Yüksel TAŞKIN
Türkiye solunun dış politika konusunda aldığı tutum kabaca ikiye ayrılabilir. Dış politikayı reel politiğin alanı olarak algılayarak uzak durmak yaygın bir tavır. Başka bir yaklaşım ise, “alternatif” reel politik duruşlar üreterek “acımasız mücadelelere” dâhil olmayı tercih eder.
İlk guruptakilerde “dış politika büyük güçlerin oyun alanıdır” şeklinde açık veya örtük bir kabullenmişlik gözlenir. Oyunun kurallarını değiştirmek yönünde bir özgüven olmadığı gibi, yaşanılan süreçlere sonradan ve pek değişmeyen kalıplarla tepki verme tavrı yaygındır. Biraz maç izleyenleri andırırlar.
İkinci guruptakilerse, “büyük güçlere karşı daha iyi büyük güçleri” ikame etmeye girişirler. Sözgelimi ABD emperyalizmini Rusya gibi ülkelerle ittifak kurarak dengeleyebileceklerine inanırlar. Sözkonusu devletlerin temelde kapitalist dünya düzeni ve çıkar temelli dış politikayı kabullenmede herhangi bir farkları kalmadığını unuturlar.
Devletler, temelde aynı akvaryumun kirli suyunda yüzen; hatta bu suyu daha da kirleten benzer aktörlerdir. Bir gurup devleti diğer bir guruba karşı konumlandırarak akvaryumun suyunu temizleyemezsiniz. Kendinizi de kirletebilirsiniz.
Son dönemde dış politika alanında reel politik tutumların çözüm üretmediği, meseleleri daha da katmerlendirdiği zor zamanlar yaşıyoruz. Özellikle Ortadoğu özelinde, reel politik duruşların yaraları daha da kangrenleştirdiği açıkça görülüyor.
Daha önceki yazılarımda da vurguladığım gibi, son otuz yıl bizlere “evrenseli” yeniden anımsamanın zaruretini gösterdi. Evet, modernizm ve sömürgecilik adına bazılarının kimlikleri baskılandı. Bu kimliklerin özgürleşme arayışları asla yadsınamaz.
Fakat sözkonusu kimlik olduğunda, “küçük farklılıkların narsisizmine kapılmak” ve bunun üzerine dışlayıcı siyasal projeler üretmek de mümkündür. Kader değildir, ama güçlü bir ihtimaldir.
Bugünün Ortadoğu’sunda barışın yolu evrenselliği yeniden anımsamaktan geçiyor. Evrensel hukuk, ortak yaşam normları, hep beraber yaşamayı öne çıkaran siyasi hareketler ve siyasal modeller üretmek sorumluluğuyla karşı karşıyayız.
Solun devreye girmesi gereken nokta tam da burasıdır. Reel politik anlayış ve çerçevelerin çöktüğü, ciddi bir çözülme ve yeniden yapılanma süreci yaşanıyor, Ortadoğu’da. Dikkat edin, ilgili devletlerin yaratmaya çalıştıkları “Suriyeli, Iraklı, Libyalı” gibi kimlikler artık birleştirici olamıyor.
Ortadoğu’da her gurubun kendi benzerinin mekânına, adasına çekilmeye zorlandığı yeni bir Birinci Dünya savaşı iklimi mevcut. Bu gurupçu taassuba karşı direnç göstererek, alternatif projeler üretmeliyiz.
Türkiye solu, Ortadoğu’yu anımsamak, tanımak zorunda. Sözgelimi İran’da süregiden toplumsal özgürleşme mücadelelerini öğrenmek, bu mücadeleleri sürükleyen aktörlerle yan yana gelebilmek göreviyle karşı karşıya. Bu örnekler bütün Ortadoğu coğrafyası için artırılabilir.
Bizlerin en önemli meselelerinden birisi, Ortadoğu ve bölge tarihiyle kurduğumuz zayıf ilişki. Buna zayıf tarihsellik diyebiliriz. Tarihten türetilmek istenen her projeye karşı olumsuz tepkiler vermekle yetiniyoruz. Aynı tarih, solun bakış açısıyla nasıl yorumlanabilir meselesine ilgimizi yitirdik. Tarih, kabaca sağcıların ilham alanı; bizlerse bu “kurgusallığa” saldırmakla yetiniyoruz.
Oysa Akdeniz tarihinde, çok önemli birarada yaşama tecrübeleri yaşanmış. Baskıcı devletler ve inanç yorumlarına karşı, farklı ama erdemli insan topluluklarının çok önemli direniş pratikleri var. Roma, Bizans, Pers, Osmanlı gibi imparatorluklar döneminde kozmopolit hayata dair bir birikim oluşmuş. Resmî tarih anlatıları, farklı insan topluluklarının kaynaşma hikâyelerini görmek istemez.
Evrenseli ararken, Avrupa- merkezci bir indirgemeciliğe kapılmamak adına muazzam bir tarihî birikimimiz var.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017