Yüksel TAŞKIN
17 Aralık sürecinden sonraki yazılarımda Cemaat ve AKP kavgasının iki tarafına da eleştirel bir mesafede durmaya gayret etmiştim. 17 Aralık’tan sonra sızdırılan kasetlerin, siyaset alanına etik olmayan bir müdahale olduğunu ve bu tarzın kazanması durumunda, benzer müdahalelere alan açılabileceği endişemi paylaşmıştım. Bu tavrı eleştirirken, AKP’nin giderek otoriterleşen siyaset yapma tarzı ve iktisadi yozlaşmayı normalleştirme gayretlerine de mesafemi korumuştum.
Bugün gelinen noktada hükümetin dinî bir cemaati bir bütün olarak karşısına aldığını ve bütün araçlarını devreye sokarak etkisizleştirmeye çalıştığını görüyoruz. Bu, özü itibarıyla 2010’da tasfiye edilen otoriter Kemalizmin, daha önceleri dinî cemaatlere yaptığından farklı değil. Hatta AKP’nin çok daha sert bir biçimde hareket ettiği iddia edilebilir.
Son tahlilde AKP’nin de kendi “makbul Müslüman” tanımını ortaya koyarak bunu devletleştirme peşinde olduğu söylenebilir. Kemalistler de bunu yapmışlardı; daha doğrusu yapamamışlardı. İslamcı geleneğin partisi AKP’nin bir dinî cemaate “devlet adına ve devlet eliyle saldırması”, İslamcılığın bütününde zamanla çok daha açık hissedecek zararlar ortaya çıkaracaktır.
Yapılan suça bulaşmış Cemaat unsurlarını hukuk yoluyla yargılamak olsaydı, tavrım daha farklı olurdu. Ellerindeki kamu gücünü kendi gurup çıkarları için kötüye kullananlar, bunun hesabını mutlaka vermelidirler. Oysa AKP bir bütün olarak Cemaat’i karşısına alıyor ve bugün kolayca dile getirilemeyen yeni mağdurlar yaratıyor. Yarın bu mağduriyetlerin daha açıkça konuşulacağı ve AKP’lilerin bugünlerde içlerine yuvarlandıkları iktidar sıtması ve Reis’e yaranma sevdalarından utanacakları zamanlar da göreceğiz.
Bazı üniversite hocalarından mektuplar alıyorum. “Üniversite yönetimleri Cemaat’e yakın diye kadro alamadıklarını” iddia ediyorlar. “Bizim günahımız ne?” diyorlar. Yapılan kurunun yanında yaşı da yakmak bile değil, ormanı tutuşturmak. Böyle bir durumda bir demokrat, “ama onlar da hak etmişti” veya “bırak yesinler birbirlerini” diyemez.
Tüm bu mağduriyetler, Cemaat’in yayın organlarının daha sivil ve hürriyetçi bir dile yönelmelerine yol açtı. Fakat açık söyleyeyim, bu yönelim ne kadar konjonktürel, ne kadar samimi emin değilim. Bunun için Cemaat’in ciddi adımlar atması gerekiyor. Bir defa, Devlet’teki kadrolarını “desantralize” etmeleri lazım. Cemaat’e sempatisi olan hâkim, savcı veya polis misiniz? İşinizi evrensel hukuk standartları içinde, adilce yapın, yeter. Evet, çok açık ki, bu güç siyasi amaçlar için kullanıldı ve bumerang gibi geri dönerek Cemaat’i vurdu.
Cemaat’e güvenmeyenlerin çokluğu, yukarıdaki hatalarından azade değil. Cemaat, “PR”ı çok seviyor. Oysa en güzel PR, geçmişte yapılan hatalara dair özeleştiri vererek, hürriyetçi, sivil İslam’ın içselleştirildiğini göstermektir.
Cemaat’in özellikle Kürt meselesi veya Ermeni meselesi gibi konulardaki tavrının İslami duruşla ne ilgisi var? Bunlar bal gibi devletçi söylemler. Yine Cemaat Aleviler konusunda, Alevilerin “gönüllü asimilasyonlarını” öngören projelerin ötesine geçemiyor. Bu meselelerin en güzel çözüm yolu, bu işi muhataplarına bırakmaktır.
Sadece AKP’lilerin değil, Cemaat dâhil bütün İslamcı çevrelerin, “başkaları için elbise dikme” alışkanlıklarını sorgulamaları gerekiyor. Devlet’ten dışlandıkları zaman dahi devletçi refleksler vermek, Türkiye sağının bugüne kadar aşamadığı özelliğidir.
Cemaat böyle bir dönüşümü gerçekleştirebilecek mi, hep beraber göreceğiz.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017