Yüksel TAŞKIN
Anket şirketleri için bile büyük bir sürpriz olan seçim sonuçlarının, benim için de sürpriz olmaması mümkün değildi. Kafamdaki senaryolardan hiçbirisi gerçekleşmedi.
AK Parti’nin tek başına iktidar olmasının zor olduğu, ama bunun kıl payı da olsa gerçekleşebileceği, bana göre, ihtimallerden sadece birisiydi. Daha çok koalisyon olasılığına ikna olmuştum. Ciddi biçimde yanıldım. AK Partililerin de bu sonucu beklemediklerini sezmek zor değil.
Demek ki bu alanda otorite hâline gelen ama kanaat teknisyenliğiyle, çok boyutlu veri sağlayarak düşünmemize katkı sunma tevazuu arasındaki sınırı ihlal eden anket şirketleri de ciddi ciddi özeleştiri yapmalılar.
Sanırım itibarı giderek azalan sosyal bilimleri de yeniden anımsamalıyız. Bu itibar kaybında sosyal bilimcilerin moda konulara eğilerek, kolay tüketilen “hap” bilgilere yönelmelerinin de etkisi oldu.
Oysa bu toplumu yeterince tanımıyoruz En az dört parçalı bir toplumuz. Farklı bloklar birbirlerini tanımak, anlamak istemiyor. Hattâ diğerlerini kendi sorunlarının kaynağı olarak görüyor. Ve birbirlerinden fena hâlde korkuyorlar.
Korku varsa onu istismar edenler de olacaktır.
Kendi adıma Türkiye sağı üzerine çalışmanın önemini kavradığımı düşünüyorum. Ama bu yeterli değil. Daha fazla saha çalışması yapmak gerekiyor. Özellikle yeni kentsel alanlardaki ve kendisini dünyanın merkezinden soyutlanmış hisseden taşradaki gençleri anlamak için çok çaba harcamalıyız.
Siyasetçiler ve STK’lar da, farklı cenahlara sıkışmış gençleri biraraya getirerek sosyalleştirmek adına çok daha fazla çaba harcamalılar. Eğer bir toplum olamazsak daha çok acı çekeriz.
Şu anda bir toplum olmanın işareti sayılacak ortak ve kabul görmüş normlardan çok uzağız. Bu nedenle ve bunun sonucunda da birbirimize neredeyse hiç güvenmiyoruz. Daha doğrusu “ötekilerimize” hiç güvenmiyoruz.
Bir önceki yazımın başlığı “‘Ötekiler’ gelmesin seçimleri”ydi. Bu başlık, toplumdaki yaygın endişe hâline referansla atılmıştı.
Sonuçta bu seçimleri belirleyen de “ötekiler gelmesin” korkusu oldu. Seçim sonuçlarını istikrar korkusunu körükleyenler kazandı.
Seçim sonuçlarına saygılıyım. Bu korkuları bilerek istismar edenlere saygı duymak zorunda değilim ama seçmenlere saygım ve sevgim var.
Sonuçta azımsanamaz sayıda MHP seçmeni, AK Parti’ye destek verme kararı verdi ve bu, seçim sonuçlarını ciddi ölçülerde etkiledi. Bu seçmenler, sandıkta koalisyon kurdular.
Ama AK Parti’nin en ciddi başarısı, hem endişeli MHP’lileri hem de endişeli HDP’lilerin bir kısmını aynı anda kendisine çekebilmesiydi. Bu durum, tutarsızlık barındırdığı oranda ciddi bir başarıya da denk düşer.
Evet, AK Parti’nin bu etkiyi sağlayabilecek imkânları vardı. Parası, medyası vardı. HDP’ye neredeyse nefes aldırmayarak, kampanya yapmalarının koşullarını ortadan kaldırarak bir darbe vurdular ama bence bu darbe yeterince güçlü olamadı. HDP ciddi bir siyasi aktör olarak ortada duruyor. Yelkenlerini şişirmesi her zaman muhtemel.
Ama AK Parti’nin en fazla üzerinde durulması gereken ve neredeyse en az tartışılan avantajlarından birisi örgütüdür. Örgüt motive olduğunda kararsız, gönülsüz seçmenleri etkileme kapasitesi ciddi olarak artmaktadır.
AK Parti’nin 10 milyon üyesi var. Aldığı 23 milyonun üzerindeki oyun yüzde 40’ını kendi üyelerinden almaktadır. Üyelerinin sayısı tüm seçmenlerin en az yüzde 20’sine tekabül etmektedir.
Sosyal bilimcilerin AK Parti örgütüyle ilgili ciddi çalışmalar yürütmesi gerektiğini söylememe bilmem gerek var mı?
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017