Nuray MERT
Avrupa Birliği’ni de AB sürecini de en çok eleştirenlerden biriyim, diğer taraftan Türkiye’nin AB tam üyesi olacağına hiçbir zaman inanmadım. AB süreci, iki taraflı bir samimiyetsizlik süreci olarak yaşandı, bitti. Yok, AB sürecini milliyetçi olduğum için eleştirmiyordum, “demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesi”nin dışardan itekleme ile olamayacağını düşündüğüm için eleştiriyordum. Diğer taraftan, AB’nin sadece siyasal bir ilkeler birliği olmadığını, asgari bir kültürel yakınlık gerektirdiğini düşünüyordum, hâlâ da öyle düşünüyorum. Yok, “demokrasi bizim kültürümüze yabancı” diye düşünenlerden değilim, daha gündelik düzeyde kültürel yakınlıktan söz ediyorum. Günün sonunda, Fransa Batı’nın, Türkiye Müslüman ülkelerin en laik örneği, ama birinde Noel, Paskalya, diğerinde Ramazan ve Kurban bayramları resmi tatil. Tüm bunları zamanında hakkıyla tartışma ortamı olmadı, AB’ciler, en ufak itiraz edeni “ulusalcı” ilan ederken, muhafazakârlar/ İslamcı çevre Kemalizmi “tasfiye” etmek adına AB’nin paçasına yapıştıkları için, doğru dürüst tartışamadık.
Mevcut durumda mesele, başka bir uca savruldu; Kemalist statükoyu tamamıyla tasfiye etmeyi başaran iktidarın AB pistonuna ihtiyacı kalmadı. Diğer taraftan AB’nin, Türkiye’yi “İslami demokrasi” modeli olarak desteklediği dönem bitti, bizim İslamcılar hüsrana uğradı, zamanında paçasına yapıştıkları AB’den soğudular. Dahası işleri bittikten sonra “demokrasi”, “insan hakları”, “özgürlükler” gibi değerlerden de buz gibi soğudular. “Başörtüsüne özgürlük”, “dindarın insan hakları”, iktidarlarının teminatı altına girdikten sonra, gerisine bu hak ve özgürlükleri tanımak işlerine gelmedi, hesaplarına uymadı. Diğer taraftan, düne kadar İslamcı iktidardan şikâyet edenleri “ayrıcalıklarını kaybettiği için sızlanan Kemalist azınlık, toplumuna yabancı seçkinler” olarak niteleyip, otoriterleşme tehlikesine kulak asmayan AB ve genelde Batı siyaseti, birdenbire tavır değiştirdi. Sonuçta, iki taraf da birbirinden samimiyetsiz olunca, kimin haklı, kimin haksız olduğunu tartışmanın anlamı kalmadı.
Bu, geldiğimiz noktayı tartışmayacağız demek değil. Türkiye AB ile tam üyelik olmasa da, ciddi siyasi ve ekonomik angajmanlar içinde olan bir ülke, bu süreçten kopması ciddi ve sonu belirsiz bir savruluş olur. Bırakın AB ile bağlayıcı anlaşmaları, Lozan’ı tartışmaya açan bir ülke, kendine bambaşka bir istikamet çizmeye hazırlanıyor demektir. Dahası, bu sadece bir dış siyaset meselesi değil, ucu ister istemez, Türkiye’nin rejimi konusuna dayanıyor. AB tümüyle bir “ilkesel birlik” platformu olmayabilir, ama Türkiye’nin AB ve Batı karşısında takındığı tavır, sıradan bir dış siyaset konusu değil, nihayetinde işin ucu siyasal sistem ve onun dayandığı ilkelere, kavramlara gidiyor. Nitekim, Cumhurbaşkanı ve onun liderlik ettiği mevcut iktidar da olayı bu şekilde görüyor ve tanımlıyor.
Bu çevre için demokrasi, özgürlükler gibi konular, “evrensel” değil, “kültürel” değerler, Batı’nın kendi kültürel değerleri, yani bizim kültürümüz ile uyuşmayabilir. Yani biz yoğurdumuzu kendi bildiğimiz gibi yiyeceğiz, bu da demektir ki birbirimizi yiyeceğiz. Çünkü, demokrasi, hak ve özgürlükler kavramları ve bunlar üzerine inşa edilen siyaset anlayışının önemi, farklılıkları suhuletle bir arada yaşatmak ve bireysel özgürlükleri teminat altına almak kaygısından kaynaklanıyor. Bu hedefleri toptan silip atmanın sonu farklı kesimler arasında kavgaya yol açacak, bireysel hak ve özgürlükler “din, kültür, millet, dava” gibi gerekçeler ile sonuna kadar sınırlanacak, zaten halihazırda yaşadığımız bu süreç, daha uç noktalara gidecek.
İslamcı ve milliyetçi çevreler, demokratik siyaset ve onun üzerine inşa edildiği değerlere hep mesafeli oldular, bu değerlerin evrenselliği iddiasına hep kuşkulu baktılar, ama nedense yine hep bunları doğrudan tartışmaktan kaçındılar. Nitekim, hâlâ başvurdukları en büyük meşruiyet kaynağı “sandık”, “milli irade” gibi, (tek başlarına demokrasiyi tanımlamakta yetersiz de olsa) hep demokratik siyasetin temel kavramları. Neden, bu kavramlar, değerler “yabancı”, “Batı icadı” değil de, diğerleri öyle! İzah edemiyorlar, zira kalkış noktaları Batı dünyasında da örnekleri görülmüş olan, sıradan otoriter siyaset özlemi. Demokrasi AB ile gelmeyecekti, ama AB’den kopuşla tümüyle gidecek, zira iktidarın AB kavgası, aslında Batı’ya özgü olarak tanımladığı değerler, mesele bu değerler ile başlarının hoş olmaması.
Kavganın asıl konusu, AB’nin Kürt meselesine müdahelesi, “terör”ü desteklemesi mi? Biz meselemizi kendi aramızda halledebilmiş olsaydık, ötesini kim nasıl kurcalayabilirdi ki? Unutmayın, vaktiyle ulusalcılar da, Avrupa’yı, münhasıran Almanya’yı, İslamcıları Türkiye’ye karşı kullanmakla itham ederlerdi, Almanya’da hilafet taraftarlarının yaptığı toplantıların videolarını izletirlerdi. Hiç temel sorunun, laik rejimin demokratikleşememesi, dindarı ile barışamaması olduğunu düşünmezlerdi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024