Cengiz AKTAR
Ölümün lafzının ve kendisinin tükenmediği bir toprakta yaşıyoruz. Yüz yılı aşkın zamandır zamansız ve amansız ölümler diyarı burası. An itibariyle ölüm orucu tutuyor, ölümle hayat arasında gidip geliyor, mütemadiyen birini diğerine kurban ediyoruz.
Başlıktaki feryat Mardin Derik’te 1915 Hıristiyan kırımından sağ kurtulan ama öldü sanılan bir kadının. Akrabalarını aramak üzere yazdığı mektup Hrant Dink Vakfı’nın geçen haftasonu Mardin’de düzenlediği tarih çalıştayında sunulan bir tebliğden. Hayatta kaldığına neredeyse hayret eden bir insanın kelamı. Tıpkı Nazi toplama kamplarından kurtulanların hayreti gibi.
Bu tuhaf ifade ölümle yatıp kalkan bu toprakları nasıl da iyi anlatıyor. Kol gezen ölüme rağmen hayatta olup, yaşamaktayız, haberiniz ola. Çalıştayın odağını oluşturan, bölgenin kadim halkı Süryanilerin başlarına gelen felâketlerden sonra hâlâ hayatta olup vatanlarında yaşamak için verdikleri uğraşı mükemmel anlatıyor. “Kulların Dağı” anlamını taşıyan Tur Abdin bölgesi, Anadolu’da varlığını sürdürmeye çalışan Hıristiyanlığın Antakya dışında son mekânı. Çeşitliliğini büyük ölçüde yitirmesine rağmen insanıyla ve medeniyetiyle varolma kavgası veren bir topluluktan söz ediyoruz.
Başlarına gelen felâket katmerli. Kürt aşiretlerin 19. yüzyıl ortasından itibaren daha kuzeyden bölgeye girmeleri ve yerleşmeleri ile başlayan bir erime süreci. Bu müdahaleyi Osmanlı’nın çöküş dönemi keşmekeşi ve ardından uluslaşma çabasıyla birlikte okuyunca bölgenin Hıristiyan unsurunun kat’iyen baş edemeyeceği bir koalisyon çıkıyor karşımıza.
Bedirhan Bey ile başlayan Kuzey Mezopotamya yani Dicle ile Fırat arasında kalan medeniyet beşiği kadim ve bereketli toprakları ele geçirme harekâtları Bâb-ı Âli’nin sessiz onayıyla sürüp gidiyor. Bölgenin Hıristiyan sakinleri İttihat-Terakki hükümetlerinin maksatlı gayrımüslim karşıtı politikalarından çok önce ötekileştiriliyor, üvey muamelesi görmeye başlıyorlar. Mülk daha o zamanlar el değiştirmeye başlıyor. Bölge Hıristiyan nüfusunun yüzde 60’ının itlâf edildiği kıyamet boyutlarındaki 1915 soykırımları bu süreçlerin tepe noktası. Yeni ulus tarifinde Hıristiyanlara manen ve maddeten yer yok. Bu, yaygın iddianın aksine Cumhuriyet sonrasında da sürüyor. Yeni rejimin kanla bastırılan ilk isyanı 1924 Hakkâri Nasturî isyanı. Bugün Hakkâri’de artık Nasturî yok! Keza Süryani Patriklik makamının 1932’de Atatürk döneminde Humus’a taşınmak zorunda kalması.
“Biz hoşgörü değil, tahammül kentiyiz”
Bu karanlık geçmişe rağmen Mardin de Antakya ve İstanbul gibi devletin dışarıya dönük imaj promosyonundan nasibini almış bir kent. Ne tarih ne de gündelik hayatla ilişkisi olan, adına “farklı din, dil ve kültürlerin birlikte yaşama sanatı” denen iliğine kadar sömürülmüş masal.
İşte Mardin toplantısında tam da bu masalın arka planını dinledik. Ulus-devlet inşası öncesindeki düzen ve ahengin neden bozulduğunu, bozulma sonucunda ne felâketler yaşandığını ve hâlâ nelerin yaşanmakta olduğunu öğrendik.
Ahenge mükemmel bir örnek: Türkiye’nin ayakta kalmaya çalışan tek Ortaçağ kenti Mardin’in kentsel dokusu. Tektanrılı, çoktanrılı din mensuplarının yaşadıkları mahalleler arasında duvar yok. İbadet yerleri daima eski ibadet yerlerinin üzerine inşa ediliyor, medeniyet merkezi olan her yerde olduğu gibi. İbadethaneleri ayırt etmek ancak çan kulesi ve şerefe ile mümkün. Batılı bir tarz olan Sinan minaresi yok. Bu mimarî ahenk, iktisaden çökmüş bölgedeki çarpık yapılaşma ve son on yılda bütün Anadolu’ya dayatılan “İstanbul işi” ucube camilerin gölgesi altında yaşamaya çalışıyor.
Çeşitlilik doğal olarak bugünkü resmî söylemde de yok. Ne sokak isimleri, ne mimarî miras, ne uyduruk kent tarihi anlatabiliyor zenginliği. Hıristiyanlığın kamusal görünürlüğü kilise ve manastır kapılarına asılı tabelalarla sınırlı. Mardin merkezinin Ermeni mirasına dair hiçbir bilgi yok. Araplık görünür değil. Dayatılan kimlik Artuklu üzerinden Türklük. Tarihi bugünün ulus-devlet kavramıyla anlamaya çabalayınca bir hükümranlığa tekabül eden Artuklu, tarih dışı “millî” bir karakter kazanıyor.
Tur Abdin bölgesi işte bu dar alanda var olmaya çalışıyor bugün. İmaj promosyonunda olumlu farzedildiği için tepe tepe kullanılan hoşgörü o dar alanın diğer adı. “Varlığını bütün olumsuzluğuna rağmen hoşgörüyoruz” demek. Ya da yukarıda alıntıladığım ifadede olduğu gibi “size tahammül ediyoruz”! Oysa mesele hoşgörü değil, hukuk. Sabro yani Umut gazetesinin manşetlerine bakmak vahameti idrak etmek için yeterli: Topraksızlaştırılıyoruz; Biz de varız; Tanımlanmak istiyoruz!
Bu çeşit toplantılar daha birkaç yıl öncesine kadar ne bu temalar etrafında ve ne de olay mahallinde yapılırdı. İlk toplantı geçen yıl Diyarbekir’de yapıldı. Yakası açılmamış tabu konuları sükûnetle konuşunca yer yerinden oynamıyor, ülkenin bölünmez bütünlüğüne halel gelmiyormuş demek. Akademi de inşallah bu yola girer ve işini yapmaya başlar. Zira tarihi öğrenmek için daha yol uzun. Yüzleşmek ve vatandaşlık temelinde birlikte yaşayabilmek ise öğrenmekten geçiyor. Süryani uzmanı İngiliz hoca David Gaunt toplantı sonunda tebliğlerden bir düzine doktora ve araştırma konusu çıkar derken bunu kastediyordu. Genç araştırmacıların dikkatine.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021