Oktay Cansın EMİRAL
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun AKP’yi kongreye götürme ve genel başkanlıktan çekilme kararı dünya kamuoyunda çok konuşuldu. Yurt içerisinde siyaset ile ilgili kesim ise şaşkınlık içerisinde gelişen olayların nereye varacağına yönelik öngörülerde bulunuyor; fakat olayların çok boyutlu olması bu durumu içerisinden çıkılmaz bir hâle getiriyor.
Yaşanan olaylar zincirini oluşturan halkaları teker teker ele alma ve tarihsel bir sıralamaya sokma çabasına girip konuyu uzatmaya gerek duymuyorum.
Ülkemizde cumhurbaşkanının halk tarafından seçilerek işbaşına gelmesi ile oluşan yeni yapı siyaset bilimi elitleri tarafından yarı başkanlık olarak yorumlanmıştır. Siyasal hedefi başkanlık sistemi olan muhafazakâr bir siyasal partinin iktidar olduğu toplumda yarı başkanlık döneminden geçilmesi, yaşanacak gerilimler ve tecrübeler ışığında kendisine uygun bir başkanlık modelinin seçilmesi veya oluşturulması gerekmektedir; aksi hâlde çoğunluğu muhafazakâr olan bireylerden oluşan bir toplumda aniden siyasal sistemi değiştirmeniz devrim olarak algılanır ve bu karşı devrim potansiyeli yaratır.
Türkiye’nin; Tayyip Erdoğan’ın siyasal tercihine bağlı olarak girdiği sistem değişikliği yolunda, rakip partilerin engelleme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanacağını varsayarsak yeni seçilecek başkanın kim olacağı ve başkanlık sistemi modelinin nasıl olacağı hakkında doğru tahminlerde bulunabiliriz.
Öncelikle siyasi düşünce tarihinde yeni sayılan başkanlık sisteminin federal yapı ile desteklenmediğinde başarısız olacağı tezinden yola çıkarsak “Federasyon demokratik bir siyasi yapıdır” söylemi ile akıllara gelen Abdullah Gül’ün genel başkanlığa en yakın isim olduğu ortadadır. Genel başkanlığa en yakın ikinci isim ise partiye yeni bir dinamizm getireceği düşünülen Bekir Bozdağ’dır. Ayrıca AKP’nin yargıyı dizayn etme çabaları ve HSYK üzerinde yaptığı değişiklikler sistemin nasıl şekilleneceği hakkında ipuçları vermektedir. Bu gelişmeler Türkiye’nin etnik yapısının birçok etnik kökene dayanması ile benzerlik gösteren İspanya’da uygulamada olan federal yapıdan esinlenerek yapılandırılacak başkanlık sistemine doğru gidileceğini göstermektedir.
İspanya modeli; siyasal bilimler literatüründe post-modern federalizm olarak bilinmekte ve bünyesinde üniter sistemin özelliklerini eritmemektedir. Bu durum cumhurbaşkanının “tek devlet, tek millet, tek bayrak” söylemi ile çelişmediğinden uygulanması en pratik model olarak görülmektedir.
İspanya’da her eyaletin kendi polis gücü, yasama meclisi, bakanlar kurulu bulunmaktadır. Yasama ve yürütme gücü yerel yönetimlere bırakılmıştır, yargı gücü ise merkezîdir. Eyaletlerin kendine göre çıkardığı yerel yasaların federal anayasaya uygunluğu Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenir ve onayı olmadan yürürlüğe girmez.
Uzun süren Francisco Franco faşizminden sonra uzun yıllar ETA terörü ile mücadele etmek zorunda kalan İspanya’nın gerçekleştirdiği sistem değişikliği sayesinde huzur ortamını sağladığı kabul edilmekte ve ülkemizde süren PKK terörünün üstesinden bu şekilde gelineceği düşünülmektedir.
İyimser bir bakış açısı ile başkanlık sistemine giden süreci değerlendirdikten sonra şüpheci yaklaşım ile gelişen olaylara yorum getirmek gerekirse; cumhurbaşkanının yetkilerini yeterli bulmayıp, parlamento üzerinde denetimini artıracak ve siyasi geleceğini garanti altına alacak tek yol olarak değerlendirebileceğimiz başkanlık sistemine geçiş sürecinin doğal olarak toplumun geniş kitlelerini endişelendirmesi kaçınılmazdır.
Kamuoyunda, parlamenter sistemin ve demokrasinin etkinliğinin düşürüleceği, kişisel hak ve özgürlüklerin devlet karşısında zayıflatılacağı hâkim görüş olmakla birlikte, sadece ülkemizde değil, gelişen küreselleşme olgusu neticesinde tüm dünyada bu eğilimler göze çarpmaktadır.
İyimser bakış açısı ile post-modern burjuva demokrasisine, şüpheci bakış açısı ile post-modernizmin kaosuna gitmemizi sağlayan başkanlık sistemi tartışmaları ülkemizde bundan sonra da uzun zaman düşünülecek ve tartışılacak.
Bu konuda optimist mi, yoksa şüpheci mi olmak bizi gerçeğe ulaştırır; yoksa gerçeği bir kenara itip, iyi topluma nasıl ulaşabiliriz sorusuna mı yanıt aramamız gerekmektedir?
Alman filozof Hegel felsefeyi: Zamanı bilinçte kavramak şeklinde tanımlamıştır.
İçerisinde bulunduğumuz ve post-modernizm olarak adlandırılan zamanı kavrayabilmek için öncelikle gerçeğin ne olduğuna mı, yoksa iyi topluma nasıl ulaşabiliriz sorusuna mı öncelik vermemiz gerektiğine doğru yanıt vermemiz gerekmektedir.
Bence, iyi toplum nasıl olur sorusuna yanıt aramak ikinci sıradadır. Benim için en yalın ve ulvi olan ilk arayış, gerçek nedir sorusunun cevabıdır.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.07.2022
19.04.2022
8.04.2022
22.05.2021
16.03.2017
18.01.2017
8.02.2016
27.09.2016
2.02.2016