Yıldıray OĞUR
“Cumhurbaşkanı seçmen yaşı 18’e indirilsin, parlamenter sayısı 600’e çıksın, cumhurbaşkanını halk seçsin ve anayasa bu yönde değiştirilsin dedi. Demirel aldı bunu hemen kişiselleştirdi?”
Bundan 27 yıl önce 1990’ın son günlerinde Milliyet’ten Fikret Bila’ya konuşan Cumhurbaşkanı Özal’a çok yakın Erzincanlı Başbakan Yıldırım Akbulut’un sözleri insanda dejavu hissi uyandırıyor. Bir farkla Başbakan Akbulut, Başkanlık sistemine mesafeliydi:
“Yetkileri değişmedikçe cumhurbaşkanını halk seçmiş neyi değiştirir... Başkanlık sistemine gelince başkanlık sistemi bünyemize uygun değil. Ben o kanaatteyim ki halkımıza sorsak tek adam yönetimi mi istersiniz yoksa parlamentosuyla hükûmetiyle yargısıyla parlamenter sistemi mi, parlamenter sistem der.”
Artık Çankaya Köşkü’nde olan Özal’ın Akbulut’a teslim ettiği partisi ANAP’ın Meclis’te anayasa değişikliği yapacak bir çoğunluğu yoktu ama referandum için sayı yeterliydi. Ama ANAP’ta da başkanlık konusunda kafalar net değildi.
Özal, Maliye Bakanı Adnan Kahveci ile uzun süre Fransa’da görev yapmış Prof. Nur Vergin’e Fransa’daki yarı başkanlık sistemi üzerine bir rapor hazırlatmıştı. Partinin ağır toplarından Mehmet Keçeciler de “Türkiye tek adam yönetimine alışıktır, başkanlık sistemine geçilmeli” diyerek Özal’a destek vermişti. Ama farklı düşünenler de vardı. Akbulut’a karşı liderlik mücadelesi vermiş Hasan Celal Güzel örneğin: "Başkanlık sistemi demokratik değildir. Türkiye’yi içinden çıkılmaz rejim problemleriyle karşı kaşıya bırakabilir.”
Oltan Sungurlu, bir süre sonra genel başkanlık koltuğuna oturacak Mesut Yılmaz da Özal’ın başkanlık formülüne karşıydılar.
1990 yılı boyunca Türkiye Özal’ın anayasa değişiklik teklifini ve başkanlık sistemini konuştu.
Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şubesi’nin düzenlediği "Yönetimin Yeniden Yapılanması ve Demokratik Katılım" başlıklı kongrede Özal, Akbulut, Demirel, İnönü, Erbakan kürsüye çıkmış, profesörler başkanlık ve yarı başkanlık formüllerini masaya yatırmıştı. (Toplantının kayıtlarını bulamadım. Gazetelerdeki haberlere göre muhalefet liderleri Özal’ın önerilerine karşı çıkmıştı)
Doğru Yol Partisi lideri Demirel, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesine destek verirken “Türkiye’de başkanlık sistemi yürümez. Dünyanın tek bir ülkesinde bu sistem yürüyor. Diğer ülkelerde ihtilaller oluyor. Bizde de daha çok ihtilal olur” demişti. Kenan Evren de aynı fikirdeydi:
“Ben hiçbir zaman başkanlık sistemine razı olmadım. Bana da çok önerenler oldu. 'Seni başkan yapalım' dediler, kabul etmedim. Bizde demokrasi yerleşmiş değil. Bizde diktatörlüğe çok çabuk kayılabilir. Çünkü biz padişahlık devrinden gelmişiz...”
Gazetelerde her gün başlığında “Özal ve diktatörlük” kelimeleri geçen haberler çıkıyordu.
“Başkent siyasi çevrelerinde başkanlık sisteminin Özal diktatörlüğüne yol açacağı" öne sürülürken, Özal’ın “gerekirse halk oylamasına giderim” sözüyle "Meclis’i hiçe saydığı iddia edildi” diye devam eden Milliyet Ankara muhabirlerinden Şamil Tayyar imzalı bir haberde görüşü alınan anayasa hocalarından biri İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Burhan Kuzu’ydu. Kuzu şöyle demişti:
“Böyle bir teklifi Cumhurbaşkanı yapamaz. Buna rağmen böyle bir beyanda bulunması bana biraz garip gözüküyor. Bir defa başkanlık sistemi bizim anayasamıza uymaz. Amerika’da uygulanan sistemde başkan tarafsız. Anayasada birkaç değişiklik yapmak yetmez. Çok köklü değişiklikler olması gerekir.”
Muhalefet liderleri İnönü ve Demirel, Özal’ı o sırada çok yakın olduğu Bush’a imrenmekle suçluyordu. Özal’ın başkanlık tezlerini sert sözlerle eleştirilerden biri de başkanlık sistemini MNP, MSP programlarına koymuş Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan’dı:
“Türkiye’de ekonomik bakımdan tam bir kriz ve yanlış politikaların korkunç tahribatı yaşanırken işsizlik, fakirlik, açlık, enflasyon ve geçim sıkıntısı dayanılmaz boyutlara ulaşmışken ülkenin bu temel meselelerden hiçbirisi ne ANAP’ın ne Özal’ın gündeminde ye almaktadır. Milletin bütün bu dertleri bir kenara bırakılmış en mühim mesele olarak, nasıl olacak da; Özal bir türlü muhalefete kabul ettiremediği cumhurbaşkanlığını, kendisini millete seçtirmek suretiyle kabul ettirecek, İkinci bir kere daha cumhurbaşkanı seçilme imkânına kavuşacak, rejimi başkanlık sistemine dönüştürecek, bugün Anayasa ve yasalara aykırı olarak yürüttüğü 'Tek adam' yönetimini meşru hâle getirebilecek! Türkiye’nin şu anda yapması lazım gelen en acil işi 'Hile Rejimi'nden başka bir işe yaramayan mevcut seçim kanunu yerine adil bir Seçim Kanunu yapması ve en kısa zamanda seçime gitmesidir...”
Tartışmalar sürerken ANAP’ta genel başkan değişti. Yeni başkan ve başbakan Mesut Yılmaz, anayasa değişikliğine ve başkanlık önerilerine mesafeliydi. Ve 1991 yılında ülke genel seçimlere giderken, bir ABD ziyareti dönüşü Özal başkanlık ve anayasa değişikliği ısrarından vazgeçti. Ama kısa bir süreliğine. Seçimlerin ardından kaldığı yerden ve daha açık bir şekilde Başkanlık Sistemi’ni savunmaya devam edecekti...
1991 seçimlerinden DYP-SHP iktidarı çıkınca Özal Çankaya’da daha yalnız ve güçsüzdür artık. İktidar partileri seçim kampanyası boyunca, ANAP’ın 89 yerel seçimlerinde aldığı 21.9 oy oranı kadar bir temsiliyet gücü olduğunu iddia ettikleri Özal’ı Çankaya’dan indirmekten bahsetmişti. Özal da bu tehditlere sistem tartışmalarının sesini açarak cevap verdi.
Çankaya Köşkü’nde aydınlarla buluşuyor, üniversitelerde konferanslar veriyordu. Türkiye Günlüğü dergisinin düzenlediği Cengiz Çandar, Mehmet Altan, Nur Vergin, Asaf Savaş Akat, Hikmet Özdemir gibi isimlerin katıldığı bir paneli yönetmiş, statükoya, değişim, 2. Cumhuriyet, başkanlık sistemi kavramlarının havada uçuştuğu panel oğlunun kanalı Kanal 6’da canlı yayınlanmıştı. Bilkent Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta Özal Başkanlık Sistemi’ni neden savunduğunu şöyle açıklamıştı:
“Parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı çizildiği gibi değildir. Parlamenter sistem kültür birliğinin olmadığı ülkelerde ayrışmaya neden olur.”
Ama Özal’ın Başkanlık Sistemi’nden kastı Amerikan Başkanlık Sistemi’ydi. Bunu en iyi 15 Mart 1993 akşamı çıktığı Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programında açıklamıştı:
''Özal: Başkanlık sistemi diyorum ben, başkanlık sistemi tabii Fransa gibi değil daha çok Amerika'ya yakın. Sebebini şöyle tahlil ediyorum; Bakanların benim kanaatime göre, bizim tecrübemize göre parlamento dışından olması lazım. Çünkü altı senelik parlamento hayatımda şunu gördüm; Bakanlarla milletvekilleri arasına devamlı problemler giriyor. Çünkü bakanın da seçim kaygısı vardır, milletvekilinin de seçim kaygısı vardır. Aynı yerde veya aynı grupta olmadıkları takdirde birbirlerine zıt hareketler yapıyorlar ve dejenerasyon başlıyor.
Mehmet Ali Birand: Bir taraftan da tek adamlık tehlikesi çıkmıyor mu ortaya. Yani bir denetim var şu an Meclis'te, Meclis'in bir denetimi var?
Özal: Hayır, hayır. Denetim yok. Ben tam aksini iddia ediyorum. Bugün denetim yok. Neden çünkü hükûmet koalisyon da olsa tek parti hükûmeti de olsa meclise hâkim oluyor. Meclis hiçbir araştırma veya şeyi geçirtmeyebilir isterse. Çok rahatlıkla. Halbuki öbür başkanlık sisteminde kuvvetler ayrımı var kesin olarak. O takdirde meclistir ve Amerikalılar buna 'Check and balance' derler, yani karşılıklı bir denge vardır. Cumhurbaşkanı'nın kuvveti vardır icra olarak icra odur, buna mukabil meclisin de yetkileri vardır. Meclis bu sefer tam kontrol yetkisini yapar..."
Özal bu konuşmadan bir ay sonra hayatını kaybetti. Başkanlık Sistemi tartışması yeniden yine kısa süreli bir uykuya daldı.
Tuhaf bir şekilde Başkanlık tartışması Türkiye’ye başka bir cenaze sayesinde yeniden döndü. 1996 yılının Ocak ayında vefat eden Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand’ın cenazesine katılan Süleyman Demirel, orada Fransa Ulusal Savunma Sekreteri ve Sayıştay Üyesi olan Jean Picq’le tanıştı. Demirel, Picq'i özel toplantılar için Ankara’ya davet etti. Artık masada Fransız yarı-başkanlık sistemi vardı. (Devam edecek)
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025