Pelin CENGİZ
Soma’da 301 işçinin katledildiği facianın ardından geçen dört ayda sadece madenlerde 31 işçiyi kaybettik. Son olarak Ermenek’te su basması sebebiyle meydana gelen maden göçüğü, Soma’dan bu yana bir arpa boyu ilerlemediğimizin net göstergesi. Ne iş güvenliği, ne denetim, ne de sorumluların cezalandırılması yönünde herhangi bir adım atılmadı. Soma’da ölen işçiler için çıkarılan torba yasanın ilk mağdurları da yine madenciler oldu. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından işverene çok yük getirdiği gerekçesiyle, bazı madenlerde üretim durdu, işçiler bir anda sokağa atıldı.
Bu facialar, AKP iktidarının bilinçli fosil yakıt ekonomisinin ve “gelişen ülke tarım yapmaz” politikasının sonucudur. Türkiye, İran ve Rusya başta olmak üzere bazı ülkelerle yapılan pahalı doğalgaz anlaşmalarını azaltmak ve güya ithalat bağımlılığını yerli enerjiyle dengelemek için kömüre yöneldi. Bu anlaşmaların bazıları, süresi bittiğinde yenilenmedi. Cari açığa karşı yeni bir silah gibi sunulan yerli kömür teşvikleri genişletildi, öncelikle yatırım alanlarından biri hâline getirildi. 50 yeni kömürlü termik santral hedefiyle 2012 “Kömür Yılı” ilan edilirken, bedelsiz dağıtımın etkisiyle konutlarda daha uygun fiyatlı olduğu gerekçesiyle kömür kullanımı arttı. Ağırlıklı sanayide olmak üzere son 10 yılda kömür kullanımı yüzde 200 yükseldi.
Tam bir Zihni Sinir Projesi
Kömür en başta cana kast ediyor, süreç içinde üretim zinciri boyunca yaşanan zorunlu göçler, kültürel ve doğal zenginliklerin kaybı, tarım arazilerinin kullanılamaz hale gelmesi ve insan hakları ihlalleri bunlardan sadece birkaçı…
Bunların hepsini göz ardı eden hükümet, Türkiye’nin Afşin Elbistan’dan sonraki en büyük linyit kömürü sahası olarak nitelenen Konya Karapınar’daki linyit rezervini çıkararak, bölgede bir termik santral yapmayı planlıyor. Tam bir yıl önce TEMA Vakfı, farklı alanlardan uzman bilim insanlarının görüşleriyle hazırlanan rapor, bu rezervin çıkarılarak termik santralde işlenmesi halinde ortaya çıkacak zincirleme felaketleri tüm açıklığıyla ortaya koymuştu. Bölgede planlanan linyit yatırımları ve termik santral projesiyle ilgili TEMA Vakfı’nın Enerji BakanıTaner Yıldız’ı, “Konya Kapalı Havzadır, linyit madenciliği yapılırsa yeraltı suyu basar” dediğini, Bakan’ın da uyarıyı kulak arkası ettiğini biliyoruz.
TEMA’nın raporu aslında bu bölgenin yeraltı su kaynaklarının bol bir yer olduğunu ve burada maden işletmenin cinayet demek olduğunu söylüyor. Buradaki proje iktidarın bayıldığı tam bir çılgın proje aslında, gerçek bir Zihni Sinir projesi…
Peki buradaki linyit madeni çıkarılır ve termik santral hayata geçerse neler olur, 10 maddede özetleyelim:
1- MTA tarafından bölgede tespit edilmiş 1,832 milyar tonluk linyit rezervi mevcut. EÜAŞ, kurulacak termik santralle 30 yıl boyunca 5870 MW’lık elektrik enerjisi üretmeyi planlıyor. Bu miktarda enerjiyi üretecek tek bir termik santral tipi yok. Bu durumda altı adet 1000 MW’lık veya 10 adet 600 MW’lık termik santral kurulması gerekiyor. Yeraltı suyunu kullanarak soğutma sağlamak için 8800 adet yeraltı su kuyusunun sürekli çalışması öngörülüyor.
2- Konya Kapalı Havzası, WWF’e göre, dünyada ekolojik açıdan en önemli 200 alandan biri. Havzada, iki adet milli park ve bir dizi SİT alanı var. Tahıl üretimi açısından “Türkiye’nin Buğday Ambarı” olarak nitelendiriliyor. Bölgedeki ekosistemin kırılganlığı nedeniyle burada açılacak bir kömür madeni ve termik santral, bölgedeki tarımın ve ekosistemin çöküşü demek. Bölgenin kalkınması için termik santrale değil kapsamlı tarım uygulamalarına ihtiyaç var.
3- Bölgede 1 metreküp kömür çıkartmak için yaklaşık 9,4 metreküplük kazı yapılması, kömür çıkarıldıktan sonra kalan 8,4 metreküplük toprağın ise başka yere nakledilmesi gerekiyor. Havzada tespit edilen 1,832 milyar tonluk linyit rezervinin hepsinin çıkartılması için kazılacak toprağın hafriyatı 11,5 milyar metreküp gibi hacme ve 22 milyar ton ağırlığa denk gelecek.
4- Tarıma elverişli araziler kazılıp kömürlü, kükürtlü, asidik, ağır metalli bir hâlde kazı alanlarına ve dekapaj yığma sahalarına yeniden doldurulduğunda bölgenin tarım arazileri büyük zarar görecek. Açığa çıkacak hafriyatın binde birinin bile tozlaşıp havaya kalkması, 30 yılda 22 milyon ton, yılda 700 bin ton tozun yaşam alanlarına ve tarım arazilerine uçması demek.
5- Çıkarılacak kömür ortalama 138 metre derinlikte. Kömürlü sahanın verimli olduğu bölgede ise yeraltı su düzeyi en çok 20 metre derinde. Bu da şu demek: Kömürün verimli şekilde çıkartılması için 300 metre derinlikte kazı yapılması, yani kazının yeraltı suyu düzeyinin altında gerçekleşmesi gerekli. Bunun için yeraltı suyunun pompalarla boşaltılması gerekiyor ki, bu da tüm Konya Havzası’nın suyunu çekmek demek.
6- İşletmenin sürdürülebilmesi için ya ocak tabanında birikecek suyun pompalarla ocak çukuru dışına atılması ya da ocağın ilerleyeceği yönde önceden yeterli sayıda su kuyusu açılması ve bunlardan sürekli su çekilerek ocağa su girişinin önlenmesi gerekli. Ancak, doğanın kendi içindeki dengeyi sağlama ilkesi gereği buraya yakın yerlerden de yeraltı suyu akışı başlayacağı için öngörülenden çok daha fazla su çekmek zorunda kalınacak.
7- Üstelik bunca zahmet son derece kalitesiz, nem oranı yüzde 47’yi bulan bir kömürden elektrik üretmek için çekilecek.Yapılacak termik santrallerin su ihtiyacı 2 milyar tondan fazla. Buna karşılık Konya Havzası’nda 1,5 milyar tondan fazla su yok. Santralde kullanılacak soğutma suyu için yeraltı sularının kullanılması da başka sorunları beraberinde getirecek. 350 kilometrelik bir alandan 30 yıl boyunca yeraltı su çekmek, Karaman-Ereğli-Karapınar arasındaki tüm yeraltı suyunu çekmek demek.
8- Kömürün çıkartılması esnasında çıkan hafriyatın verimli tarım arazilerine yığılması, kül uçması sonucu verimin düşmesiyle, yeraltı sularının çekilmesi yüzünden tarımda istihdam edilen 60 bin kişinin tarımsal geliri risk altına girecek. Su varlığı hızla azalan bölge önemli ölçüde göç verecek, yeni sosyo-ekonomik sorunlar baş gösterecek.
9- Proje hayata geçtiği takdirde, termik santralden çıkan küller 10 metre yüksekliğinde yığılsa bile, 5220 futbol sahası kadar yer kaplayacak. 30 yılda 50 milyon ton kükürt ortaya çıkacak, 156 milyon ton kireç taşı kullanmak gerekecek, 30 yılın sonunda atmosfere de 68 milyon 750 bin ton karbon salınacak.
10- Raporda, bu kısımla ilgili bir değerlendirme yok ancak yıllarca sürecek ve ekosistemde geri dönülmez zararlara yol açacak, tarımı yok edecek, maliyeti hiçbir zaman öngörülen miktarla sınırlı kalmayacak bu proje esnasında meydana gelecek iş cinayetlerinin öldüreceği yüzlerce işçiyi düşünmek bile istemiyorum.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Sermayeye peşkeş çekilen bir denizin hikayesi: Marmara Denizi yaşam savaşı veriyor
8.03.2025 - 2024 ekoloji gündeminden akılda kalanlar: Suların yükselişi, insanlığın alçalışı, siyasetin haydutlaşması
29.12.2024 - Suçun getirisi, maliyetinden yüksek: Türkiye’de suç işleme özgürlüğü ekonomisi
14.10.2024 - Türkiye’de aynı gökyüzünün altında hepimiz aynı kirli havayı soluyoruz
27.09.2024 - AKP Genel Merkezi kararı şirkete uçurdu, Anagold Madencilik işçileri kovdu
23.08.2024 - Havada, karada, denizde yanıyoruz…
26.07.2024 - İklim Değişikliği Kanunu'ndan sansür çıktı
21.05.2024 - Felaket kapitalizmi, afet tüccarlığı Türkiye'yi cenaze evine nasıl çevirdi?
13.02.2023 - Anadolu'ya gelip yerleşeli 1000 yılı geçti, bir türlü kent yaşamını öğrenemedik
10.02.2023 - Akbelen’deki ekolojik yıkımda kritik tehdit: Bodrum susuz kalacak…
15.11.2022
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Îsmail Girikî
Yani Devletiniz bizzat PKKya Istihbarat veriyor.Cönkü devlet onu Kürdlere karsi kurdurmustu. Ve iste bu gibi olaylarinda bas tertipcisi Genelkurmaydeki en etkili Ergenekon Terör örgütünün Kürdistan bölgesindeki yerel Kumutanlardir. Hem MIT,Emniyet ve Askerin pkk ile isbirligi halinde oldugu bugün deyil ta sikisindan beri vardir.Her iki Taraftnada %95 Kürd katlediliyor buna Kürdculuk demek ya ahmak olmak gerekir yada cok geri zekali olmak gerekir. Kürd halk davasi iste bu Ergenekon Teröre kurban
Ad Soyad Giriniz...
Yani Devletiniz bizzat PKKya Istihbarat veriyor.Cönkü devlet onu Kürdlere karsi kurdurmustu. Ve iste bu gibi olaylarinda bas tertipcisi Genelkurmaydeki en etkili Ergenekon Terör örgütünün Kürdistan bölgesindeki yerel Kumutanlardir. Hem MIT,Emniyet ve Askerin pkk ile isbirligi halinde oldugu bugün deyil ta sikisindan beri vardir.Her iki Taraftnada %95 Kürd katlediliyor buna Kürdculuk demek ya ahmak olmak gerekir yada cok geri zekali olmak gerekir. Kürd halk davasi iste bu Ergenekon Teröre kurban.