Yasin AKTAY
KCK davasına bakan İstanbul Savcılığının MİT mensuplarını ifade vermeye çağırması, hatta arkasından yakalama kararı vermesi siyasi durumumuzda olağanüstü bir durum yaratmış durumda. Bu olağanüstülüğün mümkün olması ve bunun hemen giderilemiyor olması sözkonusu mahkemelerin sahip olduğu "özel yetki"nin "özel bir güç" de oluşturabilmesi. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin belki de ideal bir uygulamasıyla karşı karşıyayız. Yargı erki, kendi kurallarına göre ve kendi iç nedenselliğiyle o kadar özerk olarak çalışıyor ki, bu kadarı da fazla dedirtiyor. Çünkü bir noktadan sonra siyasetin alanına züccaciyeci dükkanına dalar gibi hareket ediyor.
"Siyasetin alanı" dediğimiz şeyi tabii ki basite alamayız, o bizatihi toplumun kendisi, toplumun kendi hayat alanını akıl ve izan ölçüsünde ve belli kurallarla düzenleme iradesidir. Hukuk da bu alandan tamamen bağımsız değil. Salt kendi mekanizmalarıyla hareket ettiğinde sonuçlarını da değerlendirmek gibi bir zahmetle hiç yükümlü saymıyor kendini. Oysa yaptığı her icraatı"millet adına" hareket etmekle haklılaştırıyor.
Demokrasi tarihimiz hukukun üstünlüğünün "hukukçunun üstünlüğü" şeklinde anlaşılması ve uygulanmasının sayısız örnekleriyle dolu. Daha yakın zamanlarda hukukçunun aktörü olduğu bir çok kriz yaşadık. Bu krizlerde hukukçuların kendi yetki alanlarını kullanma tarzında, bazen arkaplanında derin komplolar varsayıldıysa da, bazen hiç bir fiili komplo olmaksızın hukukçunun zihniyet dünyasından başkası da yoktu.
Nuh Mete Yüksel yakınlarda Ankara DGM Başsavcısı iken yaptığı soruşturmalarla ilgili anılarını "Nuh'un Gemisi" başlığı altında bir kitapta yayımlamış. Kitabın tanıtımı için Habertürk TV'de konuk olduğu Belkıs Kılıçkaya'ya anlattıklarını dinlediğimde hukukçu zihniyetinin ne kadar naifleşebildiğini, naifleştikçe de ne kadar tehlikeli hale gelebildiğini görüyorsunuz. Naifliği kitabına seçtiği başlık da yeterince ifade ediyor olmalı. Baksanıza, soruşturarak hayatlarını kararttığı insanların hepsini "Nuh'un Gemisi"ne bindirdiğini düşünmüş. O kadar ki, bugün bile yaşanan onca şeyden sonra yaptığı her şeyin gerekli olduğuna inancından en ufak bir kuşkuya kapılmamış.
Türkiye'de hukukçuların epeydir çok daha iyisini yaptıklarını da biliyoruz. Hukukun milletle olan bağı özellikle son referandumdaki anayasal düzenlemelerle epeyce düzeldi. Hukukun bağımsızlığı ve üstünlüğünün gerçek anlamda tahakkukuna dair ciddi mesafeler alındı. Ancak bu, hukukla ilgili bütün sorunların çözülmüş olduğu anlamına gelmiyor.
Burada sorunun içinden çıkmanın çok basit bir yolu yok. Sorunun bir yanında, tabii ki devam etmekte olan ve başladığından beri hiç kimsenin durdurmaya güç yetiremediği bir terör sorunu var. Bu sorunu ölerek ve öldürerek çözemeyeceğimize dair neredeyse toplumsal bir konsensusa varmış bulunuyoruz. O yüzden MİT temsilcilerinin PKK temsilcileriyle Oslo görüşmeleri sızdıranların hedeflediğinin aksine büyük bir infialle karşılanmadı. Aksine şiddeti sona erdirecek her çeşit girişime toplumda alabildiğine geniş bir kredi alanı açılmış durumda.
Buna mukabil, bu sorunun çözümü için harekete geçen her iradeye karşı her seferinde engelleyici bir hamlenin harekete geçmesi de neredeyse bu işin rutini haline gelmiş durumda. Bu sorunu çözme iradesi belirdikçe sorunu daha da derinleştirecek bir provakasyonla karşılaşmamız an meselesi oluyor.
Aslında bu süreç de nerede baltalanacak diye bakarken bu sefer ilk sabotajın bizzat Abdullah Öcalan'a karşı PKK tarafından yapılmış olması ilginç olanıydı. Temmuz ayında savaşı bitirme yönünde mesajlar veren Öcalan PKK'nın anlam verilemeyen saldırıları sonucunda resmen devre dışı bırakılmış oldu. Buradan anlaşılmış oldu ki, Öcalan'a tanınan otorite savaşı sürdürdüğü ölçüde geçerli olan bir otorite. Barışa karar verme yetkisinin olmadığı anlaşıldı ve kazara bu yönde bir teşebbüste bulunduğunda bir anda devre dışı kaldı.
Türkiye tarafında ise çatışma ortamını bitirme ve sorunu çözme yönünde sergilenen iradeyi sekteye uğratma hususunda seri adımlar atıldığını görüyoruz. Reşadiye saldırısından itibaren alın, Silvan saldırısına kadar, arkasından Oslo görüşmesinin sızdırılması ve Uludere saldırılarına kadar bütün bu hamlelerin aynı amaca hizmet ettiğini ve Hakan Fidan'ın şahsında hükümetin barışçı yönelimini hedef aldığını görürsünüz.
Olayın bir de MİT'in doğasıyla ilgili boyutu var. Doğrusu MİT'in başına Hakan Fidan'ın getirilmiş olması kurumun geçmişe dönük bütün şaibeli sicilini aklamaya elbetteki yetmeyecektir. Ülkede onca darbe veya darbe teşebbüsü olurken, bütün bu girişimler esnasında ülke kan gölüne çevrilirken olaylarda rolü olduğu için bugün yargılanan siyasetçisinden askerine, polisinden akademisyenine herkesin yanısıra bu tür işlerde en fazla rolü olmuş bir kurumdur MİT.
Bütün bu olaylar olurken MİT sadece seyr mi etti? Yoksa bütün bu olayların planlaması ve uygulamasında yer aldı mı? Halen bunlarda MİT'in rolünün ve bilgisinin ne olduğunu tam olarak biliyor değiliz ama MİT'in herkesten çok fazla şey bildiğini de herkes biliyor. MİT'in bu temizlenme sürecinde yargıdan ve hesap verirlikten muaf olması tabii ki düşünülemez.
Öyle görünüyor ki, Fidan'ın MİT'in başına geçmesine karşı en büyük direniş bizzat MİT'in içinden olmuş. Muhtemelen Fidan'ı eleştirilerin hedefine oturtan bütün bu belgeler de kurum içinden ve kendisini zora düşürmek üzere sızıyor. Çünkü Fidan konsept olarak MİT'i iç istihbarattan ziyade dış istihbarat alanına kaydırmaya çalışan bir reform anlayışı içinde ve bu da MİT'teki bir çok kişiyi rahatsız ediyor. Dahası, Fidan MİT'i yasaların sınırlarına çekmeye çalışan bir yaklaşım içinde ve tam da o noktadan vurulmaya çalışılıyor.
Herkesin yargılanabilmesinden sözedilen bir ortamda MİT başkanı veya görevlisinin de bir muafiyetini talep etmek gerekmiyor elbet. Lakin bu hareket bir hayli kusurlu ve doğrudan şahsa yönelik.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019