Cengiz AKTAR
Avrupa’nın barışı
16.10.2012
3744
Türkiye’nin diplomasi kitabında yazmayan “diğer ülkelerin içişlerine müdahale sorumluluğu”siyasetinin usul usul oluşturulmasına tanığız. Sözkonusu kendi içişleri olunca burnundan kıl aldırmayan, diğer taraftan hiçbir dış müdahale tecrübesi olmayan “yeni zengin” Türkiye artık kabına sığmıyor, bölgesel jandarmalığa heves ediyor. Allah akıl fikir versin. Bugün niyetim Türkiye’nin savaşını yazmaktı. Nobel Komitesi’nin bu yılki Barış Ödülü’nü AB’ye vermesi ve bu karara memleketten verilen tepkileri işitince Avrupa’nın barışını hatırlatmanın daha yerinde olacağını düşündüm.
Olumsuz tepkiler iki çeşitti. Bir kısmı birkaç AB ülkesinin Birliğin kuruluşundan bu yana kıta dışında nasıl savaşmaya devam ettiğini hatırlatıp tıpkı Obama’nın Barış Ödülü’nde olduğu gibi kararla alay etti. Bir kısmı da Nobel kararı gerekçesinde zikredilen “geçen 10 yılda Türkiye’nin üyelik olasılığı, ülkedeki demokrasi ve insan haklarının gelişimine katkıda bulunmuştur” ifadesine takıldı.
AB dinamiğinin, hükümetlerin iradesi ve toplumun değişim azmiyle harmanlanarak 2000’den itibarenTürkiye’yi siyaseten nasıl dönüştürdüğünü görmemek için kötü niyetin doruklarında dolaşmak lâzım. Geçelim. Diğer eleştiri haksız değil ama işin özünü kaçırmakla malul.
AB’nin inşa edilmeye başlandığı dönem aynı zamanda dekolonizasyon dönemiydi. Savaş sonrasında dünyada esen özgürlükçü rüzgâr Avrupa’nın kolonyalist ülkeleri Belçika, Fransa, Hollanda ve İngiltere’yi de etkisi altına aldı. İspanya ile Portekiz dışında Avrupa kolonilerinin çoğu o dönem bağımsızlıklarını kazandıysa da bazı bağımsızlık talepleri (Cezayir, Vietnam) çok kanlı oldu. Sonrasında ve günümüze kadar eski efendileri o ülkelere karışmaya devam ettiler. Özellikle Fransa’nın Afrika’daki askerî müdahaleleri mâlum. İngiltere’nin Malvinas müdahalesi, Irak savaşları, Afganistan ve Libya’da başta Fransa ile İngiltere olmak üzere birkaç AB üyesi ülkenin savaşçı âdetleri sürüyor. Ancak bu gözlemi yapmak AB projesini topyekûn çöpe atmak için yetmez. AB bütün eksiklerine rağmen beşeriyetin kanıtlanmış barış projesi. Avrupa’nın kendisine lâyık gördüğünü diğerlerinden esirgemesi onun savaş karşıtı arayışlarının haksızlığına değil onun kibrine işaret eder ancak.
Askerî zihniyet ve ulus-devlete karşı barış
Her şeyden önce, barış projesi Avrupa’nın temelinde askerî zihniyetin bir daha kıtada söz sahibi olmasını engelleme arayışı yatar. 9 Mayıs 1950’de açıklanan ve Jean Monnet başkanlığında bir heyetin kaleme aldığı ana metin Schuman Bildirisi‘ne bakalım. “Fransa, Almanya ve katılacak diğer ülkeleri bağlayıcı nitelikte kararlar alacak olan Yüksek Otorite’nin kurumlaşması ve temel ürünlerin (kömür ve çelik) üretimindeki ortaklık sayesinde bu girişim barışın korunması için gereken olmazsa olmaz bir Avrupa Federasyonu’nun somut temellerini atacaktır” paragrafı bu arayışın erken ifadesidir.Kömür ve çeliğin silah üretiminin temel girdileri olduğunu hatırlarsak, bu ürünleri ulusal mercilerden bağımsız olarak denetleyecek olan ulusüstü yapı, artık savaşmama iradesinin ilk somut uygulamasıdır. Bugünkü Avrupa Komisyonu’nun ağababası olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu işte bu arayış sonucu kuruldu.Savaşmama ve bunu sağlama almak için kalıcı karşılıklı bağımlılık... Avrupa arayışında esas olan, savaşların sorumlusu ulus-devletlerin çıkarları değil birey ve toplumların barış, esenlik, istikrar ve güvenliğidir. 1945 sonrası Avrupalı siyaset ve düşün adamları, bu hedefe ancak karşılıklı bağımlılık ve dayanışma ortamında ulaşılabileceğini gördüler. Bu amaçla ulus-devletlerin egemenlik alanlarını ulusüstü ve ulusaltı/yerel zeminlerde paylaşmalarını öngördüler. Nitekim AB modern zamanlarda ilk kez egemen devletlerin gönüllü olarak temel egemenlik haklarından vazgeçtikleri bir yapıdır.
Dayanışmayı esas alarak kurulan bu ortaklıklar askerî zihniyeti reddetmekle kalmaz, ancak bu zihniyet olmadıkça var olabilirler. Çünkü askerî faaliyet üretmeden tüketir. O yüzden AB bütünleşmiş bir ekonomi ağırlıklıdır. O yüzden Avrupalı için zor kullanmak ve savaşmak en son ve en kötü çaredir. O yüzden Avrupa’da güvenlik ve savunma politikaları askere bırakılmaz.
Nobel Komitesi kararı her hâl ve kârda savaş tamtamlarının susmadığı dünyada gayet yerinde bir hatırlatmaydı. Savaş yüzü görmemiş Avrupa gençliği bugün barışın değerini bilmez. Dağılması zor olsa da birliğini nasıl sürdüreceğini bilemeyen bir kıta var önümüzde. Savaşı pek yaşamamış, ya da ne olduğunu unutmuş ya da savaş hafızası devletçe dumura uğratılmış Türkiye ise barışın değerini bilmekten çok uzak. Bölgede, süren savaşlara barışçı çözümler kat’iyen gündemde olmadığı gibi süren çatışmalara, İran-İsrail çatışması başta olmak üzere yenilerinin eklenmesi olası. İşte böyle berbat bir ortamda Avrupalıların birbirini yok etmekten yorgun düşüp, “savaş, bir daha asla” şiarıyla hayata geçirmeye çalıştıkları ve 1945’ten bu yana —Yugoslav savaşları dışında— kıtadan savaşı silmiş olan biricik projenin hatırlatılması, alay kaldırmayacak kadar hayatî bir karardır.
Bir barış arayışı olan EDP ile Yeşillerin birleşmesi çalışmalarına destek kampanyası sürüyor:
http://yenisiyaset.biz/ [email protected]
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020