Banu Güven
Kısa Dalga’daki ilk yazımın konusunu seçerken, “Memleketin en can alıcı, herkesi ilgilendiren, sadece bugünü değil, geleceğimizi de belirleyen meselesi nedir” diye düşündüm durdum. Tarikatlarla, cemaatlerle el ele vererek kurulan AKP iktidarının, dindar nesil yetiştirmek için, özellikle de kız çocukları ve kadınlar üzerinden yürüttüğü toplum mühendisliği süregelen bir konu olsa da, güncelliği nedeniyle de, diğer meseleleri geride bıraktı. Kızıl Goncalar dizisinin daha ilk haftadan ratinglerinde ilk üçe girmesi tesadüf değil.Dizinin iki bölümünü de bir oturuşta izledim. Türkiye’nin ideolojik fay hattının üzerine kurulmuş bir senaryo çıktı karşıma. Kolu devletin hemen her kademesine uzanan tarikat / cemaat dünyasının karşısında, Kemalist mesajların özellikle doğrudan ve öğretici bir üslupla verilmesi, bana bilinçli bir tercih gibi geldi. Kemalist ailenin tek liberal ferdinin gördüğü muamele, karikatürize edilmiş hissi yarattı. Zaman zaman kulağa zorlama gelen diyaloglar da vardı, ama bu da bilinçli bir tercih gibi geldi bana. Diziyi benzerlerinden ayıran en önemli taraf ise, bizi, dışarıdan görmesi mümkün olmayan bir hayatın içine sokması. Dizideki tarikat ve senaryo kurmaca olsa da, gördüklerimizdeki gerçeklik payı çok büyük.
Açılsın istenmeyen “Kızıl Goncalar”
Kızıl Goncalar’ın ilk iki bölümünü izlerken, 15 Aralık 2022’de telefonda uzun uzun konuştuğum bir genç kadının hayat hikayesini izler gibi oldum. Burada Ayşe olarak anacağım bu genç kadın, İsmailağa Cemaati müridi bir ailede doğmuştu. Kızıl Goncalar’da gördüğünüz, sırada oturan ama ayakları yere değmeyen kız çocukları var ya… Onlardan biriydi Ayşe de; Cemaatin Kur’an kursuna 4 yaşında başlamıştı. Cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun, (İsmailağa Cemaati’nin tabiriyle “Efendi Hazretleri’nin) evinde, kızları eğitmekle görevli beş kadından birinin “medresesinde”, yasa dışı bir Kur’an kursunda “okudu”. Çarşafa girdiğinde 10 yaşındaydı. Dizide, anne-babasıyla İstanbul’a gelen çarşaflı Zeynep, başörtülü ve okul formalı İmam Hatip öğrencilerine imrenerek bakıyordu ya… Ayşe de aynı duyguyu küçüklüğünden itibaren yaşamıştı. Okul özlemini bana, “Bazen ekmek almaya gittiğimizde okul çıkışına denk gelirdik. Çocukların ellerinde büyük çantalar olurdu. Resim dosyaları olurdu. Onlara bakıp, ağlardım” diye anlatmıştı.
Yine dizideki Zeynep gibi, Ayşe de kendi çabasıyla okudu. Okuma yazmayı kendisi öğrendi, Halk Eğitim sınavına girip, ikinci kademe okuma-yazma belgesini aldığında 14 yaşındaydı. Ortaokulu açıktan okudu ve iki yılda bitirdi. Ama Necip Fazıl Kısakürek dışında kitap okumaları yasaktı. Hafızlık ve Arapça eğitimini 19 yaşında bitirdi, Arnavutköy’de cemaate bağlı bir vakfın Kur’an kursunda öğretmen oldu. Altmış kız çocuğu ve 5 öğretmen dersleri 3+1 bir evde yapıyorlardı. Ama uzun sürmedi. Yirmi yaşına geldiğinde, şiddet gördüğü için evden ayrıldı. “Psikolojik, fiziksel ve ekonomik şiddet gördüm. Kurstan ceza aldığımda döverdi annem. En son bir tartışmada eline oklava alıp, başıma vurmaya başladı. O gece eve polis geldi. Annemi şikayet edecektim, ama edemedim. Onlar da peşine düşmediler. Ama ben bu olaydan sonra evden çıktım gittim.”
Yirmi yaşında ilk kez yalnız başına sokağa adımını attı. Yirmi yaşına kadar hiçbir erkekle arasında olağan bir diyalog geçmedi. Spotify’da eşleştiği bir gencin üzerinden, kendisiyle benzer durumlarda “Yalnız Yürümeyeceksin” ile tanıştı, birkaç hafta sonra temas kurdu. İlerleyen süreçte Mor Çatı’nın aracılığıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın Dayanışma Evi’ne yerleşti. Üniversite sınavına girdi, iki yıllık bir önlisans programını kazandı: “22 yaşındayım, üniversiteye yeni gidiyorum. Onarılamayan bir şeyler var. Treni kaçırmış gibi hissediyorum kendimi. Daha iyileşmedim. İlaç tedavisi görüyorum. Yeni arkadaş edinmekte zorlanıyorum. Üniversitede iyi anlaştığım bir arkadaşım var, ama ona hikayemi anlatamadım. Geçmişimden herkese bahsedemiyorum çünkü.”
Ayşe ile konuşmamızda, cemaat yurdundaki baskıya dayanamayıp intihar eden Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara’yı da anmıştık. Ayşe de bazen kendini öldürmek istediğini söylemişti, ama bu duyguyu yaşarken yalnız değildi. “Çevremde birçok intihara meyilli kadın vardı. Bir arkadaşım Kur’an kursunu bıraktı, çarşafını çıkardı, üç yıl sonra hayatına son verdi. Kardeşinden ve babasından şiddet görüyordu. Tek arkadaşı bendim. Çarşafını çıkaran bir arkadaşı daha babası reddetti, o da ölmek istiyordu. “Hafızlık yapsın” diye öldüresiye dövülen bir arkadaş da kendine zarar veriyordu. Kurstan balkondan atlayıp kaçmak isteyen kızlar da vardı. Çarşafı çıkarmak isteyenler vardı. Bir arkadaş YouTube izlemiş. ‘YouTube beni günaha sokuyor, cehenneme gideceğim’ diye ağlıyordu. Bana ‘Ben daha fazla günah işlemeden ölmek istiyorum’ demişti.
Polis göz yumdu
Cemaatin polisle de ilişkisi vardı. Şikayet edildiğinde, göstermelik olarak, ‘Hangi kurs, hangi adres’ diye sorarlardı, ama baskın falan olmazdı.” Ayşe, özgürlüğüne kavuştuktan sonra, Kur’an kursundan ayrılan iki “talebesine” yardımcı oldu.
Evlilik meselesi
Ayşe ile tam da Hiranur Vakfı’ndaki çocuk gelin skandalının ardından konuşmuştuk. Ayşe cemaatte 16 yaşındaki bir kızın, 18 yaşındaki bir çocukla evlendirildiğine tanık olmuştu. Ayşe’nin aktardığına göre, cemaat, yetiştirdiği kızları daha küçük yaşta evlendirmek yerine, hizmete zorluyordu. Bazen kadın ve erkek hafızlar eşleştiriliyordu.
Kızlara okumak yasak
Kızıl Goncalar’ın karakterleri kurmaca olsa da, kadınların cemaat içinde karşı karşıya kaldıkları durum gerçek. Kendine “camia” diyen, tüzel kişilik olarak da bir derneği olan İsmailağa Cemaati de, dikkatlerin üzerine çekilmesinden endişe etmiş olacak ki, “Kızıl Goncalar dizisi son bulmalı!” dediği malum açıklama yayınladı. Öyle ya, kız çocuklarının asla okula gönderilmemesi gerektiğini söyleyen bizzat kendi merhum “Efendi Hazretleri”, yani Mahmut Ustaosmanoğlu’ydu. Ustaosmanoğlu’nun 31 Aralık 1996’da, Ahmet Yesevi Külliyesi’nde yaptığı konuşmadan ilgili bölüm: “Kızlar katiyen orta, lise, üniversiteye gitmez cemaatimizde. Avanaklık etmeyin. 224 bin peygambere gidip danışsanız, 104 kitabe arasanız, bunun fetvası yoktur. Siz melek gibi, nur gibi çocuklarınızı, kızlarınızı nasıl o gibi yerlere teslim edersiniz? Bunu burada duymuş olun tekrar… Kızlarımızın tek gideceği yer, kız medreseleri vardır, oraya gidecekler. Kız med-re-se-si. Dikkat edin. Hocaları hanım, müdireleri hanım, arkadaşları hanım. Hiç erkekle işleri yoktur.”
Bu anlayışın sahibi Ustaosmanoğlu, yaklaşık bir buçuk yıl önce öldü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı olan Erdoğan, onun tabutunu omzunda taşıdı. Ayşe ve nicelerini okula göndermeyen anlayış, o gün bir bakıma iktidar tarafından omuzlarda taşınmış oldu. Dahası da var. Erdoğan, seçime bir gün kala, Ayasofya’da akşam namazı kılmadan önce, Ustaosmanoğlu’ndan sonra cemaatin başına geçen Hasan Kılıç’ı Fatih’teki İsmailağa Camii’nde ziyaret etmişti.
İdeolojik örtüşme
Erdoğan, 2012 yılının şubat ayında katıldığı AKP Gençlik Kolları Kongresi’nde, “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum” demişti. Bu cümle, Necip Fazıl Kısakürek’ten alıntıydı. İsmailağa Cemaati’nin kadınları duvarların ve çarşafın ardına hapseden düzeni de, her ne kadar kendi kızlarını üniversiteye göndermiş olsa da, Erdoğan’ın ideolojisine uygun ve hayaline hizmet eden bir düzen.
AKP’nin Kadın ve Demokrasi Vakfı KADEM de, kız çocuklarını okula göndermeyen cemaatlerle mücadele etmek yerine, dizinin “Türk toplumunun milli ve manevi değerlerini yıpratmaya çalıştığını” iddia etti. Hedefindeki gençlik tarifini açıkça dile getiren bir iktidar varken, KADEM’in, bir diziyi toplum mühendisliğiyle suçlaması, garip bir çelişkiydi.
Anayasal hak ve ödev
Anayasa’nın “Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi”ni düzenleyen 42. maddesi, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” diye başlar, “İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur” diye devam eder. İktidar ve organları, diziyi yayınlayan FOX TV’ye cezalar yağdırmak, set olarak kullanılan mekanlardaki çekim izinlerini iptal etmek yerine, Anayasa’nın öngördüğü eğitim hakkını güvence altına almak zorundadır. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi kararlarını saymayan, üstelik siyasi İslamcı olan bir iktidardan bunu beklemek saflık olur.
Hal böyleyken, herkesin aklında RTÜK’ün acilen 9 milyon TL ve yayın durdurma cezası kestiği Kızıl Goncalar’ın yayından kaldırılıp kaldırılmayacağı sorusu var. Ben şahsen 8 Ocak’ta yayınlanması öngörülen 3. bölümü iple çekiyorum. Hem Fox TV’nin, hem de dizinin yapımcısı Gold Film’in bu cezalara direnmesi ve karşı dava açması, izleyiciye “Bu yoldan dönmeyeceğiz” mesajıyla birlikte ümit veriyor. Bugünün imkanlarıyla her türlü engele rağmen bu dizinin çekimine devam edilebileceğine de inanıyorum. İhtiyacımız olan, kanıksanmış bir Anayasal suçun son bulması için ses yükseltmek. Sesimizi yükseltelim ki, hapsedildikleri dört duvarı ve çarşafları yırtmak isteyen kız çocukları ve kadınlar cesaret bulsun. Sesimizi yükseltelim ki, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İsmailağa Cemaati’nden ziyaretçileri makamında ağırlayamasın, cemaati okullara sokamasın.
Meydan tamamen İslami dogmalara saplanmış erkeklere kalmasın!
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.05.2024
29.03.2024
8.02.2024
29.01.2024
18.01.2024
9.01.2024
9.08.2021
2.08.2021
5.07.2021
10.05.2021