Murat BELGE
Pek çok kişi, haklı olarak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhalefet ve özellikle de CHP üstüne boşalttığı hakaret ve suçlama niceliği ve niteliği karşısında şaşkınlığa kapılıyor ve "Niçin böyle yapıyor? Nereye varmak istiyor?" diye soruyor. Bu durum aslında yeni başlamış bir durum filan değil; 2013’ten beri kendi med ve cezirlerini yaratarak devam ediyor. Ama son zamanlarda miktarında ve mahiyetinde artış görünüyor.
"Nereye varmak istiyor?" sorusu bana çok anlamlı görünmüyor. Gözünüzün önüne getirin, adamın biri çıkmış diyor ki "X son derece zararlıdır. Bir an daha yaşamasına izin verilmemelidir." Bu sözler söylendikten sonra, söyleyen kişinin ne yapmasını beklersiniz? Elinde güç ve imkan varsa, bu zararlı X’in ortadan kaldırılması için harekete geçmesini beklemez misiniz? Tayyip Erdoğan’ın elinde "güç ve imkan" var mı, ne dersiniz? Şüphesiz, fazlasıyla var. O halde?
"Yerli ve milli" nitelemesi var. Tayyip Erdoğan bunları size bahşetmişse, kullanabilirsiniz. Öyle bir durum yoksa, hele Tayyip Erdoğan’ın yaptıklarına, söylediklerine muhalefet ediyorsanız, sizin "yerli ve milli" olmanıza imkan yok. O halde nesiniz? Bu milletin yapısına aykırı, yabancı, ekleme, yapay bir şeysiniz. "Bizden" değilsiniz. Eksilmenizden kimsenin kaybı olmaz. Erdoğan epeydir bu yargıyı kamuoyunda kesinleştirmek için çaba gösteriyor. Birilerinin diline yerleştirdi de.
Ancak şimdi, sorun "yerli ve milli" olmak ya da olmamakla bitmiyor, kapanmıyor. Böyle olmadığınız zaman ayrıca "zararlı", "hain", "suçlu" oluyorsunuz. "Acaba"sı olmayan dünyalarında "Şunu dediyse bunu demek istedi" hükmü, söylenenden bağımsız olarak yerleşmiş ya da yerleştirilmiş. Dolayısıyla ne söylerseniz söyleyin, sizi o "suçlular" kafilesine katacaklar
Bunun şimdilerde belirgin bir "politika" karakterini edinmesi sanırım ekonominin kötüye gitmesiyle bağlantılı. Kötüye giden ekonomi muhalefete, hem de en etkili cinsten eleştiriye haklılık zemini sağlar. Bu doğal olarak istenmiyor. Hoşnutsuzluk bulutlarının şimdiye kadar olduğundan çok daha yoğun olması ihtimali, bastırma tedbirlerinin de ağırlaştırılmasına yol açıyor olmalı. Önümüzdeki dönem Tayyip Erdoğan iktidarı açısından eğlenceli geçmeyecek, belli. Ama iktidar bizim gibiler için de öyle olmamasının tedbirlerini alıyor- bu da belli.
Siyasette radikal bir şey yapmak çok zaman belirli bir hazırlık gerektirir. Sonuç olarak, içindeki bütün bölünmelerle, toplumun özne olduğu bir süreç söz konusu. Onun için Erdoğan’ın da kendi aklından geçenleri fiili gerçeklik alanına dökmeden önce, kendinden olanları bir türlü, olmayanları bir başka türlü, "olacaklara" hazırlaması gerekiyor. Zaten onun için Erdoğan ekranda belirip bir şey söyleyince hemen ardından bütün kanallardan bir bombardıman geliyor. Hatta bunu yapan trollerin arasında neyin geldiğini önceden kestirip yolu açan "daha akıllıları" da var.
Erdoğan’ın gerilime ihtiyacı oksijen ihtiyacı kadar hayati. Bu, onun propaganda ordusunun kolayca kavrayıp uygun pozisyonu aldığı bir durum. Türkiye’nin siyasi gelenekleri çerçevesinde bu pozisyona girmek çok kolay oluyor. İşte bugünlerde tartışılan "Noyan" konusu. Ama bu hanım günümüz ortamında yalnız değil. Onun dile getirdiği duyguların beş beterini döküp saçan kaç örnek daha görmüştük geçmiş günlerde. Geçmiş günlerde belki daha seyrekti de şimdilerde sıklaştı. Ama şu günlerde de "Boğaz’ın serin suları" edebiyatı ile ve benzerleriyle karşılaştık. Bu tür beyanatlar tahmin ediyorum ki AKP içinde de birçok kişiye aşırı geliyor ve keyif kaçırıyordur. Ama "Reis" oralı değil. Reis büyük bir barometre olarak erişilen basıncı ölçüyor, denetliyor, basıncın ve gerilimin istikrarla devam etmesini sağlamak için arada sırada böyle aşırılıklara da göz yummak gerektiğini biliyordur.
Haşiye
Bu gerilim yükseltme yarışı devam ederken Kayseri’nin Ülkü Ocakları örgütünün başkanı da bir başka konuda gündeme adım atmıştı. Açlık grevinden son anda vazgeçecek olsa da geç kalan ve hayatını kaybeden arkadaşın Kayseri’de gömülmesine engel olmak üzere yola çıkmıştı. Bunu gerçekleştirmesinin yolu, eğer gömülecek olursa, mezarını açıp naaşını yakmaktı. Yani böyle yapacağını söylüyordu.
Öğrendik ki Devlet Bahçeli bu beyanat üstüne kendisini başkanlıktan azletmiş.
"Buna sevinmemiz mi gerekiyor?" sorusu ister istemez akla geliyor. Boğaz’ın serin sularından söz edenler filan "Seni öldürürüz" diyorlar. Bu herhalde -söyleyen iktidar tarafındaysa- fikir özgürlüğünün biraz heyecanlı bir tezahürü, çünkü yasal mercilerin kılı kıpırdamıyor. Ülkü Ocakları "öldürürüm" demiyor, çünkü adam zaten ölmüş. Cesede yapacaklarını söylüyor. Bunu düşünmek de ayrı bir dehşet. Bu tehdidi gerçekleştirmek için neler yapması gerekiyor? Herhalde kafadar yardımcılarıyla mezarlığa gidecek, mezarı kazacak. Cesedi tabutundan çıkaracak... Neyse, yetti. Bunları aklından geçirebilen birisi, aklından geçirdiklerini yüksek sesle söylemese de, tuhaf şeyler söylemeden edemez diye düşünüyorum. "Günaydın" demesi bile bir başka türlü olmalı.
Yani, "Böyle biri 'başkan' olur mu?" diye düşündürürdü, demek istiyorum. Ama uzatmayayım lafı. Öyle de olsa, hiç değilse azledilmiş. Bu tepkinin bir benzerini "Reis"in gösterdiğini hiç görmedikti.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025