Yıldıray OĞUR
Türkiye, geçen hafta Devlet Bahçeli’nin tweetleriyle tekrar HDP’nin kapatılmasını, hatta daha da ileri giden yardımcısının sözleriyle “siyasi haşere sürüsü olarak itlaf edilmesi” gerektiğini konuşurken ve Meclis’teki bütçe görüşmelerinde İçişleri Bakanı Soylu kendisini protesto eden HDP’lilere “haysiyetsizler” diye bağırıp, kayyımlar için “ohh” çekerken, İran’da da benzer bir bölücülük tartışması patlak verdi.
Ama bölücülük yapmakla suçlanan bu kez Türkiye ve Türkler.
Esas kıvılcımı yakan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 Aralık Zafer Günü kutlamalarında Bakü’de okuduğu Aras şiiri:
"Aras’ı ayırdılar
Kum ile doyurdular
Men senden ayrılmazdım
Zülm ile ayırdılar”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiir okumayı seviyor, çok da iyi okuyor. Bu yüzden başı belaya da girmiş, hapis yatmıştı.
Ama bu kez bir şiir yüzünden başı belaya giren Türkiye oldu.
Çünkü Bakü’de okunan dörtlüğün ucu İran’ın beka kaygısına dokundu, bölünme sendromunu tetikledi, durup dururken Ankara ile Tahran arasında diplomatik krize neden oldu.
Şiir söylendiği gibi Azerbaycan’ın milli şairi Bahtiyar Vahapzade’ye ait değil.
Azerbaycan Diller Üniversitesi’nden Prof. Jale Qaribova’nın verdiği bilgilere göre şiir anonim ve Azerbaycan’da Bayati adı verilen dörtlüklerden oluşan bir halk şiiri türünün örneği. Aras ya da Azerbaycanlıların dediği gibi Araz üzerine benzer çok sayıda bayati dörtlük var.
https://twitter.com/jgaribova/status/1337709338618683393?s=20
Erdoğan’ın okuduğu dörtlük en bilinenlerinden, aynı zamanda derlenmiş anonim bir ezgi.
https://www.youtube.com/watch?v=QwYy6CLwaSY
Türkünün söyleniş biçiminden de anlaşılacağı gibi zannedildiği gibi bu siyasi bir şiir değil, bir aşk şiiri. Birbirinden zorla ayrılanlar da iki sevgili.
Ama Aras Nehri’nin siyasi bir anlamı var.
Çünkü Aras aynı zamanda İran’la Azerbaycan’ı da birbirinden ayırıyor.
Sınırın bir tarafında Azerbaycan devleti var, karşısında ise İran’ın resmi 31 eyaletinden Doğu Azerbaycan ve Batı Azerbaycan eyaletleri.
Azerbaycan milliyetçilerine göre ise burası Güney Azerbaycan.
Türkiye’nin Kuzey Irak dediği bölgeye Kürtlerin Güney Kürdistan demesi gibi.
İran için Azerbaycan milliyetçiliği, kökenleri 1979 Devrimi’nin çok öncesine dayanan bölücü bir tehdit.
Tarihsel kökleri Türk Şah İsmail’e, bölgenin esas sahibi ve yönetici sınıfının Türkler mi Farslar mı olduğu tartışmasına kadar götürülebilir.
Ama 20.yüzyılda gerilimin arttığı an, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetlerin İran’ın güneyini işgal etmesiyle bölgede özerk bir Azerbaycan hükümetinin kurulması olmuştu.
90’ların başında Azerbaycan, SSCB’den ayrılıp bağımsız bir devlet olunca, İran’daki Azerbaycan Türkleri de hareketlendi, Güney Azerbaycan Milli Hareketi adlı, amacı bölünmüş Azerbaycan’ı birleştirmek olan, İran’ın toprak bütünlüğüne tehdit olarak gördüğü bir hareket ortaya çıktı.
Lideri Kanada’da yaşayan hareketin çok etkili olduğu söylenemez. Çünkü İran’daki Türklerin çoğunluğunun birinci kimlikleri Şiilikleri.
İran’ın dini lideri Hamaney’in babası da Türk.
Ama iktidarda İslami bir rejim olsa da Fars asabiyesinden İran’daki Türkler rahatsız.
İran rejiminden kaynaklı huzursuzluklar arttıkça, milliyetçi hisler de kabarıyor.
En son Karabağ savaşında sınırın bir yanında Azerbaycan ordusunun askerleri yürürken, nehrin karşı kıyısındaki İran topraklarından Azerbaycan Türklerinin tezahürat yaptığını görmüştük.
İşte o nehir Aras Nehri’ydi.
O yüzden, sınırın her iki tarafındaki Azerbaycan Türklerin milli duygularının en yüksek seviyeye çıktığı, Dağlık Karabağ zaferi için Bakü’de düzenlenen resmi geçitte, bir Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Aras Nehri’nin iki yakasındakilerin zulüm ile ayrıldığını söyleyen dörtlüğü okuyunca kimsenin aklına aşk gelmedi.
O günden beri gerilim yükseliyor.
Önce Tahran’daki Türkiye Büyükelçisi, İran Dışişleri’ne çağrılıp, izahat istendi.
Ardından Devrim Muhafızları’na yakın bir grup büyükelçilik binası önünde “Türk-Fars Azeri, Hepsi İmam Hüseyin’in askeri” sloganları eşliğinde protesto gösterisi düzenledi.
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, attığı tweette Erdoğan’ın okuduğu şiirin ne manaya geldiğinin farkında olup olmadığını sordu:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Bakü'de kötü olarak tabir ettiği şeyin, Aras'ın kuzeyindeki bölgelerin İran anavatanından zorla ayrılmasına atıfta bulunduğu bilgisi verilmedi. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin egemenliğine zarar verdiğinin farkında değil miydi?”
Türkiye’nin önde gelen İran uzmanlarından Adem Yılmaz, günlerdir artarak devam eden tepkileri Independent Türkçe için derledi.
Tepkilere ve argümanlara bakınca aynadaki aksimize bakıyor hissine kapılıyor insan.
Bölünme korkusu ve beka kaygısının siyaseti, medyayı, insanları nasıl şirazeden çıkarabildiği üzerine ibretlik bir seyir bu.
Benzerlikler o kadar çok ki İran Meclisi’nde Fars milliyetçisi milletvekilleri, Doğu Azerbaycan eyaletlerindeki illerden gelen milletvekillerini Erdoğan’ı yeterince kınamamakla bile suçladılar.
Ali Asghar Khanii adlı bir milletvekili ise Saddam’ın idam videosunu paylaşıp, "Sayın Erdoğan, bu Büyük İran topraklarına göz diken son şahsın akıbeti" diye yazdı. Hatta bu tweeti, Twitter saldırganca bulup silince, Twitter’ın Erdoğan’ı koruduğunu dahi yazdı.
Hamaney'in Türk vilayetlerindeki temsilcileri ise bir açıklama yapıp, Türkiye’deki 25 milyon Alevi kartını açmaktan çekinmediler: “Şah İsmail'in dünyadan ayrılışının üzerinden 450 yıl geçmesine rağmen, yas şiirlerinin hala Türk cem evlerinde okunması hayrete şayandır. Başta İran, Azerbaycan ve Türkiye olmak üzere tüm Müslümanları bölgenin hassas durumu konusunda çok dikkatli olmaya, düşmanın karmaşık bölücü komplolarına alet olmamaya çağırıyoruz.”
Devrim Muhafızları’nın muhtemel Cumhurbaşkanı Adayı Said Muhammed, “Düşmanın planı artık füze değil, ülkeyi parçalamaktır. Erdoğan’ın şu sözlerine bakınız. Kurt gibi İran’ı parçalamak için ülkenin etrafında yatmışlar” dedi.
İran gazetelerinde günlerdir Erdoğan manşetlerde.
Padişah, paşa olarak çiziliyor. İran’ı parçalamaya çalışmakla suçlanıyor. Tarih bilmediği söyleniyor, hakaretler ediliyor, Erdoğan, Siyonizm’in emrinde deniyor hatta bu şiir son nükleer fizikçi cinayetine bile bağlanıyor.
Örneğin Muhafazakar Keyhan gazetesi “Erdoğan bey! Tarih mi bilmiyorsun, yoksa İsrail'e mi dans ediyorsun?!” manşetiyle çıktı.
Haberlere göre Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, İranlı mevkidaşı Zarif’i arayıp bir açıklama yaptı, İranlı gazetecilere göre özür diledi.
Muhtemelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakü’de bu dörtlüğü, İran’ı rahatsız etmek için okumadı.
Böyle bir günde Aras’tan bahsetmenin ne anlama gelebileceği düşünülmeden, hoşluk, belagat olsun diye yazılı konuşmaya eklenmiş bir şiir gibi duruyor.
Ama bu kriz, hamasetin her türlüsünün zararları, diplomatik dilin neden vazgeçilmez olduğu üzerine de bir ders.
Muhtemelen Azerbaycan’ın da isteyeceği en son şey, İran’la böyle bir meseleden karşı karşıya gelmektir. Erdoğan şiiri okurken, Aliyev’in yüzünde beliren sıkıntı ifadesi bunu gösteriyordu.
Buna Karadeniz’de “Kuru derelerde boğulmak” denir.
Krizden çıkarılacak diplomatik ders bu.
Ama kuru derelerde boğulmamak için bu krizden bize çıkacak başka bir ders daha var.
Bir aşk şiirinde bir nehrin adının geçmesinin yarattığı korku, endişe ve öfkeden çıkarılması gereken ders bu.
Çünkü sadece İran’ın değil, kendi vatandaşlarını mutlu edemeyen devletlerin peşini bırakmayacak korkular, endişeler ve öfke krizleri bunlar.
İran’a uzaktan bakmak o yüzden çok öğretici. Aynadaki aksimize bakıyoruz aslında.
Ama uzaktan bakınca bir şiir için kapıldıkları bu öfke krizi pek çoklarına anlamsız, çocukça geliyor. Günlerdir “ne var bunda”, “amma abarttınız” yorumları yapılıyor.
Gerçekten de Türkiye’den bakarken kaç kişinin İran’a bunu demeye hakkı var acaba?
İran’daki Türklerin, kimlikleri ve Türkçe için verdikleri mücadeleye destek verip, İranlıları bir şiirle kapıldıkları bölünme korkusu için kınarken herhalde bu işin dönüp dolaşıp ucunun bize de dokunacağı düşünülüyordur.
Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nin kurucusu olan ve şimdi Kanada’da yaşayan Piruz Dilenci, hareketin sitesinde taleplerini “Uzun yıllar boyu dilimizi istedik vermediler, İmdi topraklarımızı isteyrik ve alacayıq” diye anlatmış.
Hikayelerimiz çok benzer değil mi?
20 yıl önce Kürtçe klip yapacağım dediği için başına çatal, bıçak fır1atılmış, sürgünde ölmüş Ahmet Kaya’nın mezarının dahi gelemediği, 1979’da, TRT Sanatçıları ile birlikte katıldığı Ağrı’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu konserinde, hemşerilerinin ricasını kıramayıp söylediği bir aşk hikayesini anlatan Kürtçe sıtran için (Ehmedo Roni) tutuklanan, terörle mücadele yasasından yargılanıp hapis cezası alınca önce Suriye’ye sonra Almanya’ya kaçan Nizamettin Arıç’ın 40 yıldır dönemediği bir ülkede yaşarken, üstelik bu travmaların dün ve bugün yaşanmasına destek vermişlerin, milliyetçiliklerinden bir gram taviz vermemişlerin İranlıları ayıplamaya yüzü olabilir mi?
Ayıplamak bir tarafa, 1991’den bu yana kurdukları 10’a yakın parti kapatılmasına rağmen 2020 yılında hala yüzde 11 oy alan HDP’nin varlığı bile çözülmesi gereken bir sorun olduğunu söylerken, sorunu hala yasakla, kapatmayla, itlafla çözmeyi önerenlerin tam tersine, İranlıların bölücülükle ilgili bu büyük hassasiyetini, aşırı tepkiselliğini ve alınganlığını çok iyi anlaması beklenir.
Ama işte olmuyor.
İtlaf edemiyorsun. Halının altına süpüremiyorsun. Yasakla, susturarak sorunları sorun olmaktan çıkaramıyorsun.
Bir gün bir şiirle, bir nehrin adıyla korktuğun karşına çıkıveriyor.
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025