Yıldıray OĞUR
1921 yazı Türkiye tarihinin en karanlık dönemidir. O yaz aylarında ülkenin yaşadığı beka sorunu gibi bir beka sorunudur.
Yunan ordusuna karşı Kütahya- Eskişehir Muharebeleri kaybedilmiş, ordu büyük kayıplar vererek Sakarya’nın doğusuna çekilmek zorunda kalmıştır.
Ankara tehdit altındadır. Tedbir için Meclis’in Kayseri’ye taşınmasına karar verilmiş, beş mebus yer bakmak üzere Kayseri’ye gönderilmiştir.
Meclis evrakı ve arşivi Kayseri’ye taşınmaya başlanmış, bazı milletvekilleri ve aileleri de Kayseri’ye gitmiştir.
İşte Ankara’ya kara bulutların çöktüğü bu günlerde, kendi ailesini de güvenlik için Kayseri’ye göndermiş olan Meclis’in Evrak ve Tahrirat Müdürü Necmettin Sahir (Sılan) Bey, bir anket yapmaya karar verir.
Küçük bir kağıda bastırdığı ankette tek bir soru vardır:
“Kazanılacak olan milli istiklal mücadelemizin, feyizdar (bereketli) ve semeredar (verimli) olması neye mütevakkıftır? (bağlıdır)”
Henüz zaferin çok uzakta olduğu günlerde “Kazanılacak olan milli istiklal mücadelesi”nden sonrasına ilişkin soruya cevap vermek mebuslar için herhalde moral verici olmuştur, onlardan istenen de bir nevi geleceğe mektup yazmalarıdır.
Nitekim Necmettin Sahir Bey de 1968’deki bir konuşmasında milletvekillerini ankete katılmaya “Mutlaka muzaffer olacağız. Muzaffer olduktan sonra bunu mukaddes bir sır halinde saklayacağım ve günün birinde tarihe emanet edeceğim” diyerek ikna ettiğini anlatır.
Başarılı da olur. 1921’den 1923’e kadar mebusların peşinden koşmuş, 352 aktif milletvekilinin 315’inden anketi için kendi el yazılarıyla bir cevap almayı başarmıştır.
İlk cevabı Saruhan mebusu Mahmut Celal Bey yani Celal Bayar verir. Cevapların çoğunluğu savaşın henüz sürdüğü 1921 ve 1922 yıllarında beka kaygısının derinden yaşandığı zamanlarda verilmiştir.
Cumhuriyet’in ilanının ardından Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü ve ardından Dersim mebusluğu yapacak olan Necmettin Sahir Sılan, sözünü tutar ve hayatta iken bu anketin cevaplarını bir sır gibi saklar.
Evinde sakladığı anketler, 1992 yılında vefat ettiğinde, ailesinin bütün arşivini Tarih Vakfı’na bağışlamasıyla ortaya çıkar.
O arşivden Tarih Vakfı, Dersim harekatının resmi evraklarını basmıştı.
Anketler ise 2004 yılında Bülent Arınç’ın Meclis başkanlığı döneminde Tarih Vakfı ve TBMM işbirliğiyle “İlk Meclis Anketi: Birinci Dönem TBMM üyelerinin gelecekten beklentileri” adıyla yayınlandı.
Anketin kitap haline getirilmesine çok değerli isimlerin eli değmiş.
Belgeleri yeni harflere tarihçi Yücel Demirel çevirmiş, anketlerdeki Arapça ibareleri İsmail Kara okumuş, Mete Tunçay metinleri günümüz diline aktarmış.
Birinci Meclis konusunda en önemli uzman kabul edilen Ahmet Demirel de anket sonuçlarını değerlendiren uzun bir giriş yazısı yazmış.
Necmettin Sahir Bey’in anketine 37 milletvekili ise cevap vermemiş.
Cevap vermeyenler arasında İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Rauf Orbay ve Ali Fuat Okyar ile birlikte
Mustafa Kemal de var.
1968 yılındaki konuşmasında Necmettin Sahir Sılan, Atatürk’e anketi verdiğinde aralarında geçen diyalogu şöyle anlatmış:
"Kâğıdı uzattım. 'A be çocuğum, bu nedir' dedi. Onun kendine mahsus tatlı Rumeli şivesi, tatlı okşayıcı bakışlarıyla, dedim 'Ben böyle bir şeye tevessül ettim', 'Neden teşebbüs ettin' dedi. Evrakı arz ettikten sonra dedim 'Efendim, vaziyet beni çok mahzun etti, ben kendime bir teselli bulmak için bu suali tertipledim, verdim'. 'Hatta başka bir şey söyleyeyim size' dedim. 'Moskova'da Ali Fuat Paşa'ya gönderdim. Erzurum'da Karabekir Paşa'ya gönderdim'. 'Cevap aldın mı' dedi. 'Paşam daha çok yeni' dedim. 'Roma'da Celalettin Arif Bey'e gönderdim. Paris'te Ahmet Ferit Tek'e gönderdim'. Paşa baktı, baktı bana. 'Yani şimdi ben ne yapacağım' dedi. 'Siz de' dedim 'bir iki satır lütfedeceksiniz'. 'Yok be çocuk sen bunları toplayasın. Eser benimdir'. Eser benimdir diyebilir. Bu büyük eser Türkiye Büyük Millet Meclisi. 'Emredersiniz paşam' dedim. Ondan sonra gelişen hadiseler, olaylar bu kadar yakınlığa rağmen, kendisinden elimde başka boş kağıtlar olmasına rağmen, böyle bir cevap aramak cüretini bana vermedi."
Ankete verilen cevapların konulara göre dağılımı Birinci Meclis’teki çok sesliliği gösteriyor.
Milletvekillerinin yüzde 43.2’si soruya ekonomiyi öne çıkaran cevaplar vermişler.
Ankete ilk katılan, uzun yıllar Cumhuriyet hükümetlerinin maliyesine bakacak Saruhan milletvekili Celal Bayar’ın tek cümlelik cevabı gibi:
“Maşeri iktisat kudretinin teessüs ve tekamülüne bağlıdır.”
1947-49 yılları arasında Başbakanlık yapacak Trabzon milletvekili Hasan Saka ise “neye bağlıdır” sorusuna tek kelimeyle cevap vermiş: “Paraya”
Güverte mühendisi olan Trabzon mebusu Recai Bey (Baykal) de Napolyon’un sözünü hatırlatmış:
“Napolyon'un evvela para, saniyen para, salisen yine para dediği evvela vaziyet-i maliyemizi memleketimizin vaziyet-i coğrafyasına göre iktisadi, ticari, zirai ve topraklarımıza gömülü kalan tabii servetlerden istifade çarelerine tevessül olunarak para tedarik edilmeli, iktisadi hayat yükseltilmeli. Devletin bir asırdan beri devam edegelen zaaf ve aczini, yani idare makinesinin fenalıklarını ortadan kaldırıp hakiki ve asri bir idare makinesi tanzim etmek hususuna bütün mevcudiyetimizle çalışmalıyız.”
Meclis’in sarıklı din adamlarından Denizli mebusu Hacı Mustafa Sabri Efendi’nin cevabı da benzer:
“Hazreti Yusuf aleyhiselam gibi bir iktisat vekili bulmak baş şarttır. Fransızca, Arapça, Türkçe’de olan “Fen kuvveti yener” sözünü gözden uzak tutmamak da yine ön şartlardandır.”
Ankete verilen cevaplarda en çok altı çizilen başlıklar sıralamasında ikinci sırada halkın yönetimde egemenliği, istibdat karşıtlığı var. Ondan da birkaç örnek okuyalım:
Mahmut Esat (Bozkurt) Bey (İzmir): “Türkiye ve Türk halkı firavunların ehramlarını yapan mazlum insanlar gibi bir sürü esirlerdi. Türk camiası Osmanlı İmparatorluğu tarihinde hiçbir zaman menfaatlerinin hizmetçisi olarak bir devlet ve bir hükümet tesis edemediler. Bugün dirilmeye azmeden Türkiyemizde her şeyden evvel... hakimiyet bilakaydüşart millete verilmelidir... Aksi halde Kanun-i Esasilerden Meşrutiyetlerden belki tıpkı istibdatlardan olduğu gibi hayır beklenilmemelidir.”
Fikri Faik (Güngören) Bey (Genç): “Ancak milletin her ferdinin hakikaten hakimiyetine idrak etmesine bağlıdır. Yoksa onun meclisi de hükümeti de 1908’de ilan edilen meşrutiyet idaresi gibi mutlakıyetten ziyade başına bela olur, soyulur, ezilir ve o zaman kazanılan unutulur, çizilen hudutlar da silinir.”
Rıfat Bey (Kayseri): “Milli sınırlar dahilindeki vatandaşlarımın doğrudan doğruya iştirakiyle seçilmiş meclislerin düzenleyecekleri yasaların ülkede gereçli kılınmasına bağlıdır.”
Musa Kazım (Onar) Efendi (Konya): “Hangi hükümet biçimi kabul olursa olsun, halkın kültürünü arttırmak, ruhunu yükseltmek gerekir ki halkı yöneten kişiler karşılarında iyiyi ve kötüyü, zulmü ve adaleti kavramış bir halk kitlesi olduğunu bilsin ve yönetiminde yasayı, adaleti kendisine rehber-i hareket olarak benimsemek zorunda kalsın.”
Operatör Emin Bey (Bursa): “Bu vesileyle kaydını münasip gördüğüm bir hakikat de padişahın milleti bir koyun sürüsü yani hayvan zümresinden telakkisi ve kendisinin bu sürüyü istediği tarafa sevk edebileceği iddiasının ne kadar batıl olduğu, bilakis milletimizin sair medeni milletler gibi rüşdünü ispat eylemiş bulunduğudur.”
Esat (İleri) Bey (Aydın): “Artık mazinin derinliklerine gömmeye mecbur olduğumuz eski idare sisteminin halkımıza hiçbir şey vermediğini ve bilakis mütemadiyen halkı cehaletten cehalete, felaketten felakete duçar eder bir mahiyette olduğunu biz .. inkılabımızla anladık.”
Devlet yönetiminde işini ehline vermek, halka adaletli davranmak, kanun egemenliğini sağlamak, anayasaya riayet de en sık verilen cevaplar arasında.
Dönemin Adalet Vekili olan, 1950’den sonra DP milletvekili olarak Meclis’e girecek Refik Şevket (İnce) Beyi soruya tek kelimeyle cevap vermiş: “Adalete.”
Diğer bazı cevaplar da şöyle:
Fahrettin (Erdoğan) Bey (Kars): “TBMM hükümetinin idaresindeki Müslümanları hiçbir cins, mezhep, tefrik etmeyerek birleştirmek lazımdır. Halkın üzerinden zulmü kaldırıp, adalet dağıtılmalı, bütün memlekette kanun egemen olmalı, kanun hilafında hareket eden memurlar ve askerlere damga vurularak ömrü hayatlarında memurluktan men edilmeli.”
Faik (Öztrak) Bey (Tekirdağ): “İlme hürmet, adalete uymaya bağlıdır”
Şeyh Servet (Bursa): “Teşebbüs-i şahsinin kemali serbestisine bağlıdır.”
Pozan Bey (Urfa) : “İdare adamlarımızın işlerinin ehli olmasına bağlıdır.”
Feyyaz Ali (Üst) Bey (Yozgat): “Memleket işlerinin hırstan, şahsi menfaatten azade olarak iyi yönetilmesine bağlıdır.”
Muhiddin Baha (Pars) Bey (Bursa): “Asrımızda kuvvet her ferdin maddi manevi yeteneklerinin serbestçe inkişafı , mesainin bilinçli sanayi ve nakliyatta makinelere dayalı olmasıyla ortaya çıkabilir.”
Ali Vefa Bey (Antalya): “Memlekette kanunu ve adaleti hakim kılmaya bağlıdır.”
Dursun (Yalvaç) Bey (Çorum): “Maarifimiz, iktisadımız, askeri konularda bugünkü zihniyetimiz memleketin gelişme kabiliyetini Türklerin doğuştan yeteneklerini imha etmektedir. Bunlarda esaslı tadilat yapmak millete hakiki hukuku vermek lazımdır. Hulasa sabık ve şimdiki idaremizde istikbal için hayırlı bir ümit göremiyorum.”
Abdülgani (Ensari) Bey (Siverek): “Allah için yardım ederseniz size yardım eder” yüce ayetine uygun olarak halka adalet dağıtmak ve vazifeyi ehline vermek”
Emin ( Gevelioğlu) Bey (Canik): “Namuskar insanların namussuzlar kadar cüretkar olmasına bağlıdır.”
Abdülhalim Çelebi Efendi (Konya): “Geçerli kanunların her şahıs hakkında eşitlikle uygulanması.”
Selahattin Bey (Mersin): “Bir cümleyle özetlemem gerekirse diyebilirim ki mevcudiyetimizin kurtulması şahıstan çok bütün toplum, menfaatten ziyade kanun, hırstan ziyade diğerkâmlığın teessüs ettiği zaman kazanılmıştır.”
Ankete verilen cevaplarda Birinci Meclis’teki muhafazakar ve Batıcı kanatlar da belirgin hale geliyor.
Birinci Meclis’te Burdur mebusu olan Mehmet Akif, ankete bir dörtlükle cevap vermiş:
“Nasıl dört İngiliz dünyayı oynatmakta hayrettir.
‘Bunun elbette var bir sırrı’ derler. İngiliz der ki;
‘Sefil efradı şayet ırkımın cüretli şeylerse, necip evladı onlardan ceridir elli kat belki.”
Cumhuriyet devrinde Türk Ocakları’nı yeniden kurup, 34 yıl başkanlığını yapacak Birinci Meclis’in Antalya milletvekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey’in cevabı ise tam zıddı:
“Garp medeniyetinin beşeri bir medeniyet olduğunu idrak etmek İslam milletlerini mumya gibi içinden ölmüş bir kalıp halinde tutan ve her şeye şümulü olan muhafazakarlığı terk etmeli.”
Atatürk’le birlikte Samsun’a çıkan subaylardan , Cumhuriyet devrinde büyükelçilikler yapacak Hüsrev Gerede:
“...Din ve geleneklerine bağlı ve sadık olan Japonların harikulade hızla terakki ve uygarlaşmalarını Anglo-Sakson eğitimine borçlu olduğunu göz önünde tutmak, onlar gibi Amerika ve Avrupa’ya eğitimlerini tamamlamak için pek çok öğrenci göndermek...”
Meclis Başkanı Adnan (Adıvar) Bey (İstanbul): “Milletin siyasi ve içtimai rüştünü en yakın bir zamanda temin edecek bir terbiye usulü takip etmek ve maarif, iktisat ve içtimaiyatta asri müesseseleri müsamahasız, tereddütsüz memleketimize nakl ve tatbik eylemenin mutaassıp bir yolcusu olmak.”
Ankete cevap verdikten kısa bir süre sonra öldürülecek Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey’in yanıtı şöyle: “Cemiyet makinesinin düzgün ve pürüzsüz bir şekilde işlemesini temin eden yegane ve esas vasıta halkın dini bağlarıdır.”
Mehmet Akif’in yakın dostu, Kuran müfessiri Hasan Basri (Çantay) Bey (Karesi): “Milleti frenkleştirmekten başka bir şey olmayan bu sakim zihniyetlere nihayet vererek Müslümanlık esaslarına sarılmamız...”
Sorbonne’da hukuk okumuş gazeteci Hamdi (Ülkümen) Bey (Trabzon):
“Milliyetçilik esas düsturumuz olmalı, milletin fikir ve yurdun refah seviyesini yükseltmek üzere Garp medeniyetini- Türklüğümüze asla zarar etmeyecek şekilde benimsemeli ve halkımıza hazmettirmeliyiz.”
İttihatçı, Karakol cemiyetinin öncüsü Miralay Kara Vasıf (Karakol) Bey (Sivas): “Batının ilmi ve sınai kemalatı benimsenmeli, bütün Türk illerinin dil, edebiyatı, tarih birliğini canlandırmalı, her Müslüman şiarı İslam esir kalamaz olmalı.”
Hacı Nuri Efendi (Siirt): “Din-i Mübin-i Ahmedi’nin yükselmesine çalışanlar daima kurtuluşa doğru yürümüşlerdir. Geri kalmamızın sebebi Avrupa kanunlarına tevessül etmekten ileri gelmiştir.”
Meclis’te tam tersini düşünen din adamları da vardır. İstanbul’da medrese eğitimi almış, Meclis’in sarıklılarından Batum mebusu Ahmet Fevzi bey gibi:
“Yirminci asrın kabul ettiği bir kafa yani bir zihniyet kabul etmek. Yirminci asrı takip eden yirmi birinci asra muvafık bir zihniyetle düşünmek ve bu düşünceyi en seri bir surette tatbik etmek.”
Ankete cevap veren Kürt mebusların bir kısmı Kürt meselesiyle ilgili mesajlar vermeyi tercih etmiş:
1925’de Şeyh Said ayaklanması yüzünden idam edilecek Bitlis mebusu Yusuf Ziya (Koçoğlu) Bey’in cevabı: “Kavmiyet, milliyet davalarının ayrılık, soğuma doğurduğu geçmiş tarih örneklerinden bellidir. İslamiyet esasına dayanacak bir mefkurenin ise yolu uhuvveti umumiye mabedine gidecektir.”
Asker olan Diyarbakır mebusu Hacı Şükrü bey (Aydındağ):
Anayurdumuzda tarihin birleştirdiği Türk ve Kürd 'ün müşterek mukadderatı meselesini yeni idaremiz ehemmiyetle mevzubahis etmelidir. Kürdün vatana bağlılığı yalnız din duygusuyla değildir. Ortak tarihinin doğurduğu duygularla ekonominin de buna etkisi vardır. Kürt Tüksüz yaşayamaz...Türk ve Kürt bundan sonra yeni yönetim altında eski tarihinin daha büyük daha görkemli sayfalarını yazacaktır.”
100 yıl önce yapılmış bu ankete verilen cevapları okurken herhalde herkes aynı şey hissetmiştir:
Ankete verilmiş cevaplar ne kadar da güncel!
100 yıl sonra hala aynı sorunları konuşuyoruz. Çözüm önerileri bile benzer.
Bugün aynı soru milletvekillerine sorulsa muhtemelen benzer cevaplar verirlerdi.
100 yıl önce başkentin güvenlik için Ankara’dan taşınması gereken karanlık günlerden geçerken bu ankete cevap vermiş milletvekilleri, herhalde 100 yıl sonra aynı konuların konuşulmaya devam edeceğini düşünemezdi.
Yine de onların gelecek için kurdukları hayaller, iyimser temenniler moral verici. Zaten o temennilerin çoğuna da bugün hala temenni olarak katılmamak mümkün değil...
(Kitap, online olarak TBMM kütüphanesinden okunabiliyor.
https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/handle/11543/1297. Farkında olmadığım bu kitaptan beni haberdar eden değerli Karar okuru Muhammed Zarifoğlu’na teşekkürler)
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025