Ayhan ONGUN
Çok çetin geçen bir sezonun ardından Spor Toto Süper Lig şampiyonluğunu kazanan Beşiktaş futbol takımı 15. Kez yakaladığı başarıyla 3. Yıldızı da takmayı hak etti.
Herkes gibi ben de bu önemli ve anlamlı başarıdan dolayı Beşiktaş camiasında emeği geçen herkesi, özellikle de taraftarları yürekten kutluyorum.
Kuşkusuz her başarının bir lideri vardır. Yönetim anlamında kulüp başkanı Fikret Orman, teknik anlamda da takımın teknik sorumlusu Şenol Güneş bu başarının mimarlarındandır.
Doğal olarak da basın mensupları özellikle bu iki insanın anlık duygularını ve görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak isteyeceklerdir.
Müsabakanın bitimiyle birlikte şampiyonluğu garantileyen takımın teknik direktörü olarak yayıncı kuruluşun muhabiri, Şenol Güneş’e uzatır mikrofonu.
Şenol Güneş de heyecanlı, duygu yüklü bir konuşma yapar, özellikle de 12. Adam olarak nitelendirilen taraftarlara övgü yağdırırken şunları söyler.
“Hep yüzleri gülsün. Bunu eşime de söyledim, onlara da söylüyorum; gülü gülene, sevgiyi bilene ver.”
Mevlana’ya ait bu güzel deyişi o anın heyecanıyla paylaşan Şenol Güneş için söylenmedik söz kalmadı.
An itibariyle söylenenleri duyan, izleyen, az çok insan psikolojisi ve vücut dilinden anlayan biri olarak ben şahsım adına Şenol Güneş’in bunları söylerken ne Fettullah Gülen’e bir gönderme yaptığına, ne de farklı bir mesaj verdiğine inanmam.
Şenol Güneş’in siyasi yanını bilmediğim gibi, şimdiye kadar basına siyasi bir mesaj verdiğini de duymadım. Kaldı ki, onun siyasi görüşleri de kimseyi ilgilendirmez.
Ancak bir sevinçli anın ardından kendi taraftarlarını onurlandırmak adına söylediği sözlerin içinden bir bölümünü alarak, buradan siyaset üretmeye çalışmak, Şenol Güneş’i itibarsızlaştırmak, gerçekten çok ayıp.
Ayrıca, asıl amaç Şenol Güneş den çok, halen görülmekte olan FETÖ terör örgütü davasını sulandırmak ve itibarsızlaştırmaya yöneliktir
Yapılan bu algı operasyonlarının benzeri geçmişte Ergenekon ve balyoz davalarında da yapıldı ve sonuçta gerçek niyeti darbe yapmak olan kimileri bu sayede aklanmış oldu.
Şimdi yapılanlara bakınca, aynı oyunun yeniden sahneye konduğu görülüyor.
FETÖ operasyonları kapsamında yetkili kimi subayların mağdur olmasını anlarım da sıradan erlerin, askeri öğrencilerin, kamu görevlilerinin mesleklerinin, özgürlüklerinin ellerinden alınmasını, mağdur edilmelerini anlamam mümkün değil.
Geçtiğimiz yıl bir kişinin ricası üzerine futbolcuların imzaladığı bir formanın Fettulah Gülen’e yakınlığıyla bilinen basketbolcu Enes Kunter’e verilmesini örnek göstererek tüm Beşiktaş camiasını zan altında bırakmaya yönelik bu tür kumpaslar geçmişte de çok yapıldı ve her seferinde suçluların işine yaradı.
Eğer geçmişte ordu içerisinde başlatılan operasyonlar sulandırılmasa, gerçek suçlulara yönelik ciddi soruşturma ve yargılamalar yapılsaydı, belki de FETÖ bu kadar güçlenemeyecek, belki de 15 Temmuz olmayacaktı.
Tıpkı, 27 Mayısta siyasiler idam edilmeseydi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılmayacağı, 12 Martlarda gerekli siyasi tavırlar alınabilse 12 Eylül’ün olmayacağı gibi.
Tüm bu darbe ve kalkışmaların ardında uluslararası emperyalist güçlerin kirli amaçlarının yattığını elbette biliyoruz.
Ama bizler demokrasiye gereği gibi sahip çıkmayarak, özgürlükleri yeterince savunmayarak iç ve dış gericilerin, darbecilerin işlerini kolaylaştırmadık mı?
Hiçbir gerekçe gösterilmeden Kararnamelerle onca kamu görevlisi işinden, mesleğinde olurken, FETÖ’nün siyasi ayağına yönelik henüz hiçbir operasyon yapılmaması gerçeğini gizleme çabası ya da gündem değiştirme niyeti mi var acaba? Diye sorası geliyor insanın.
Daha da önemlisi, Beşiktaş gibi tarihi başarılarla dolu, Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birini, Şenol Güneş’in bir açıklamasında söylediği bir deyişten yola çıkarak karalamaya çalışmak ne spor ahlakına, ne de vicdana sığar.
İşin özünü bırakıp, bütünü yok sayarak, sözcük aralarından saldırma alışkanlığı ne yazık, toplumda hayli yaygın hale geldi. Haydi! bunu siyasi arenada yapıyorsunuz da, toplumun en çok ilgisini çeken bir alanda, sporun içinde yapmak niye?
Bu tür işlere harcadığınız enerjiyi, seçilmişlerin özgürlüklerine yapılan saldırılara, haksız yere görevden alınmalarını protesto için açlık greviyle direnen akademisyenlerin, mesleklerinden atılmış kamu görevlilerinin mağduriyetlerine, 15 Temmuzda komutanlarının emriyle sokağa çıkmış erlerin uğradığı haksızlıklara harcasanız olmaz mı?
Yazımın başında da belirttiğim gibi, bu tür kaotik ortamlarda, durumdan vazife çıkarmaya kalkan kimi işgüzarlar ya da art niyetliler, ülkeyi daha çok karıştırmak için bu senaryoları yineliyor ve bu sevimsiz filmleri bize izletiyorlar.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020