Ahmet ALTAN
Biliyorsunuz, “intikam soğuk yenen bir yemektir” lafı nerdeyse dünyanın bütün dillerinde var.
Ama ben iki generalin yataklarından yarı uyuklayarak mahkemeye cevap vermeye çalıştıklarını gördüğümde, “intikamın soğuyunca” çok da fazla bir tadı olmadığını düşündüm.
Sadece o iki generalin değil, kendi halklarına karşı zorbalaşan herkesin bir gün hesap verdiğini görmeyi hep istedim doğrusu.
O tür insanların kendilerini güçlü hissettiklerinde yüzlerinde beliren küstah ve arsız bir ifade vardır, o sırada güçsüz durumda olanlara karşı yukardan bir bakış, o yukardan bakışta biriktirilmiş onca ezikliğin ve kompleksin zavallı bir tatmini görülür.
Kenan Evren’in kendi gücüyle sarhoşlaşmış o kaygan sesini hâlâ tüylerim diken diken olarak hatırlarım.
Sanırım zorbalara duyduğum nefret hiç bitmeyecek.
Öfkem de öyle.
Ama benim gördüğüm o sahnede iki darbeci değil iki ihtiyar duruyordu.
Bu toplum onlara daha güçlü oldukları sırada dersini verebilsin isterdim.
Bunu yapamadık.
Kabul edelim ki ödlek bir toplum bizimkisi.
Evren’in Anayasa’sına yüzde doksan iki destek veren toplum burası.
Darbecilerle hesaplaşırken biraz da kendimizle hesaplaşmamız gerekiyor bence.
Bu toplum hâlâ Evren’in Anayasa’sını değiştiremedi.
Hâlâ onun Siyasal Partiler Yasası’nı değiştirmedi.
Hâlâ onun Seçim Yasası’nı değiştiremedi.
Bunları değiştirmemek, otuz yıldır bir darbe anayasasıyla yaşamayı içine sindirmek, herkesi darbeciliğin parçası yapmıyor mu?
Bunca zaman o yasaları değiştirmeyen, o yasalardan yararlanmaya uğraşan siyasetçiler aslında birer“küçük Evren” olmuyorlar mı?
CHP hâlâ o anayasanın girişini koruyabilmek için kıvranmıyor mu?
Hâlâ “Türkiyeli” sözcüğünü kullanacak bir olgunluğa erişmeyi başaramamış bir ana muhalefet partisinin olduğu bir ülkedeyiz.
Darbecileri yargılıyoruz.
Ama “darbe”, anayasasıyla, yasalarıyla, kurumlarıyla orada lök gibi duruyor.
Ya zorbalık?
Zorbalık bitti mi?
Bu ülkede hâlâ kendini “güçlü” görenler, güçsüzleri aşağılamıyor mu?
Herkesin “eşit” olduğu bir sistem kurabildik mi?
Daha kalabalık olanın, daha güçlü olanın diğerini ezdiği bir düzen hâlâ sürmüyor mu?
Gerçekler hâlâ halktan saklanmıyor mu?
Medya hâlâ güçlünün soytarısı gibi davranmıyor mu?
Darbeciler, zorbalığın en somut, en ele gelir biçimini ortaya koyarlar.
İnsanları öldürürler, süründürürler, hapislere atarlar, işkenceler yaparlar.
Buna duyulan öfke biter mi?
Bitmeli mi?
Peki, zorbalık sadece “darbecilerden” geldiğinde mi öfkelendiricidir?
Zorbalığın her türü aynı öfkeyi yaratmaz mı?
Bir toplum bu kadar ödlek olduğunda yaratmaz işte.
Bu coğrafyada hayatın eksenini “zulüm” oluşturuyor.
Hayat o zulmün etrafında dönüp duruyor.
Mazlumla zalim, zalimle mazlum sürekli yer değiştirip duruyor, zalimin kimliği, mazlumun kimliği değişiyor ama anasını sattığım zulüm hep orada dikenli kuyruğunu keyifle sallayarak varlığını sürdürüyor.
Zulüm niye hep var?
Ölüm niye hep var?
Niye hep güçsüzler eziliyor?
Niye halkı çocuk kandırır gibi kandırıyor, bir de bununla övünüyorlar?
Bu toplum ödlek çünkü, bu toplum ezilmiş, bu toplum kendini özdeşleştireceği bir “güçlü”, kendini özdeşleştireceği bir “zalim” arıyor.
“Ödlek değiliz” desenize.
Ben de size “sustuğunuz”, ağzınızı bile açamadığınız konuları tek tek sayayım.
Zorbalardan nefret ederim ben.
Öfkem hiç bitmez.
Bitmeyecek de.
Siz akıllı olun, siz sakin olun, siz zorbaların kendini beğenmişliklerini yelpazeleyin, siz zulmün “iyi yanlarını” bulun, siz zulmü ikna metodunuzla durdurmaya uğraşın.
Benden beklemeyin öyle şeyleri.
Zorbalıktan tiksinirim ben, hangi kılığa girerse girsin aynı iğrentiyi yaratır bende.
İntikam değil istediğim, zulmün bitmesini istiyorum ben.
Zorbaların o aşağılık sırıtışı bu toplumun yüzünden silinsin istiyorum.
Ben bundan vazgeçmem dostlarım, zulme duyulan öfkeden hoşlanmıyorsanız siz benden vazgeçin.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018