Zekeriya Kurşun
2018 yılına dünya sıkı bir gündem ile girdi. ABD’nin soğuk savaş yıllarından alıştığı ve bir türlü bırakamadığı hegemonik tavırları; Rusya’nın oyun kurucu olarak kendisini kabul ettirme gayretleri; Çin’in sessiz ve derinden hayata geçirdiği ‘Kuşak ve Yol’ ve dünyaya yayılmış onlarca isimsiz projesi; dağılmayla yüz yüze gelmiş AB’nin iç sorunları küresel gündemin akla gelen ilk başlıkları. Diğer taraftan bunların başarısı veya küresel sisteme zararlarının önlenmesi de tamamen bölgesel gündemlerin şekillenmesiyle ilgilidir. Eski dünya düzeninde olduğu gibi şimdi de bölgesel gündem deyince akla bizim coğrafyamız gelmektedir. Kısaca dünyanın geçmişte olduğu gibi bugün de gözü ve bakışları bizim coğrafyamızın üzerindedir.
KÜRESEL VE BÖLGESEL GÜNDEMİN NEDESİNDEYİZ?
Dünya enerji politikaları için Basra Körfezi, medeniyet çatışmalarının zihinsel ve fiili alanı olarak Filistin, daha doğrusu Kudüs; nükleer programların geleceği konusunda İran, İsrail, Pakistan; gelecekte gıda üretim ve rezervleri için yine Ortadoğu ve Afrika asla gündemden düşmeyecektir. Kabul etsek de etmesek de küresel düzenin en büyük organizasyonu olan BM’nin 2017’yi Kudüs meselesi ile kapatıp; 2018’i de İran meselesi ile açması bunun en açık göstergesidir. İçerideki son bir aya bakacak olursak, gündemimizi Kudüs, Afrika (Sudan/Sevakin, Çad ve Tunus) ile yanı başımızda İran’da rejim aleyhinde meydana gelen protestolar ve buna verilen ABD-İsrail destekleri oluşturmuştur. Başka bir deyişle hayatın diğer bütün veçheleri Türkiye’de kendi mecrasında doğru/eğri seyrederken biz bunları konuştuk. Bu durum Türkiye’nin küresel ve bölgesel gündem ile olan bağlarının geçmişe göre daha da arttığının ve gündemi sadece yaşayan değil, oluşturanların safında olma irade ve kararlılığının da bir göstergesidir.
İşte tam burada sorumuzu sormanın sırası gelmiştir. Türkiye bütün bu gündemi takip, oluşturma ve sürdürebilme kapasitesine sahip midir?
TÜRKİYE’NİN YAPABİLME KAPASİTESİNİ KİM ENGELLİYOR?
Ağır ve tartışmaya açık bir soru sorduğumun farkındayım. Meseleyi herkes kendi zaviyesinden cevaplayacaktır elbette. Ancak burada sorguladığımız şey Türkiye’nin iradesi, arzusu ve küresel sistem içinde oyun kurucu olarak yer alma niyet ve gayretleri değildir. Bilakis bu hedeflerin hayata geçirilmesi Türkiye’nin geleceği için bir zorunluluktur. Ancak gerekliliğini çeyrek asırdan fazla bir dönemde savunan biri olarak bunları yapabilme ‘kapasitemizi’ sorgulamanın da gerçekçiliğin bir gereği olduğunu düşünüyorum.
Lafı uzatmadan söyleyelim. ‘Yapabilme kapasitesi’ bilgi ile doğru orantılıdır. Bir şeyi biliyorsanız aynı zamanda yapma kapasitesine sahip olursunuz. Bu her alan için geçerlidir. Bugün moda olan inovasyon projeleri için de her zaman geçerli olan siyaset için de geçerlidir. Çağın bilgi üretme merkezleri ise üniversiteler, üniversite içindeki araştırma merkezleri, laboratuvarlar, teknoparklar ve elbette destek gören sivil düşünce kuruluşlarıdır.
ÜNİVERSİTELERİMİZDE ALAN ARAŞTIRMALARI NE HALDEDİR?
Şimdi hatırlattığımız küresel ve bölgesel gündeme bir de bizim bilgi üretme merkezlerimiz olan üniversitelerden bakalım. Kimse alınmasın. Sadece mizana gelsin ve gerçeği görsün. Bütün gündemi elbette burada karşılaştırma imkanımız yoktur. Ama bugün burada yıllardır doğrudan mücadele verdiğim bir alanı anlatayım. İleride diğerlerini de tartışırız.
Türkiye üniversiteleri hızla büyüdü ama dünya şartlarına uyumlu hale gelemedi. Bunu da yayımlanan çeşitli sıralama endekslerinde görebiliyoruz. Bunun iki temel sebebi vardır. Birincisi üniversitelerin hayata geçirilmesi aşamasındaki zihniyeti, ikincisi de kurumsal yapıların, döneme, iktidara ve şahıslara uygun olarak yapılanmasıdır.
Kabul etmeliyiz ki Türkiye’de ilk üniversite serüvenimizden itibaren hedefimiz bilgi üretmek değil, bilgi transfer etmek; daha vahimi de toplumsal mühendislik yapmak üzerine kurulmuştur. Bu yüzden bizim ihtiyaç önceliklerimiz değil, transfer edilen bilginin üretildiği yerlerdeki öncelikleri esas alagelmişiz. Bunun örneklerini YÖK tez veri tabanında kısa bir araştırma ile görmek mümkündür.
Jeopolitik dersi almadan sadece dünya haritasına bakarak Türkiye’nin önemini kavramak mümkün iken bırakın jeopolitiğimizi çalışıp siyaset üreten kurumlar kurmak, neredeyse coğrafya bölümlerimizi bile kadük hale getirmişiz.
Türkiye bir an önce alan çalışmalarına yoğunlaşmak zorundadır ve bu görev de YÖK’e düşmektedir. Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları, Balkan Araştırmaları, Avrupa Birliği Araştırmaları, Kafkas Araştırmaları vs. Türkiye’nin dış politikada astım olduğunda nefes alma araçlarıdır.
Biliyorum hemen itirazlar yükselecektir. Üniversitelerde içinde zaten bu isimler ile bazı enstitü ve araştırma merkezleri var denilecektir. İşte bu da yukarıda zikrettiğimiz ikinci sorunu barındırmaktadır. Tamamen konjonktürel olarak ve genellikle bilim üretmek değil, kuruldukları dönemin dilini tekrar etmek üzere hayata geçirilen bu kurumlar meflûç durumdadır. Kimi YÖK mevzuatına bile uymadığı halde -iyi niyetle- yüksek lisans ve doktora; kimileri de keyfe keder bazı araştırmalar yaparken, birçoğu da gönül eğlendirmektedir.
Acı ama gerçek olan şu ki mevzuatı, kadrosu ve bütçesi olmayan bu kurumlar birer tabeladan ibarettir. Buralarda Türkiye’nin ‘yapabilme kapasitesini’ destekleyecek bilginin üretilmesi imkânsızdır. Bir kaç öğretim üyesinin ders alanından ibaret olan bu kurumlar acil ıslaha muhtaçtır. Ancak bunlar ile yetinmek mümkün değildir, bu yüzden mutlaka dünya gündemini takip edebilme kapasitesine sahip, alan/bölge araştırmaları için de yeni merkezler kurulmalıdır.
Sivil toplum kuruluşları ve alan araştırmalarına niyetlenen düşünce kuruluşlarının durumuna şimdilik hiç girmeyeyim. O başka bir facia.
İşte dünya gündemi ve işte bizim halimiz. Siz karar verin.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.06.2020
1.02.2019
18.03.2019
18.02.2019
4.02.2019
10.01.2019
3.02.2019
17.12.2018
22.11.2018
12.11.2018