Yüksel TAŞKIN
Anlaşılan AK Parti- CHP koalisyonu için umutlar azalıyor. Herkes tıkanmanın nereden kaynaklandığını gayet iyi biliyor. Seçmen faturayı keserken buna dikkat edecektir. Hiç şüpheniz olmasın.
Bir önceki yazımda AK Parti’nin seçimleri hazmetmekte zorlandığını dile getirmiştim. Şimdi kumar oynayarak tek parti iktidarı hayalinin peşine düşmek isteyenler var. Ama şunu görmüyorlar: Seçimde bir kez daha tökezlerlerse partinin çözülüşü ciddi bir ihtimal hâline gelir.
AK Parti- CHP koalisyonu neleri başarabilirdi ve halen başarabilir?
AK Parti’nin yalpaladığı dış politikada revizyon imkânı doğardı. Zira CHP, Ortadoğu’da AK Parti’nin görüşemediği pek çok aktörle görüşebilir.
Yine bu koalisyon seçeneği, Davutoğlu’na Erdoğan karşısında, aradığını bildiğimiz özerk hareket etme alanını getirebilirdi.
Bu büyük koalisyon, sivil anayasa masasının yeniden kurulmasını mümkün kılabilirdi. İki parti de görünüşte bunu istiyorlar. İki partinin temsil ettiği zıt kutupların aynı masada buluşmaları, diğer pek çok konuda olduğu gibi sivil anayasa için de önemli bir umut yaratırdı. Unutmayalım iki partinin sandalye toplamı 389.
Yine bu koalisyon bizi toplum olmaktan hızla uzaklaştıran kutuplaşma kangrenimize çare olabilirdi.
Sözgelimi derin bir yabancılaşmaya savrulan Alevilerin gönlü alınabilirdi. Elbette güzel sözlerle değil, icraatla.
CHP, bugün istikrar yanlısı çevrelerin en çok güvendikleri parti hâline gelmiştir. Ekonominin düze çıkması için de CHP’nin koalisyonda olması fark yaratabilirdi.
AB ile ilişkiler konusunda da aynı fark hissedilebilirdi.
Tüm bunlar içerisinde bana göre en önemlisi, Çözüm Süreci’nin TBMM çatısı altında, şeffaf bir şekilde ve yine sivil anayasa yapımıyla da ilişkilendirilerek devamının sağlanabilmesiydi.
CHP, AK Parti ve HDP için aslında altın bir fırsatı temsil ediyor. Elbette iki tarafın da savaş değil, barış istediklerini varsaymak istiyorum. CHP bu süreçte kolaylaştırıcı kilit parti olma imkânına sahiptir.
Koalisyon kurulsa da kurulmasa da CHP, bu işlevini sürdürmeye gayret etmelidir. Zira bu ülkemizin geleceği açısından asla kaçılmaması gereken yaşamsal bir sorumluluktur.
CHP’nin bu konuda da önemli adımlar attığı teslim edilmelidir. Parti, son bir hafta devreye sokulan militarist milliyetçi ajitasyon dalgasından uzak durmuştur.
Yine HDP’nin şeytanlaştırılmaya çalışıldığı bu dönemde, CHP- HDP görüşmesi siyasetin medeni ölçülerini anımsatmak bakımından oldukça yerinde bir girişimdi.
CHP geçen hafta sonu Diyarbakır’da 30’a yakın STK’yla görüşerek taleplerini not etmiştir.
Tüm bunlar CHP’nin önümüzdeki süreçte izleyeceği politikalar açısından da önemli ipuçları barındırmaktadır.
Bu ülkenin sağ partileri, hiç olmadıkları kadar sert ideolojik duruşa savrulmuşlardır. Sağ cenah ve özellikle de AK Parti, esnek, pragmatik tavırlar üretmekten uzaktır.
MHP’nin bu hâliyle demokratikleşmeyi kilitleyen parti olduğunu söyleyebiliriz.
Sağın bu kadar körleştiği, sorun çözmekten ziyade sorun yarattığı, adeta toplumun sırtında kambur hâline geldiği bir dönemde, CHP’nin üstlenmesi gereken rol bellidir:
Toplumsal barış adına mutedil, uzlaştırıcı bir konum almalıdır. Elbette bunun en önemli bileşeni Çözüm Süreci’dir.
CHP’nin ana stratejisi, demokratikleşme kilidini açan parti olmak üzerine bina edilmelidir. Geçen seçimde sadece ekonominin öne çıkarılması, CHP’nin daha önce ulaşamadığı kesimlerle en azından bir bağ kurmasına yardım etti.
Ama ekonomik gelişmenin, güvenliğin, refahın en başta işleyen bir demokrasiyle mümkün olduğu mesajı, önümüzdeki seçimlerin ana stratejisi olmalıdır.
Türkiye’de otoriterler- demokratlar bölünmesinde ikinci kulvarda yer almayı tercih edenlerin yolu açıktır.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017