Süleyman Seyfi Öğün
Son zamanlarda, bayramların amacından saptığı çok yazılır oldu. Bu değerlendirmenin kısmen doğru olduğunu söyleyebiliriz. Bayram ile tâtil; tâtil ile savrulma karıştı. Hakikaten de, bayramların orijinal gâyesinin, insanları ibâdet, tefekkür, murakabe ve yakınlaşmalara sevk etmek olduğunu biliyoruz. Ama, bu gâyenin modern dünyâda kendisini koruması bir hayli zor. İnsafsız olmamak lâzım. Kaldı ki, Türkiye’de bayram seyahatlerinin aynı sâiklerle yapılmadığını artık biliyoruz. Bir kısım insanlar, hakikâten de, bayramları bir “kaçış”, “uzaklaşma” fırsatına tahvil etmek istiyorlar. Bu, turistik bayrama izdüşüyor. Ezcümle; bayram onlar için bir “sosyalleşme” değil, tam tersine bir “a sosyalleşme” tecrübesine muadil.
Azımsanmayacak başka bir kitle için ise bayram tâtili, geride bıraktıklarına; “memleketlerine” ve akrabalarına, kısa bir süreliğine de olsa kavuşma tecrübesi. Yâni, bir “sosyalleşme” vâsıtası… Ama bu durum başka bir şeyi daha gösteriyor: İstanbul gibi büyük kentlerin boşalması, hem İstanbul’u rahatlatıyor hem de üç beş günlüğüne de olsa herkese “yerli yerini” bulduruyor. Elbette bayram biter bitmez, bu demografik sanal denge bozuluyor. (Dönüş çilesi)..
Demografik-sismik dalgalanmalar…Bayram neticede bir seferberlik doğuruyor. Lâkin seferîlerin sâikleri çok başka. Herkes yollarda; lâkin başka başka gâyelerle.. Ama ölüm tabiî ki bu farkı siliyor. Turistik veyâ sıla hasretiyle
olsun yola çıkıp; çılgın sürüşler ve ihmâller neticesinde ölenler arasında bir fark kalmıyor.
90’lı senelerdi ..Bir keresinde ; Mustafa Kutlu Ağabey ile Sultanahmet civârında karşılaştık. Yaz günüydü. Tâtilden henüz döndüğünü söyledi. Turistik bir Ege kasabasında geçirmişti tâtilini.. ”Nasıldı abi?” diye sordum. Cevâbını hiç unutmam: “Vallahi kardeşim ne diyeyim; herkes oradaydı. Zenginler Beş Yıldızlı Hotellerde; orta sınıflar pansiyonlarda ; fakirler ise çadırlarda…” Sonra bir durdu.. Kısa bir süre bir düşünceye daldı ve sonra muzipçe gülerek devâm etti: “Biliyor musun; zâten bir kişi gitmese Türkiye kurtulur”…
Kadim diyâlektik fikriyâta olan bağlılığım giderek derinleşiyor. Dünyânın sâdece karşıtlıklardan değil; karşıtlıkların birbirisini içermesinden ibâret olduğuna aklım daha fazla yatıyor. Bu dünyâda karşıtlıkların birliğidir birliği kuran; ayrışmaları değil. Ezcümle, analitik değil, diyalektik…
Meselâ artık hukûkîlik ile hukuksuzluğun iki ayrı dâire olmadığını; çatışsalar bile daha derinde birbirlerini gizli gizli emzirdiklerini görebiliyorum. Hukuksuzluk, hukûkîlikten ayrışarak veyâ saparak değil bizzât hukukîliğin içinden geliyor. Jonathan Swift; ” Hukuk, küçük sineklerin yakalandığı; lâkin büyüklerin kolayca delip geçtiği bir örümcek ağına benzer” derken bu durumu ne güzel anlatmış.. Hukuk ve hukusuzluk aynı nette…
Eşitlik ve eşitsizlik ilişkisi de böyle.. Evet, modern dünyâda siyâsal ve kânun önünde eşitlik görece gelişirken, üretim ilişkileri veya işbölümü içinde ekonomik eşitsizlik derinleşti. Bunu şöyle de görebiliriz: Siyâsal- kanûnî eşitlikler, eşitsiz bir dünyânın da az farkına varıldığı, bir bakıma eşitsizlikleri gizleyen bir tesir vücûda getirdi. Belki de eşitsizlikten şikâyet edebileceğimiz; bu sûretle de; onu gideremesek de biraz daha katlanabileceğimiz bir zemin sağladı bize. Uzunca bir zaman, Duvar’ın yıkılmasından sonra, dünyâ solunun geçirdiği dönüşümün nasıl bu kadar kolay olabildiğini anlamaya çalıştım. Ekonomik eşitsizlikle hemen hemen bütün ilgiyi koparıp, kültürel meselelere odaklanmak..Nasıl oldu bu? Kültürel eşitliğin siyâsal düzlemde savunulması… Daha mühimi, Daha evvel hayâl bile edilemeyecek boyutlarda tüketimle barışık olma hâli..
Şimdi anlıyorum.. Eşitliği derinden, tutkuyla savunmanın doğurduğu bir savrulma bu. Ekonomik eşitlik dayatmasının siyâsal ve hukûkî düzlemde oligarşik neticeler doğurması, dünyâ solunun aslî başarısızlığıydı. Siyâsal ve hukûkî eşitliğin görece başarılarını ise dehşetengiz kıskanıyorlar ve bu başarılara ortak olmak istiyorlardı. Onun için kısm-ı âzâmı , bir hokus pokusla liberâlleşiverdiler. Özeleştiri yaparak bir zamanlar ”eksik ve çarpık burjuva demokrasisi” olarak lânetledikleri demokrasiye sarıldılar. Bu sarılma hem bir târihsel ihmâlin tâmiri hem de ondan bir hınç ve intikam almayla âlâkalıydı. Onun için, Terry Eagleton’ın da çok net gösterdiği üzere siyâsal ve hukûkî kavrayışa asla bitişemeyecek bir zehri, “kültür” zehrini bu kuyulara boşalttılar.. Siyâsal eşitlik “kazanımlarının” kültürel farklılıklara uyarlanamayacağının farkındaydılar. Kotarılamamış ekonomik eşitlik konusunda duyarsızlaşmak ve görece başarılmış siyâsal -hukûkî başarıları ise sâhiplenerek sabote etmek… Tüketime ise fazla bir şey yapamadılar. Çünkü tüketim, cümle kültürel farklılıkları sildi ve bizzat kendisi âlemşumül bir kültür oldu. Hele hele turizm… Proletarya birleşemedi; ama turistler birleşti.. Üstelik bir cıvıma yarışında..Cıvımanın ortak dili üzerinden…
Kervan yürüyor.. Bayramda; yâni târihsel yapısının yatkınlığı îtibârıyla kolaylıkla tüketimin fonksiyonu hâline gelen bayramda, neredeyse herkes yerini aldı.. Turistik bayramcılar arasında derin eşitsizlikler vardı. Ama ne gam?…Çeşme’de İsterseniz yüzlerce TL ödeyerek bir adet lâhmacun yemek, sâdece karın doyurma ihtiyâcı ile açıklanamaz. Bu, yırtıcı bir esnaf tarafından bile bile aldatılmak da değildir. Bu, eşitsizlikte ne kadar ayrıcalıklı olunduğunun gösterisidir. Bunu yapabilen, diğerlerine haddini bildirmektedir aslında. Eşitsizlik artık vicdânî, ahlâkî bir ayıp konusu değildir. Bu “fütursuz “ gösteriye kimsenin îtirâzı olamaz. Çünkü Mustafa Kutlu’nun dediği gibi “herkes oradadır” . Son dolar krizini, Erdoğan’ın günahı ve Türkiye’nin sonu olarak ilân edenler oradadır. Kendi söylediklerine inat tepinmekte ve yüzlerce lira vererek lâhmâcun yemekte, ayran içmektedir. Söylenmek, ayıplamak boyun eğmeyle biter. Herkes orada olarak; mekânsal düzeyde zâten eşitlenmiştir.. Günboyu değişik zamanlarda, holiday resort’ ların (holiday ;kutsal gün ha?) cümbüşü; Beyaz Ekran sâyesinde gitmeyenlere de yansıtılır. Gitmeyenler bile gelmiştir. Ne muazzam bir eşitlenmedir bu, Ya Rab? Eşitsizlikler bu eşitleyici potadan dökülen asfaltta sâdece bir happening, bir alık bir şaşkınlık geçirmenin vesilesidir. Eşitsizlik, eşitlenmenin içinde olduktan sonra ne gam?…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları










































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019