Banu Güven
Kızıl Goncalar ile ilgili tekrar yazmayacaktım, ne var ki, seküler kesimden bu ve benzeri dizilere yönelik eleştiriler ve “Ramazan sahnesi” tartışması üzerine yazmak istedim.
Bence söz konusu her iki dizinin de çok önemli bir işlevi var. Ortak noktaları, birbirlerinden çok uzakta olan dünyaları çarpıştırarak, önyargıları sert biçimde kırmak. İki dizinin de merkezinde kadınlar var. Kızılcık Şerbeti daha orta şeritten giderken, Kızıl Goncalar’ın senaryosunun odağında çok hayati bir konu var. Bir kız çocuğunun eğitim hakkının tarikatçı erkekler tarafından gasp edilmesi, kadınların birey yerine konulmaması. Bu pratikleri hali hazırda yürüten İsmailağa Cemaati kaynaklı baskılar, Kızıl Goncalar’ın RTÜK’ten aldığı cezalar bu yüzden. Dizi ekranlara döndüğünde, senaryoda “anlamlı” bir değişiklik yapılmış olması da bu yüzden. Farkedenleriniz olmuştur, İsmailağacılar’ın jargonuyla bire bir uyumlu “Efendi Hazretleri” sıfatıyla anılan cemaat lideri, dizi geri döndüğünde “Mürşid Efendi” olmuştu. Bu İsmailağa’nın baskısını savuşturmak için yapılmış bir değişiklik, ama senaryonun merkezindeki konunun önemini azaltmıyor. Yani anlamlı, ama bu bir belgesel değil, kurmaca olduğu için o kadar da önemli değil. Dizide kız çocuklarının eğitim hakkı ve eşitlik etrafında gelişen ana temada değişiklik yok. Önemli olan bu. Kızıl Goncalar dizisini, tarikat ve cemaatleri hoş gösterdiği iddiasıyla eleştirenlerin, bunu nasıl gözden kaçırdığını anlayamıyorum. Bu tür eleştiriler, ancak bazı sahneleri bağlamından koparıp, aceleci bir yaklaşımla değerlendirmekle açıklanabilir.
Cüneyd karakteri de düzenin kurbanı
Dizinin bence en önemli karakteri Zeynep’in zorla evlendirildiği Cüneyd karakterinin özünde iyi, zeki ve bilgili bir genç adam olarak çizilmesi de bazılarını rahatsız ediyor. Oysa dizide Cüneyd’in de bir kurban olduğunu görüyoruz. Kimse nedense okuldan alınan ve cemaatin kurslarına gönderilmek istenen küçük Efe karakterini konuşmadı. Küçücük çocuğun, üzerinden sarkan bir cüppeye sokulup okuldan koparılması ve bundan üzüntü duyması, annesinin bundan duyduğu rahatsızlık, bunlar da hiç konuşulmadı. Bunun yerine seküler eğitim alan Mira ile Cüneyd arasında, “Ramazan kim” sorusuyla başlayan diyalog konuşuldu.
Zorunlu din dersi varken…
Evet, bazı meseleler senaryoda kimi zaman “kör göze parmak” misali diyaloglarla ele alınıyor. Bunu daha önce yazmıştım. Bu diyalogu dinlerken de yine aynı şeyi düşündüm. Bu tür diyaloglar bende, çok iyi giden dizinin akışını orta yerinden bölen reklamlar gibi bir etki yaratıyor. Diyalog “Ramazan kim” ile kalsaydı, yine o kadar göze batmazdı. Ramazan’ın ne gün başladığını önden bilmeyen seküler aile çocuğu sayısı az değildir çünkü. Ama günümüzde orta öğretim öğrencilerinin Ramazan, Recep, Şaban’ı bilmemesi imkansız, çünkü 1980 darbesinden sonra, bir asker olan Kenan Evren’in marifetiyle hayatımıza giren bir “zorunlu din dersi” gerçeğimiz var. Bu diyaloğu yazan senarist, seküler kesimin çocuklarının, istemeseler bile, zorunlu din dersi nedeniyle Sünni İslam’a yabancı kalamadığından habersiz olabilir mi? Dolayısıyla izleyenler “Amma da yaptınız” demekte haklı, ama diziyi cemaatlerin ekmeğine yağ sürmekle itham etmek bence haksızlık.
Bu tepkinin ardında, eleştiride bulunan kesimin algısındaki seçicilik var. Bu konuda çok hassas olan bu kesim, senaryoya limon sıkan başka diyaloglara hiç eleştiri getirmedi. İlk yazıda da belirtmiştim. Mesela Levent Alkanlı’nın, parası olmadığını söyleyen işsiz gazeteci kızkardeşi Hande’ye, “Yok mu Avrupa’dan bir fon, bir şey” gibi bir ifadeyle karşılık vermesi bu kör göze parmak diyaloglardan biriydi. Özetle, senaristler bazı çatışmaları sırf diyaloglara başvurarak daha görünür hale getirmek adına, karakterleri bir anda karikatürize ettiklerinin ve senaryoyu banalleştirdiklerinin farkındalar mı acaba? Bu tür diyaloglar, dizinin bütününe yayılan toplumsal ve felsefi tartışmaları gölgede bırakıyor, diziye haksızlık ediyor.
Oyunculara alkış!
Kızıl Goncalar’ı yazarken, oyuncuların da hakkını teslim etmek gerekiyor. Oyuncu kadrosu bu kadar iyi performans sergileyen az dizi izledim. Bambaşka bir rolle, eşcinsel olduğu için ailesi tarafından öldürülen Ahmet Yıldız rolüyle Zenne filminden tanıdığımız Erkan Avcı, diziyi sürükleyen karakterleriden Sadi Hüdai Efendi’ye öyle bir can veriyor ki… Cüneyd’i canlandıran Mert Yazıcıoğlu müthiş bir oyuncu. Bu mesleği seçmiş olması, film ve dizi alemi için büyük kazanç. Zeynep’in babası Naim Efendi rolündeki Mert Turak, o cüppeyle beraber karakteri de üzerine giymiş. Hasna rolünde Selen Öztürk, kızı Feyza rolünde Zehra Kelleci, Müyesser Hanım’ı oynayan Asiye Dinçsoy keza öyle. Zeynep’i canlandıran Mina Demirtaş, Mira’yı canlandıran Esma Yılmaz da kendilerinden isteneni hakkıyla veriyorlar. Özgü Namal da ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu bir kez daha hatırlattı. En ufak bir abartı olmadan hakkını veriyor karakterinin. Gördüğüm ilk andan itibaren, Meryem rolü iyi ki Özgü’nün olmuş diye düşündüm. Özcan Deniz de rolüne her geçen bölümde daha çok ısındı, artık gerçekten doktor Levent Alkanlı. Diziye yeni giren karakterler de başka bir dünyanın daha kapısını açacak. Herkesin kendi merkezinden dünyayı, hayatı nasıl algıladığını bize gösteren Kızıl Goncalar’ın her bölümünü, hala iple çekiyorum.
Kızılcık Şerbeti: Kim daha ahlaklı kavgası
Kızılcık Şerbeti’ni ise geriden gelerek izlemeye başladım. Seküler ve dindar kesim arasında, bugünün koşullarında, iletişim ve etkileşimin kaçınılmaz olduğu hakikatinden yola çıkıyor dizi. Bununla birlikte Kızılcık Şerbeti’nin senaryosu beni yoruyor, ama seküler-dindar temsili nedeniyle değil. Tek bir çevre içinde permütasyon usülü süren ilişkiler ağı, senaryoyu zayıflatıyor.
“Seküler kesim sürekli kötüleniyor” diyenler, nasıl oluyor da, dizinin en baba dindar karakteri olan Apo Bey’e biçilen rolü görmüyorlar? Senaryoyu dizinin seküler karakteri, Semanur’un kocası zayıf bir karaktere sahip gibi gösteriliyor diye eleştirenler, diğer seküler karakter Rüzgar’ı neden görmüyor? Kıvılcım karakterinin imam nikahı kıyıp kapanan kızının başörtüsünü çıkarmaya çalışmasını da sekülerlerin kötülenmesi olarak algılayanlar var. Oysa Kıvılcım dizinin aynı bölümünde “başörtüsüne karşı olmadığını, ama kızının zorla kapatılmasına karşı olduğunu” izah ediyor. Bu arada imam nikahı kıydırıp kızı zorla kapatan adam da dizinin en kötü karakterlerinden. Karakterler dindar ya da seküler olmalarından bağımsız olarak iyi ya da kötü olabiliyor, hata da yapabiliyor. Aynı gerçek hayatta olduğu gibi. Ama iki kesimden de bazı kanaat önderleri, kendilerini ait hissettikleri kampı temsil eden karakterlerin diğerinin karşısında kusursuz ya da daha az kusurlu görünmesini istiyor.
Asıl konuşulması gereken kızların eğitim hakkı…
Bu dizilere seküler kesimden gelen tepkiler, bence dinsel dogmalara ve kadına bakışa eleştirel bir yaklaşımın sergilendiği büyük resmi ıskalıyor. Iskalanan asıl önemli konuysa, Anayasal bir güvence olan eğitim hakkının, tarikatlar ve bazı cemaatler tarafından hali hazırda ayaklar altına alınıyor olması ve bu duruma göz yumulması. Biz senaryo tartışırken, gerçek hayatta, cemaat ve tarikatların eğitimden alıkoyduğu çocuklar var. Kızıl Goncalar’ın her bölümünde işaret ettiği bu gerçeği değiştirmeye çalışmak ve bu duruma göz yuman iktidar, emniyet ve yargıdaki yetkililerinden hesap sormak, kulağa beceriksizce gelen 30 saniyelik bir diyaloğu günlerce konuşmaktan daha öncelikli değil mi?
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.05.2024
29.03.2024
8.02.2024
29.01.2024
18.01.2024
9.01.2024
9.08.2021
2.08.2021
5.07.2021
10.05.2021