Nabi YAĞCI-Taraf Yazıları
Son üç yazımda 2000’li yılların başlarından itibaren katı merkezci devlet çekirdeğinin çevreden yükselen değişim enerjisiyle çözülmesi sonucu ortaya çıkan hegemonya krizi üstünde durdum.
Askerin darbe tehditleri, muhtıra hotzotlarıyla, Ergenekon çevresinin bayrak sallamaları, rejim tehlikede nakaratlarıyla devletin merkezî çekirdeğinin çözülüşü durdurulmak istendi. Bu amaç için devletin asli ve yedek bütün kurumları savaş alanına sürüldü. Fakat sonuç alıcı stratejik vuruşu başaramadılar. Öte yandan AKP’nin demokratik reformlarda yavaşlaması, özellikle Kürt açılımını sonlandırmasıyla birlikte AKP-BDP gerilimi had safhada yükseldi ve değişimci güçler de vesayetçi güçler üzerinde hegemonya tesis etme koşullarını böylece yitirdiler. Bu kararsız-denge durumundan yararlanarak siyaseti merkeze kaydırma planları olduğunu yazmıştım.
Siyasetin merkeze çekilmesi demek, iç/dış dinamikler sonucu ortaya çıkan köklü demokratik değişim enerjisinin merkez tarafından (devlet) bir kara delik gibi içe çekilerek massedilmesi demektir.
Seçim nutuklarının içi boş gürültüleri arasında benim görebildiğim manzara-i umumiye böyle.
Peki, bu strateji tutar mı, vesayetçiler siyaseti merkeze çekmede başarılı olabilirler mi? Bence sormamız gereken ikinci soru bu. Bu soruya yanıtım “hayır” olacak.
Hayır. Başaramazlar.
Ancak buradaki “hayır” yanıtım koşulludur. Eğer demokratik değişim yanlısı güçler büyük yanlışlar yaparlarsa statüko yanlıları bu operasyonda başarılı da olabilirler.
Dünya fokur fokur kaynıyorken, yanı başımızda Arap-İslam âlemi “altüst” olurken Türkiye’nin asude, sakin bir liman olabileceğini düşünmek gerçek dışıdır. Merkeze çekilmeye iç dinamikler de izin verici değildir, başta Kürt meselemiz ve yeni anayasa meselesi olmak üzere... Fakat buna rağmen yanlış yapılırsa, şu sıralar zaten aşağıya çekilmiş olan demokratik değişim ivmesi tümden dibe vurabilir. Zamanı yitirmek demek bu.
Bir önceki yazımda Ayşe Kadıoğlu’nun “Seçim siyasetinin ekseni” başlıklı makalesini önemli bulmuş ve işaret etmiştim. O makalede Kadıoğlu “Siyaseti AKP-Ergenekon gerilimine kilitlemek olsa olsa vesayeti güçlendirmeye yarar” haklı uyarısında bulunuyordu. Özellikle siyasetin merkeze çekilmeye çalışılması karşısında bu uyarı çok daha anlamlı. Bu kilitlenme AKP’nin demokratik reformlarda duraksamasını örttüğü gibi, AKP içindeki devletçi kanadı da güçlendiricidir. Seçimlerde AKP’nin sloganlarından biri olan “istikrar vaadi” bu anlama da yorumlanabilir. Yani “Devlet kurumları bu çatışmalarda yıprandı, yara aldı şimdi durup bu yaraları sarmak gerek” düşüncesi. Veya reformlarda frene basmanın sahte gerekçesi.
Gelecek Meclis’in bileşimi nasıl olursa olsun kesin olan şey hiç kimse reformları tümden rafa kaldırma gücüne sahip olamayacaktır; fakat önemli olan yapısal değişikliği getirecek stratejik reformların uyutulmasını önlemektir. Bunu nasıl başarabiliriz? Bu da üçüncü soru.
Çılgın demokrasi projesiyle.
Çılgın demokrasi projesinin merkezinde “sivil demokratik yeni anayasa” olmak zorunda. Tam bu noktada kaygılarım var. Abant Platformu’nun yeni anayasa konusunda yapılan toplantı sonrası açıklama bu kaygımı arttırdı. Hiç kuşkusuz açıklanan sonuç bildirgesinde çok önemli noktalar var ama anayasanın yapılış usulü ile ilgili olarak eleştirilerim olacak.
Öncesinde halk olacak, yani tartışmalar sonrasında bir taslak çıkacak, sonrasında da halk olacak yani hazırlanan anayasa taslağı referanduma sunulacak, buraya kadar tamam. Fakat daha henüz genel seçimler öncesinde anayasa taslağını hazırlama mekânı Meclis olarak işaretleniyor ki eleştirdiğim budur. Abant açıklamasında bu taslağın hazırlığına sivil toplum kuruluşlarının da katılması gereğine işaret ediliyor ama söyleyeceğim sakıncayı ortadan kaldırmıyor bu.
Sakınca, anayasa yapımının merkeze yani Meclis’se (siyasi partilere) hapsedilme tehlikesidir.
TBMM üstünde asker ve yüksek bürokrasinin vesayetine karşı çıkmak başka şey –buna her zaman karşı çıkacağız, demokrasimizin geleceğini barajla, seçim ve siyasi partiler yasalarıyla güdükleştirilmiş Meclis’e teslim etmek büsbütün başka bir şey. Sonunda buna mecbur da kalınabilir ama neden şimdiden, peşin peşin bu mecburiyet ilân ediliyor. Üstelik de kimin adına bu ilân? Halkın böyle bir tercihi mi ortaya çıktı?
Oysa tam da seçim arifesindeyiz ve halk siyasi tercihini daha göstermedi. Varsayalım ki bu seçimlere katılım oranı müthiş düşük oldu bu durumda halkın verdiği bu mesaj ne anlama gelir? Arife tarif gerekmez. Bu durumda yeni anayasa meşruiyetini böylesi zayıf bir temsilden alabilir mi?
Burada asıl vurgulamak istediğim, anayasa yapım sürecinin kendisinin demokratik katılım alanını genişletmek için bir enstrüman olarak görülmesi gereğidir. Sonunda önümüze uzlaşma noktası gelecek elbette ama daha mücadelenin başındayken, daha yumurta bile yemeden peşin olarak uzlaşma mekânını Meclis (merkez) olarak göstermek niye?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.05.2012
3.05.2012
30.04.2012
28.04.2012
26.04.2012
23.04.2012
21.04.2012
19.04.2012
16.04.2012
14.04.2012