Yüksel TAŞKIN
1876’dan beri parlamento, siyasi partiler, parti rekabeti gibi kurum ve süreçlere aşinayız. Yine bu tarihten beri, akvaryumda yüzen balıklar misali, hukuk devleti ve onu siyasal nedenlerle aşındıran aktörler arasındaki dansı izlemekteyiz.
Defalarca yaşadığımız bir süreci nasıl oluyor da sıfırdan yeniden yaşayabiliyoruz? Bizler akvaryumda yüzen balıklar olarak, akvaryumun suyunu değiştirme gücüne hiç mi sahip değiliz?
Kabaca bir resim çizecek olursak; fazla güç birikimi toplumu boğmaya başlıyor. Toplum uzun bir süre bu güce razıymış gibi hareket ediyor. İkili bir söylem ve hareket tarzına gidiyor. Meşhur resmî ve özel ideoloji meselesi.
Toplum, siyasal alanda nefes almayı zorlaştıran iktidara karşı kendi içerisine kapanma refleksi gösteriyor. Bu içe kapanma daha çok aile veya hemşeri aidiyetine geri çekilme şeklinde ortaya çıkıyor.
Siyasal iktidar, sivil toplumu da denetleme alışkanlığına sahip olduğundan; toplum, iktidarın saldırmaya cüret edemeyeceği alanlara; aileye, camiye veya hemşeri ağlarına yaslanma tercihinde bulunuyor.
İktidara karşı hoşnutsuzluk, uzun soluklu örgütlü bir mücadeleye yol açmıyor. Veya bunu küçük bir azınlık üstleniyor ve toplum daha çok izleyici konumunu tercih ediyor.
Dış dengelerin de devreye girdiği kırılma anları, bazı muhalif siyasi aktörlere alan açıyor. Toplum da bu aktörlere uzaktan da olsa rıza göstererek, oyunun yeniden kurulmasını destekliyor. Kırılma anlarında hukuk, adalet, eşitlik gibi söylemler havada uçuşuyor. 1908’de veya 2002’de olduğu gibi, bu defa oyunun kurallarının değişeceğine dair bir iyimserlik doğuyor.
Ne var ki yukarıda özetlediğimiz nedenlerle, sivil toplum, siyasal alanı yeterince baskı altına alamıyor. Eskinin muhalifi, yeninin muktediri siyasal aktörler, kendilerini fazlaca özerk algılamaya başlayarak, aynı suda yeniden yıkanmaya; daha doğrusu kirlenmeye cüret edebiliyorlar.
Sivil toplum örgütlü biçimde bir baskı unsuru olamadığı için, bazı aktörler kendileri lehine güç biriktirme hevesine yeniden kapılıyorlar. Ulus veya Millet adına yeni bir baskı dönemi şekillenmeye başlıyor.
Aslında mesele Aristo’nun yüzyıllarca önce sorduğu soruyla ilişkili: “Bizleri kurtarıcılarımızdan kim kurtaracak?” Yeni kurtarıcılar mı? Bizler mi? Bugün bu sorunun cevabı çok açık.
Bana göre en temel meselemiz, siyasal güç ve yetki paylaşımını net biçimde tanımlayan bir anayasaya kavuşamamış olmamız. Tabii ki bu salt bir anayasa meselesi değil. Siyasi aktörlerin bu yönde bir kabulü içselleştirmeleri gerekiyor. Daha doğrusu siyasal aktörlerin toplumdan, yani bizlerden korkması gerekiyor.
Benim en çok üzüldüğüm husus, bunu bal gibi bilen AK Partililerin çeşitli nedenlerle ses çıkarmamaları. Siyasetin aynı suda yeniden kirlenmesini engellemek, en başta onlara düşüyor. Bu bütün toplumun çıkarına olduğu gibi, onların da çıkarına olan bir duruş.
Ben yine de çok karamsar olmamak gerektiğine inanıyorum. Toplumun azımsanamaz çoğunluğunun başkanlık sistemine karşı olması, hafife alınmaması gereken bir bilinç durumuna işaret ediyor.
Metropoll grubunun sahibi Özer Sencar’ın bu konudaki anketleriyle ilgili yorumları dikkate değerdir:
“Yaptığımız araştırmalarda Başkanlık Sistemi’ne taraftar olan kişilerin sayısı en çok yüzde 43 olmuş en az ise yüzde 30’a düşmüş. Ama hiçbir zaman taraftar olanlar toplum genelinde yüzde 45’e bile ulaşmış değil… AKP’li seçmenin yüzde 55’inin Başkanlık’tan yana olduğu ortaya çıktı. Yani AKP’li seçmenin yüzde ellilik kısmı da Başkanlık Sistemi konusunda ikna olmuş değil.”
Bana göre bu konuda yaratıcı biçimlerde gündem yaratamayan, muhalefet partileridir…
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017