Sezin ÖNEY
Türkiye siyaseti ve tarihine ilişkin olarak, akademik dünyada sorgulanıp duran bir konu da, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin darbelerden sonra neden iktidarda uzun süre “fiilen” kalmadığı, Latin Amerika tipi uzun dönemli bir cunta yapılanmasına gitmediği.
Sorunun yanıtı verilirken genelde kullanılan, TSK’nın, “daha darbeyi planlarken, ‘demokrasiye uygun şartları’ tesis etmeyi hedefleyip, bu başarılınca hemen çekilmeyi öngördüğü” tezlerinin kullanılması da, ne mantıken ne de ahlaken pek “doğru” kurulmuş sebep-sonuç ilişkileri gibi gelmedi bana.
Bugünlerde, “neden Türkiye’de ordu cuntalaşmadı” sorusu, Başbakan Erdoğan’ın “ayaklar baş oldu” söylemi ile beraber yeniden aklıma takıldı.
Türkiye’de ordular, uzun süreli, sorgulanamaz iktidarlar kurup cuntalaş(a)madı (bence her ne kadar bunu çok istedilerse de) ama neden AKP’de Erdoğan ile liderliğini bulan bir kanat, cuntalaşma eğilimleri gösteriyor?
Türkiye, bugün de çevresine baktığında, Avrupa ülkeleri bir yana, Ortadoğu ve hatta Kafkaslar’dan çok daha “köklü” bir demokrasi geleneğine sahip olmakla övünüyor.
Türkiye içinden de dışından da birçok yorumcu, “Gezi ve Tahrir” benzetmelerine ilişkin olarak, Türkiye’nin “demokrasi geleneğinin” Mısır gibi diktatörlüklerle yönetilmiş ülkelerle karşılaştırılamayacağını ifade etti.
Ki, aslında bu yaklaşım da haklılık payı var; bir anlamda da, son yıllarda Türkiye’nin bir talihsizliğine işaret ediyor bu durum.
“Arap Baharı” olarak adlandırılan ayaklanmaların yaşandığı ülkelere “model” olma ve böyle gösterilme hevesi, Türkiye’nin son yıllarda kendisini siyaseten ve toplumsal olarak hep, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ile karşılaştırmasına neden oldu.
Elbette, neden olmasın; ama bu karşılaştırma, “objektif” bir gözle yapılmazsa, bence Türkiye’de iktidar ve medyatik çevrelerinde olduğu gibi kendi olumlu yönlerini dev aynasında büyütme, eksiklerine karşı da körleşme anlamına geliyor.
“Türkiye farkını”, “Atatürk’e” yormak nasıl bir kolaycılıksa, son dönemde yaşanan demokratik dönüşümü “Erdoğan’ın gücüne” yormak da öyle bir basite indirgemecilik.
İşte bu noktada, “halkı temsil ettiği”, “halktan geldiği”, hatta “halkın iradesinin kendisinde somutlaştığını” iddia eden Erdoğan gibi bir liderin, “ayaklar baş oldu” sözleri, çok da sembolik bir önem taşıyor.
Gezi Parkı ile ilgili ilk duyarlılığı sergileyen sivil toplum platformu, Taksim Dayanışma’ya karşı söylenen bu sözler, “devlet” ve “devlet dışı” olanda tezahürünü bulan, Osmanlı’dan bu yana da süren “ikilikten” kaynaklanıyor.
Güçlü devlet geleneğine karşı, “ayaklar”, yani tabandan gelen bir hak arayışına yönelik bir “ayar verme” çabası hep var oldu bu topraklarda. Çok da ironik şekilde, ifadesini kimi zaman “Çarşı”da bulan ayaklanmalar, Osmanlı’da iktidar değişimlerine, “ifratlarından bıkılan” yöneticilerin güçlerinin sarsılmasına neden oldu.
Osmanlı’da, padişahların, sadrazamların, saray çevresinin “adaletsizliğine”, aşırılıklarına, hep kendilerine yontmalarına karşı “halk tedbiri” olarak, bir söylenti girdabı doğar, kulaktan kulağa dolaşan hikâyeler, yorumlar, “kamuoyu kanaatini” oluşturmaya başlardı.
Bu kamuoyu huzursuzluğu, yeniçeriler, “öğrenciler” ve İstanbul’da Kapalıçarşı’da esnaf arasında kıpırdanmaya yol açınca da, isyanlar başlardı. İsyancı liderleri ve “ayaklanan ayaklar”, adı konmamış, bir hak ve adalet, “özgürlük” talebiyle, Osmanlı sistemi için de, siyasi dönüşüme neden olurdu. Tabii, isyan sonucu gelen değişim, köklü bir kurumsal dönüşüme ve devletin zihniyet değişikliğine neden olurdu demek zor.
Devletin gücü el değiştirir, gücün yeni sahipleri de, devlet geleneğini, görüntüde değişerek ama içerikte de sürdürerek devam ettirirdi.
Gezi ile beraber, elimizi kalbimize koyup, vicdanen tüm kanıtlara bakarsak, ilk kez “silahlı” herhangi bir tarafın sahnede olmadığı bir sivil ayaklanma sözkonusu oldu Türkiye’de.
Kamuoyu kanaatini dilden dile dolaştırmayı, bir “kamusal alan yaratmayı” Twitter üstlendi; modern iletişim araçları yaşananları kayda aldı, aktardı, yaydı, dönüştürdü.
Şimdi, Osmanlı’dan beri süren, “ayakların özgürlük” arayışında yeni bir noktadayız.
Halk iradesinin, Türkiye’de artık “liderlerde”, “orduda” ve “devletlû” hiçbir yapıda ifade bulmadığı, sivil toplum başta, “devlet dışı yapılarda” örgütlenme mücadelesinin hiç olmadığı kadar büyük bir güçle başladığı bir döneme adım atıyoruz.
Muhakkak ki, sancılı ve zor yıllar bekliyor Türkiye’yi; dönüm noktalarını dönmek kolay değil. AKP’nin bugünkü liderliği, “özgürlük” talebini anlamayı, yorumlamayı ve sindirmeyi başarmış görüntüsü vermiyor. Bugün Türkiye’de “güç sahibi” diğer tüm yapılar, partiler, cemaatler, örgütler, bu sınavı AKP’nin şimdiye kadarki tavrına tezat bir olgunluk ve ders çıkarma arzusuyla verirlerse, dönüşüm kolaylaşır ve geleceğin önü kolay açılır.
***
Murat Belge, “Âkil İnsanlar Komisyonu”na katılırken, sivil toplum için bir ömür verdiği çabayla bağımsız bir akademisyen-düşünürdü; ayrılırken de bu duruşu sergiledi. Her daim, herkesten ona gelen eleştiriler, “özgürlüğün” bedelini de gösteriyor aslında.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024