Namık ÇINAR
Geçen hafta Taraf’ta, dikkatlerden kaçan küçük bir haber fersiz bir yıldız gibi kayarak geçip gitti, gözlerimizin önünden.
Önlenemez bir aşamaya gelerek artık kendileri için de tehlikeli olmaya başlayınca, Suriye’yi terk etmek zorunda kalan BM Misyonunun en tepedeki yetkilisi General Robert Mood, Norveç’in başkenti Oslo’da yaptığı basın toplantısında, “devlet başkanı Beşşar Esed’in bireysel olarak devrilmesinin an meselesi olduğunu, ancak bunun kimseyi yanıltmaması gerektiğini, zira BAAS rejiminin kurumsal olarak nihai düşüşünün kolay olmayıp aylar hattâ yıllar alabileceğini; Suriye ordu yetkililerinin muhalefet saflarına katılmak için hükümet kademelerini terk edip yeni oluşumların içini doldurmaya başladıkları düşünülürse, BAAS enerjisinin şimdi artık bu kanatta toplandığını ve o yüzden de demokratikleşmenin öyle kolay kolay gerçekleşemeyeceğini” söylemişti.
Bizim Cumhuriyet tarihimizin başlangıcında da, Anadolu halk inisiyatifinin Mondros’tan itibaren kendi kendine toparlanıp geliştiğini gören yenik İttihatçılar, hani nasıl daha sonra Anadolu’ya geçerek duruma el koydular ve hâlâ kurtulamadığımız o meş’um vesayet rejimini başımıza çorap diye ördülerse; üstelik yetmezmiş gibi, kurdukları bu düzeni kutsayarak sorgulatmayacakları bir zırhla da kaplayıp, nasıl büyülenmiş ve sadık nesiller de yetiştirdilerse; işte o yüzden, bu gözlem hiç yabana atılır bir gözlem değildir, bana göre.
Avrupalı general, demek bir çırpıda anlamış, Şark’ın hastalığını. Ama ne hikmetse, o generalin bir solukta kavrayabildiğini bir bizimkiler kavrayamadılar, bir asırdır yazık ki.
Cezayir’de Libya’da Mısır’da, Irak ve Suriye’de; Arap Baharı’nı yaşayan ama bir türlü dinginleşemeyen bütün bu topraklardaki kaosun temel sebeplerinden biri de, tıpkı bizim İttihatçılıktaki gibi, Ortadoğu’nun birkaç yüzyılını alacak çetrefillikteki “BAAS kördüğümü”dür.
Her zaman için Türkiye’de de yapılageldiği üzere, aslında sadece egemen yapının ekmeğine yağ sürmeye yarayan ve “birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde”nakaratıyla çalınan bir ezgi, şimdilerde Arap dünyasına da pompalanarak, o bildik BAAS’çı militarist vesayet ideolojisinin, kurulmak istenen bu yeni düzeni de ele geçirmesi, duruma yeniden egemen olması sağlansın istenmektedir. Türkiye’nin rol-modelliği de, olsa olsa ancak buradadır.
O nedenle bana, Ortadoğu’da cirit atan hegemonik güç oyuncularının, Arap halklarını ayaklandırdıklarından çok, nispeten kendi denetimleri dışında olarak tecelli eden bu hareketleri yeniden eski yataklarına oturtarak sanki yeni bir yüzle imiş gibi izlenimlerle kontrol altına almaya çalışacakları, gerçeğe daha yakınmış gibi görünüyor.
Bunların en tutucusu da, vesayet modeli bakımından “ağabey” konumundaki Türkiye! Hem buraları,“sınırları geçen yüzyılın başında İngilizler tarafından cetvelle çizilmiş yapay devletler ve uyumsuz halklar coğrafyasıdır” diyerek küçümseyen, hem de şimdi kalkıp, “aman mevcut bütünlükler bozulmasın, herkesin sınırları eskisi gibi muhafaza edilsin” diye çırpınıp duran ve ayaklarına kendi ürettiği çelişkiler yumağı dolandığı için her an sendeleyip düşecekmiş gibi insanın yüreğini ağzına getiren Türkiye!
Nitekim “muhalifler güçlendikçe”, ABD ile işbirliği hâlindeki Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye, Suriye ordusundan firar eden generallere kucak açarak, onları yeni oluşuma monte etmeye çalışmaktadırlar.
Buna en son örnek, Esed’in çocukluk arkadaşı artist kılıklı bir general, ilkin Türkiye üzerinden Paris’e kaçırılmış, daha sonra geri getirilerek bakan Davutoğlu marifetiyle “Özgür Suriye Ordusu”na yamanmaya kalkılmıştır.
Ne ki muhalifler, “General Manaf Tlas gibi birini bir kez kabul ettiniz mi, Esed gibi olur ve onu iktidardan indirmek neredeyse imkânsız hâle gelir” diyerek bunu yutmamışlardır. “Biz bir diktatörün yerine bir başkasını koymayacağız” demişlerdir.
Hoş, bu öykünün sonunu hayat gösterecek. Çünkü bizim “Milli Mücadele Başkaldırısı”nda da benzer şekilde, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Anadolu’ya geçerlerken yanlarında getirdikleri İttihatçı zihniyete karşı koymaya çalışan ve kurulacak ilk Meclis’te “ikinci grub”u oluşturan muhalifler çıkmış iseler de, Kemalist ideoloji serpildikçe tasfiye olmaktan kurtulamamışlardı.
Ama buradaki önemli husus, Türkiye hükümetinin Suudilerle ve Katar’la kader birliği içinde, gerici küresel politikalara yatırım yapmaya çalışmakta olduğudur. Bu tutumun ise, mutlaka bir karşılığının bir bedelinin varolacağı, kısa zaman zarfında görülecektir.
Erdoğan’ın Arap halklarının değişimlerinden yanaymış gibi yankılanan söylemlerine karşın, eylemleri, yıkılmaya yüz tutan BAAS’ın tekrardan toparlamasına hizmet edecek mahiyettedir. Türkiye’de de düzenden yana olduğu nasıl sonradan su yüzüne çıktıysa, ayaklanan bütün Arap âleminde sadece liderlerin gitmesini, ama devletlerin ve o gerici sistemlerin mümkün ise Sünnilikten yana biçimlenerek olduğu gibi kalmasını istediği giderek aşikâr bir hâl almaktadır.
Bütün bu yanlış siyasalar “Kürt korkusu” yüzündendir. Kürtleri anlamak ve bağra basmak, hem bölünmeyi durdurup birleştirici bir yola girmemizi, hem de Arap halklarına hak ettikleri özgürlükleri çok görmeyen yüreğimizin sesini duymamızı sağlayacaktır.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016