Yıldıray OĞUR
Franca Viola, Sicilya’nın Alcoma kasabasında yaşayan bir çiftçi ailesinin kızıydı.
15 yaşındayken 23 yaşındaki Filippo Melodia ile nişanlandı. Fakat Flippo, bir süre sonra hırsızlıktan tutuklananınca Franca’nın babası nişanı bozması için kızına baskı yaptı. Nişan bozuldu. Filippo Almanya’ya taşındı. İki yıl sonra Franca 17 yaşındayken başka bir adamla nişanlandı. Bu sırada Almanya’daki Filippo, Sicilya’ya geri döndü. Haberi alınca sürekli Franca’yı, nişanlısını ve babasını rahatsız etmeye başladı.
25 Aralık 1965 günü Filippo, silahlı arkadaşlarıyla Franca’nın evini bastı. Annesini darp edip 17 yaşındaki kızı ve ablasının kaçırılmasına direnen 8 yaşındaki kardeşi Mariano’yu kaçırdı. Bir süre sonra küçük kardeşi serbest bıraktı ama Franca’yı 8 gün boyunca ablasının evinde rehin aldı. Ona günlerce tecavüz etti.
Sonunda genç kızı evden İtalyan jandarması Carabinieri bir operasyonla kurtardı. Filippo tutuklandı.
Ama genç kızın zor bir karar vermesi gerekiyordu. Sicilya’daki koyu Katolik kültürde bir kızın bekâretini bozan kişiyle evlenmemesi büyük bir ayıptı ve o kızın adı ahlaksız kadına çıkıyordu. Bu yerleşik kültür ve inanç İtalyan Ceza Kanunu’nda onarıcı evlilik hükmü olarak korunmuştu.1889 Zanardelli Ceza Kanunu’nun 353 ve Mussolini döneminde yapılan 1931 Rocco Ceza Kanunu’nun 544. Maddesine göre eğer bir tecavüzcü tecavüz ettiği kızla evlenirse cezası affedilmekteydi.
Babası bu kaçınılmaz akıbete doğru Franca’ya Filippo’yla evlenmek isteyip istemediğini sordu. Kız “Hayır” cevabını verince, sonuna kadar onunla mücadele etme sözü verdi.
Tecavüzcüsüyle evlenmeyi reddeden Franca ve ailesi dışlandı, tehditler aldı, bağları ve bağ evleri yakıldı. Küçük kasabada meydana gelen olaylar İtalyan medyasının ve parlamentosunun dikkatlerini çekti, ceza kanunundaki madde üzerine büyük tartışmalar çıktı.
Filippo’nun avukatları son ana kadar Franca’nın kaçırılıp tecavüze uğramadığını, gizlice evlendiklerini kabul etmesi için ısrar ettiler ama Franca ve ailesi direndi. Sonunda mahkeme Filippo’ya 11 yıl hapis cezası verdi. Franca iki yıl sonra Guiseppe Ruisi’yle evlendi. Bu evlilik için o kadar çok tehdit aldılar ki Ruisi, silah ruhsatı almak için başvurdu.
Franca’nın mücadelesi bütün İtalya çapında tecavüzcüyle evlilik anlayışı ve kanuna karşı duyarlılık oluşturdu. İtalyan Devlet Başkanı Saragat ve Papa 6. Paul Franca’ya takdirlerini bildirdiler. Ama bu bile kanunun kalkmasına yetmedi.
Ceza yasasındaki tecavüzcüyle evlenme yasası ancak 12 yıl sonra 1981 yılında yasadan çıkarıldı.
Hâlbuki 1889 yılında liberal fikirleriyle tanınan ve daha sonra Başbakanlık da yapan Adalet Bakanı Giuseppe Zanardelli’nin adını taşıyan İtalyan Ceza Yasası, zamanının düşünce, inanç özgürlüğü ve boşanma gibi konularda oldukça ilerici ve liberal bir yasa olarak kabul edilmekteydi.
O yüzden 1926 yılının şubat ayında İsviçre Medeni Kanunu’nu neredeyse çevirerek Medeni Kanun olarak kabul eden yeni Türkiye Cumhuriyeti kendisine bir ceza kanunu ararken 1889 Zanardelli Kanunu’nu buldu. Adalet Bakanı Mahmut Esad Bozkurt öncülüğündeki Eskişehir Komisyonu, kanunu çevirdi. Yeni Türk Ceza Kanunu, 29 Ocak 1926 günü Başvekil İsmet imzasıyla Meclis’e gönderildi.
Kanunun görüşülmesi sırasında ilk sözü alan Adalet Bakanı Bozkurt, İtalyan Ceza Kanunu’nu övdükten sonra şöyle dedi:
“Arkadaşlar! Ceza Kanunumuz çok serttir. Çünkü inkılâp çok kıskançtır. Fakat şunu Heyet-i Celilenize temin edebilirim ki, sertliği ile beraber ilmî bir eserdir. Bundan korkacak olanlar ve korkması lâzım gelenler Türk milletinin menfaatlerine, Türk milletinin hukukuna ve inkılâbına karşı tekin olmayanlardır ve bunların korkması lâzımdır. (Bravo sesleri) Fakat memleketimizi sevenler, (bizden olanlar, Türk İnkılâbına hayırhah olanlar, namuslu insan olanlar, bu sert Ceza Kanununda kendilerine bir masuniyet meselesi bulacaklardır. Bu Ceza Kanunu namuslu insanlar için bir masumiyet hüccetidir. Korkacak olanlar arz ettiğim gibi tekin olmayanlardır. İnkılâbın ve devletin
mânası tekin olmayanları, zorbaları mütecavizlerini korkutmaktadır, ezmektedir. Türk Ceza Kanunu lâyihasını kabulünüzü rica ederim…”
Ardından söz olan eski Dışişleri Bakanı ve Bozkurt’un ardından Adalet Bakanlığı koltuğuna oturacak Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk) kanun için mükemmel derken, Batı yanlısı fikirleri, özellikle kadın hakları konusunda Meclis’in en duyarlı ismi bilinen Tunalı Hilmi Bey “Nasıl diyeyim bilmiyorum mutlu bir Türk olarak teşekkür ediyorum” dedi. Ceza Kanunu üzerine en eleştirel konuşmayı, kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucularından ve Şeyh Said ayaklanmasından sonra İstiklal Mahkemesi’nde yargılanan Dersim Mebusu Feridun Fikri Bey yaptı, yasadaki idam, kürtaj düzenlemelerini ve fikrî özgürlüğü engelleyecek maddeleri eleştirdi.
1 Mart 1926 günü Meclis’te kabul edilen yasa, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ve Başbakan İsmet’in imzalarıyla 13 Mart günü Resmî Gazete’de yayınlandı.
http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/320.pdf
592 maddeli yeni Türk Ceza Kanunu’nda 1889 İtalyan Zanardelli Ceza Kanunu’ndan doğrudan tercüme edilerek giren maddelerden biri 352 nolu tecavüzcüyle evliliklerde ceza affını düzenleyen maddeydi.
https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc004/kanuntbmmc004/kanuntbmmc00400765.pdf
Kanunun 414. Maddesinde şöyle deniyordu:
414-Her kim on beş yaşını bitirmeyen bir çocuğun veya mecnun veya irade ve temyizi selbeden maluliyetle malûl olduğunu yahut şuuru marazî inhisaf hâlinde bulunduğunu bildiği bir kimsenin ırzına geçerse muvakkaten ağır hapse mahkûm olur.
434. Madde ise hangi şartta tecavüzcünün cezasının infazının tecil edileceği hakkındaydı:
“Kaçırılan kız veya kadın hakkında nikâh vuku bulup da on sekiz yaşını bitirmiş ise kendisinin ve bitirmemiş ise velisinin, velisi olmadığı takdirde hâkimin izniyle kendisinin, davadan feragati ile hukuku umumiye davası ve hüküm sadır olmuş ise cezanın infazı tecil olunur. Ve müruru zaman haddine kadar erkek tarafından haksız olarak vukua getirilmiş bir sebeple talaka hüküm lâhik olduğu takdirde takibat tekrar edilir. Evvelce hüküm sudur etmiş ise infaz olunur. İşbu madde ahkâmı 414, 415, 416’ncı maddeler hakkında da caridir...”
Kanunun 423. Maddesi de aynı durum üzerineydi:
“Her kim on beş yaşını dolduran bir kızı alacağım diye kandırıp da tecavüz ederse altı aydan bir seneye kadar hapsolunur.
Evlenme vukuu hâlinde ceza sakıt olur. Şu kadar ki beş sene zarfında makbul bir sebep olmaksızın boşama vaki olursa hukuku umumiye davası avdet eder…”
https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/td_v2.goruntule?sayfa_no_ilk=4&sayfa_no_son=19&sayfa_no=21&v_meclis=1&v_donem=2&v_yasama_yili=&v_cilt=23&v_birlesim=064
O günün şartları ve anlayışları çerçevesinde bile olsa İtalyan Ceza Kanunu’ndan bu maddelerin aynen tercüme edilmesi tuhaf bulunabilir.
İşin ilginç yanı, bundan önceki ceza kanunu Tanzimat döneminde hazırlanan 1858 Ceza Kanunname-i Hümayun’unda da benzer bir hüküm bulunmaktaydı. Daha da ilginci bu ceza kanunu da zamanının en ilerici, Fransız Devrimi’nin eseri kabul edilen 1810 Fransız Ceza Kanunu’ndan (Code Pénal de 1810) neredeyse çevirisiydi. 1858 Ceza Kanunnamesindeki tecavüzcüyle evlenmeyle ilgili 206. madde, Fransız Ceza Kanunu’nun 354 ve 357. maddelerinin ise bire bir çevirisiydi.
Asurlularda ilk uygulamalarına rastlanan, Osmanlı hukukunda da uygulamaları bulunan 20. Yüzyılda Avrupa, Orta Doğu, Latin Amerika ceza kanunlarında yer alan bu madde 20. Yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkan tartışmalarla kaldırılmaya başlandı.
https://selfscholar.wordpress.com/2012/07/18/the-middle-easts-rape-marriage-laws/
Türk Ceza Kanunu’nun bire bir kopyaladığı İtalyan Ceza Kanunu’nda 1981 yılında çıkarılan maddenin Türkiye’deki ömrü ise daha uzun oldu.
Maddeler, 1931 yılında Mussolini’nin İtalyan Ceza Yasası’nı tadil etmesinden sonra, ona paralel olarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikler sırasında da korundu.
Ardından 79 yıl boyunca geçen laik, muhafazakâr, merkez sağ, sol hükümetler tarafından Türk Ceza Kanunu’nda yapılan 62 büyük değişiklik sırasında da tecavüzcüyle evlenme maddelerine dokunulmadı, üzerine çok dar çevreler dışında yüksek sesli itirazlar da duyulmadı.
Türk Ceza Kanunu’ndaki tecavüzcüyle evlenme hükümleri ancak 2004 yılında, AK Parti iktidarı sırasında kaldırılabildi.
AB uyum sürecinin de katkılarıyla, Meclis’te sivil toplum-Meclis diyaloğunun çok iyi bir örneği olan bir çalışma sonucunda ortaya çıkan yeni Türk Ceza Kanunu 1 Nisan 2005’te yürürlüğe girdi.
Yeni Ceza Kanunu’nu Meclis’e gönderirken altında Başbakan Erdoğan’ın imzası bulunan gerekçe, kanun maddeleri üzerinde Meclis komisyonu ve genel kurulunda yapılan konuşmalar Türkiye’nin aldığı mesafeyi göstermekteydi.
https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c059/tbmm22059119ss0664.pdf
Her ne kadar başka bir hukuki ihtiyacı karşılamak için hazırlanmış olursa olsun, kötü yazılmış bir teklifle 79 yıl boyunca “tecavüzcüyle evlilik” maddeleriyle taşınmış utancın yükünün yeniden Türkiye’nin ve bu maddeleri kaldırmış bir iktidarın üzerine yıkılması büyük bir haksızlık olur. Neyse ki bu hatadan dönüldü.
En büyük haksızlık da bu korkunç maddeler yüzünden 79 yıl boyunca adlarını bile duymadığımız, trajedileri hiç gazetelere yansımamış, haklarında filmler yapılmamış bizim Franca Viola’larımıza olacaktı…
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025