Yüksel TAŞKIN
Hep aynı çukura geri düştüğümüz izlenimi veren siyaset hayatımızda tanıdık nahoş görüntüler yine devrede. Gazetelerimizin genel yayın yönetmenlerine verilen brifingden sonra ilgili şahıslar, dışarıya çizme ve apoletle fırlayarak, “Türk’ün gücünü” cümle âleme göstermeye başlarlar.
Oysa tutarsız ve kontrolsüz “güç”, güç değil zayıflıktır. Medyadakiler de aslında sezgisel olarak bunu bilirler. Bir süre sonra aynı çizme- apolet takımı, “turizmden, iktisadi gidişatın olumsuz etkilenmesinden” bahseder ve aslında çözüm olmayan bir tür donma durumuna geri dönmeyi isterler.
İsterler ki silahlar sonsuza kadar sussun ve müzakereler de sonsuz aldatmalarla dolu bitmeyen bir satranç maçı gibi devam etsin.
Siyasetçilerimiz de isterler ki, hep mağdur kalalım, hiç büyümeyelim. Bu mesele biz taşın altına girmeden, sorumluluk almadan, büyümeden, hiç taviz vermeden büyüyle falan bir şekilde çözülsün. Ama olmuyor işte. Büyümemiz lazım.
Şimdi yaşanan nedir? Hükümet, Çözüm Süreci’ni birdenbire bitiriverdi. İleride bu günlerin tarihi yazanlar, lafa böyle girecek. Evet, şiddetin tekrar devreye girmesi için bu defa ilk taşı hükümet attı.
Bunun HDP ve Demirtaş’a yönelik bir operasyon olduğunu anlamayan beri gelsin. Bu değirmene kan taşımamak, hükümeti ateşle oynarken yalnız bırakmak gerekiyordu ama bu olmadı. PKK, hızla misilleme yoluna gitti. Her gün yıkılan dünyalara şahit oluyoruz. Canımız yanıyor.
Hükümet kanadının amacı, kısa vadeli ve uzun vadeli olarak ele alınabilir. Kısa vadede elbette Erdoğan’ın orkestra şefliğinde tek başına iktidar hedeflenmektedir. Bunun için Demirtaş ve HDP sindirilmelidir.
Uzun vadede ise bölgede Devlet’in ağır biçimde hissettiği egemenlik kaybına çözüm aranmaktadır.
Böylece Kürtlere yönelik hiç bitmeyen “28 Şubat süreci”, düşük yoğunluklu olmaktan çıkarılarak, yüksek yoğunluklu 28 Şubat yeniden devreye sokulacak. Evet, Çözüm Süreci devam ederken de Kürtlerin 28 Şubat’ı oradaydı. Hiçbir zaman bitmemişti.
Yüksek yoğunluklu süreç nasıl olacak? Geçmişte defalarca denendiğinden biliyoruz: Eski tas, eski hamamla devam. Yani olağanüstü hâl rejimine geri dönerek. Uslanmayana kötek atarak.
Peki, bu yöntemin bir şansı var mıdır? Hayır. Devlet, askerî gücünün dışında bölgede hiçbir otorite ve meşruiyet kaynağının olmayacağı bir yere kendi ayaklarıyla gidiyor. Son seçimden hiç mi ders alınmadı? HDP’nin bölgede AK Parti’ye yaşattığı büyük yenilginin nedenleri hiç mi analiz edilmiyor?
Türkiye, içeride ve dışarıda Kürtlerle mutlaka barışmalıdır. Bunu Kuzey Irak’ta başaran hükümetin, Suriye için ayak diremesinde ne mantık ne de tutarlılık vardır.
Hatırlayın, İslamcılara 28 Şubat sürecinde ciddi haksızlıklar yapılmıştı. Pek çok kesim, bu haksızlık ve adaletsizlik hissiyle, AK Parti’ye yöneldi. Asker, İslamcılığı sadece budamış oldu. Hareket daha da filizlendi. Ve zamanla dümeni Devlet olmaya doğru kırdı.
Şimdi aynı haksızlık ve adaletsizlik duygusu, Demirtaş ve HDP için yoğun biçimde hissedilmektedir. Yüzde 13’ün üzerinde oy desteğinin verdiği en açık mesaj budur.
Bu hareket, belki bir seçim yalpalar. O da belki. Ama ikinci seçimde çok daha yüksek oy desteği alacaktır. Hele ki barışı gerçekten isteyen taraf olduklarını anlatabilsinler. Gösterebilsinler.
Dikkat edin, Demirtaş ve HDP ilk günlerde yalpaladı. Ama Demirtaş, içten duruşuyla ve şeffaflığıyla insanlara “acaba” dedirtmeye başladı. Kendisini dinletmeyi yeniden başardı.
Hükümet kanadının inandırıcılık yitimi ise, Akdoğan’ın siyasi tarihin en anlamsız söyleşilerinden birini vermesiyle başladı. Akdoğan’ın cümlelerini tartmaya çalıştım. Hiçbir tutarlılığı olmadığı gibi, Demirtaş’ınEzgi Başaran’a verdiği mülakattaki görüşlerini istemeden desteklemiş oldu.
Davutoğlu ise, önüne bırakılan topla oynarken etrafa “kontrol bende” gülücükleri dağıtmakla meşgul. Başbakan olduğu hâlde kendisine tanınmayan otorite ve itibarı, savaş diliyle dayılanarak telafi etmek istiyor gibi. Ne kadar trajik.
Herkesin biran önce büyümeyi seçmesi ve kendine gelmesi dileğiyle…
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017