Yıldıray OĞUR
Bir soruya cevap bulmaya çalışarak başlayalım.
Önceki gün önce İran Büyükelçisi, ardından ABD Büyükelçisi Başbakanlığa gelip niye Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’la görüştü?
İki Büyükelçi’nin görüşmeleri Dışişleri Bakanı Davutoğlu’yla yapmaması, meselenin sadece bir dış politika meselesi olmadığının ispatı. Kamu Güvenlik Müsteşarlığı’nın, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın, demokratik açılımın bağlı olduğu diğer Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’la görüşmemeleri de konuşulan meselenin sadece PKK meselesi olmadığının…
İki büyükelçiyle görüşen Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA, Yurt Dışı Türkler Başkanlığı bağlı. Görev dağılımına göre kamu sendikalarıyla müzakerelere ve akaryakıt kaçaklığına karşı koordinasyona o bakıyor. Yani konuyla en yakın ilgili görevi akaryakıt kaçakçılığı gibi görünüyor.
Ama Bekir Bozdağ’ın çok önemli başka bir vasfı daha var: Başbakan’ın çok güvendiği bir isim olması. Ankara’da hükümetin ve AKP’nin hukuk işlerinin Bozdağ’dan sorulması...
Başbakan, anlaşılan hem iç politikayı hem de dış politikayı ilgilendiren kritik bir mesajı iletmek üzere çok güvendiği Bozdağ’ı seçmiş. Bu mesajı bizzat kendisi vermeyerek kurduğu hiyerarşi de mesajın sert olduğunu düşündürüyor. İran Büyükelçisi’yle görüşmeyip ABD Büyükelçisi ile görüşmesi de sert mesajın kime gittiğinin işareti. Bunu hukukçu bir isimle yapması ise hukuken bağlayıcı olan mesajlar verildiğinin. Bu bir ültimatom da olabilir bir mektup da...
Bunlar istihbarata dayanmayan üzerine kafa yorulmuş tahminler sadece. Gazeteler de iki büyükelçiyle ne konuşulduğu konusunda üçe ayrılmıştı dün: Karayılan için diyenler, Suriye diyenler, PKK diyenler.
Peki ya doğru cevap hepsiyse?
Ya artık Suriye meselesi, PKK meselesiyle iç içe geçmişse? Geçen hafta Karayılan’ın yakalanması haberleriyle Türkiye’nin içinde nasıl dalgalanmalar yarattığını gösteren İran’ın bu meseledeki rolü konusunda devlette komplo teorilerinden daha fazla istihbarat varsa?
Tüm bu teorileri destekleyen bir saldırı oldu dün Çukurca’da. 11 asker ve bir korucunun hayatını kaybettiği saldırı mayın tuzaklı, pusulu planlı bir saldırı.
Ne meşru müdafaayla, ne operasyonla açıklanabilir. Dün saldırıyla ilgili öncekilere göre daha net olan BDP açıklaması da bu şaşkınlığı yansıtmaktaydı.
Bölgede belirgin bir askerî operasyon yoktu. Ya da hayır, vardı. Silvan’dan beri PKK’nın askerî operasyonu vardı. Son bir ayda 41 asker-polis hayatını kaybetti bu saldırılarda.
PKK’nın bu saldırılarını avukatlarının Öcalan’la görüşmesine izin verilmemesine bağlayanlara Öcalan’ın 27 Temmuzdaki son görüşmesinden önceki PKK saldırılarına bir bakmaları tavsiye edilir.
Ayrıca Öcalan’ın avukatlarıyla görüşemediği üç hafta boyunca PKK çevresinden ciddi bir eleştirinin gelmemiş olması da dikkat çekiciydi. Bu sessizliğin sebebi hakkında duyduğum en ikna edici iddia; bu üç hafta içinde Öcalan’ın bir şekilde Kandil’le haberleştiği ama bu haberleşmelerden savaşı durduracak bir sonuç çıkmadığı.
Hâlbuki İmralı’daki görüşmelerin Öcalan’a ev hapsi aşamasına geldiği bilgisi uzun süredir bu görüşmelerden bir şey çıkmayacağını iddia eden, martta savaş çıkacağını yazan Emre Uslu’nun kulaklarına bile ulaşmıştı. Devletin bu kadar esnediği müzakereler sürerken savaşın tırmandırılması yine dün Emre Uslu’nun yazdığı gibi büyük bir aldatılmışlık duygusu yarattı devlette.
Buna rağmen Başbakan, tehditli açıklamasında bile aslında muhalefetin dün, gün boyu diline doladığı Ramazan’dan sonraya tarih vererek, karşı taraftaki aktörlere adım atmaları için son bir süre tanıdı.Yani PKK’nın Türkiye’ye karşı savaşı tırmandırmak için elinde hiçbir gerekçe yok uzun süredir.
Zaten eğer PKK gerçekten Kürt halkı için mücadele veriyorsa, bugün 100 belediye başkanı, 35 milletvekilinin olduğu, lideriyle devletin görüştüğü, yeni anayasayı tartışan, demokratik özerkliği tartışan Türkiye’yle değil, Kandil’i gören tepelere kadar gelen İran’la, Kürtlerin vatandaştan bile sayılmadığı, üfürsen yıkılacak Esad rejimiyle uğraşması gerekirdi.
Eğer bir örgüt meşruiyetini yitirecek böyle eylemlere başvuruyorsa, ortada başka bir neden, başka bir motivasyon olmalı.
Dün Kandil’de 15 Ağustos kutlamalarına katılıp, bir konuşma yaptığı söylenen Karayılan’ın (görüntüsüz) yazılı mesajındaki ”Güneybatı Kürdistan'da (Suriye) açığa çıkan imkanlar” cümlesi bu yeni motivasyon hakkında bir fikir veriyor.
Ya PKK, bu son saldırılarla meşruiyetine ve haklılığına darbe indirdiği Kürtlerin talepleri için artık savaşmıyorsa? Ya PKK, son saldırıları bölgenin karışan çarşısında kendine yeni müttefikler arayan uluslararası bir örgüt olarak yapıyorsa? Yani ya PKK bu aralar Kürtler için değil de Esad için savaşıyorsa?
Yani bu karışık denklemde yapılacak en büyük yanlış “Teröristlerle mücadele ediyorum” diye kendini savunan Esad’ı katliamla suçlarken, “Bıçak kemiğe dayandı” gibi tehlikeli sözlerle “terörle mücadele ediyorum” diye Esad gibi halkını tanklarla karşı karşıya getirmek olur. Eğer bu savaş tahrikine gelinirse Türkiye’nin dünyaya ve bölgesine, tabii en başta kendi halkına karşı söyleyecek hiçbir sözü kalmaz. Tüm bu savaş kışkırtıcılığının arkasında Türkiye’nin sözünün değerini azaltmak isteyenler olmasın?
En baştaki soruyu yeniden soralım:
Önceki gün önce İran Büyükelçisi, ardından ABD Büyükelçisi Başbakanlığa gelip niye Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’la görüştü?
Galiba bu soruya yazının başına göre daha iyi bir cevabımız var artık...
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025