışla birleştirmemiz gerekiyor. Bir yandan da, dünyanın vardığı teknolojik gelişme aşamasını doğrudan demokrasi yönünde etkinleştirecek bir siyasi düşüncenin içini doldurmalıyız. Şu sıralarda bütün yetersizliklerine rağmen dünyanın gidişini etkileyen ya da hatta belirleyen popülist demagoglara karşı, bugüne kadar olandan daha inandırıcı bir çoğulculuğa ve enternasyonalizme ihtiyacımız var.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025