Cengiz AKTAR
“Gelinen noktada takıldıkları yer Başkanlık Sistemi... Herkes bir tez ileri sürüyor, bizim de böyle bir tezimiz var. Kabul edilir veya edilmez. Zaten bu komisyon karar mercii değil. Genel Kurul var, hatta belki referanduma gidecek. Nihai kararı millet verecek. Niye telaş ediyorsunuz. Gerekirse alternatifleri sunalım. (...) Bitti bitti, bitmediği takdirde, artık biz ne Meclis’in gündemini bu şekilde işgal ederiz, ne de bu komisyon sulandırılmış bir şekilde devam etmemeli (!). Biz ise bu kadar deneyimli bir ülke olmamıza rağmen bir yılı doldurduk, anayasamızı yapamıyoruz. (...) Kısa süre önce 26 maddelik anayasa paketini parlamentodan geçirdik, referanduma götürdük ve yüzde 58’le bu halkın kabulünü gördü. Daha önce anayasa çalışması yaptık. Bu anayasa çalışmasını yeniden ele alalım. (...) Bu AK Parti’nin bir anayasa teklifi olarak orada olur. (...) Anayasa olmazsa bu beni çok rahatsız etmez. Bu bizim hizmetlerimizi ciddi manada etkilemez. (...) Çünkü arzu ettiğimiz şekilde bitirilmiş olsaydı bu hizmetler çok daha seri, çabuk olabilirdi. Bazı yasal çalışmalarda engellerle karşılaşıyoruz ki, bu geliyor anayasaya takılıyor. (...) Bunlar değiştirildiği anda inanıyorum ki çok daha rahat, seri şekilde adım atma, karar alma imkânı doğacaktır.”
Söylem analizine dahi gerek yok. Başbakan’ın TRT’deki monologda serdettikleri o kadar açık ki. AK Parti, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ndaki dört partinin ateşle suyun birlikteliği misali pek çok hayatî maddede kat’iyen anlaşamayacağını çoğumuz gibi başından beri biliyordu. Başbakan’ın 22 Nisan 2010’da start verdiği Asya tipi başkanlık sistemi o günden itibaren teşkilâtı ve yakın adamları tarafından usul usul gündeme sokuldu. Tepki gelince bir müddet susuldu ama Erdoğan’ın gönlünde yatan aslan hep bir kenarda tutuldu. Anayasanın akıbeti son haftalarda iyice berraklaşınca teşkilât başkanlık önerisini getiriverdi.
Artık AK Parti’nin başkanlık sistemli anayasa önerisi, uzatmaları oynayan anayasa yazım sürecinin önüne geçmiş durumda. Bunun vebali, aralarında anlaşamayan partiler kadar başkanlık sistemi hesabıyla anayasa çalışmasını rehin alan AK Parti’nindir. Çünkü Başbakan’ın iddiasının aksine bu toplum hiçbir zaman anayasasını kendisi yapmadı. Birbirini öldürmeden nasıl birlikte yaşayacağını ilk kez kendisi düşünüyor. Bu arayışa olabildiğince zaman tanınmalı, Başbakan’ın “hizmet için sınırsız yetki” dayatmasına kurban edilmemelidir.
“Artık yetki sende, ister asar, ister kesersin.”
Ama anlaşılan o ki iktidar işin peşini bırakmayacak ve başkanlık meselesini gündemde tutacak. Haftasonu yine bir hizmet açılışı münasebetiyle lafı diktatörlükten açınca üstteki talihsiz nasihati hatırladım. Başkanlık arzusunu dile getirdiğinin ertesi 23 Nisan 2010’da, Ankara’daki “çocuklara koltuk bırakma” müsameresi münasebetiyle yerini alan kıza deyivermişti. Lâtife deyip geçelim.
Asıp kesmeye kadar gelmeden Başbakan ve adamlarının başkanlık sisteminin parlamenter sisteme neden üstün olduğuna dair birkaç gerekçesi var. Beyanlara istinaden bunlar “istikrar gereği”, “erkler (kuvvetler) ayrılığının hizmeti engelleyici işlevi”, bu iddiayla taban tabana zıt “erkler ayrılığının en iyi işlediği sistem olması” ve “halkın seçeceği cumhurbaşkanının illâki icracı olacağı”.
Bu iddiaları hükümetin icraatı ve partinin Uzlaşma Komisyonu’na verdiği “Başkanın görev ve yetkileri” teklifi ile birlikte okuyalım.
Bir defaAsya tipi başkanlık sistemi ile istikrar arayışı demokrasiye engel. Esasen istikrar gerekçesi, “erkler ayrılığının hizmet engelleyici yapısı” gerekçesiyle örtüşüyor. Çin ve Rusya modeli itirazsız, sessiz kalkınma. Oysa siyaset sadece hizmetten ibaret değildir; erklerin ayrılığı ve nisbî güçleri ise demokrasinin selâmeti için olmazsa olmazdır. Sorun, istikrar için arzu edilen yürütmenin gücünün yetersizliğinde değil. Yürütmeyi atanmışların vesayetinden ebediyen arındıracak ve aynı zamanda onu, güçlü yasama sistemi, hukuk sistemi ve yeni kurulacak bölgelerle denetleyecek ve dengeleyecek anayasanın eksikliğinde.
AK Parti bunun çaresinin başkanlıkta olduğunu iddia ediyor. Oysa on yıldır yasama ile yargı erklerinin yürütmenin çekim alanından çıkması için ciddî bir çabasıolmadı. Parlamenter sistemin temel taşları temsil adaleti ve siyasî partilerin güçlenmesi konularında adım atmadı. En adaletsiz seçim barajı hâlâ geçerli. Büyük partiyi daha büyüten, küçüğe söz hakkı tanımayan tek turlu seçim sistemi de öyle. Partilerin tepesinde “kapatılma kılıcı” asılı. Parti içi demokrasi allahlık, tek adamlara biat edilen bu sistemde yasama, el kaldırıp indiren vekillerden ibaret. Şimdi böylesine özürlü bir sistemi daha anlamsızlaştıracak bir sistem sözkonusu.
Zira AK Parti’nin dayattığı şark modelinde tek erk dışında pek başka bir erk yok. “Erkler ayrılığının en etkin işlediği sistem başkanlık sistemidir” önermesi ciddî olabilir ancak Uzlaşma Komisyonu’na verilen teklifte başkanın yetkileri hiçbir erk veya kurum tarafından lâyıkıyla düzenlenemiyor, denetlenemiyor, dengelenemiyor. Bazı BDP’lilerin umduğu “federal denge” AK Parti’nin aklının ucunda dahi yok. Parti uzmanlarının öngördüğü denge ve denetleme mekanizmaları, bürokratlardan oluşan teknik komiteler ve lobi şirketleri. Yani siyasetin sıfır noktası!
Doğrudan seçilmiş cumhurbaşkanının illâki icracı olacağı tezinin antitezi ise Avusturya!
2013 Başbakan’ın total iktidar yürüyüşü ve memleketle topyekûn inatlaşmasının kilit yılı olacak. Her şeye rağmen hayırlı seneler olsun diyelim...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Nedir bu Birleşik Arap Emirlikleri?
24.01.2026 - Savaş notları
1.03.2022 - AB’nin fantezi, distopya, sinizm ağırlıklı Türkiye hibe programları
4.01.2022 - İsrail’in bitmez gazası
18.05.2021 - AB umudu yok edildi, hâlâ ‘umutsuz olma’ deniyor
10.05.2021 - Çöküşün kökü Soykırım’da olmasın?
24.04.2021 - Cephelerde sıkışma had safhada
24.03.2021 - Yurtta savaş cihanda savaş
23.02.2021 - Afrin’in işgâlinin üçüncü yıldönümü
20.01.2021 - HDP’nin sonu anamuhalefetin sonu olur
12.01.2021
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































ali
CHP den demokrat bir parti çıkmayacak belki ama muhafakar AKPden çıkar mı demek istiyorsunuz yani? İslam ve demokrasi özünde birbirine zıt kavramlar değil miydi?