Cengiz AKTAR
Dokunulmaması gereken seçilmişlere dokunulan, dokunulması gerekenatanmışlara dokunulmayan bir memleketteyaşıyoruz artık. Seçilmişlerin Anayasa 83. maddede düzenlenen yasama dokunulmazlıkları, milletin vekillerine vekâlet görevlerini herhangi bir baskı altında kalmadan yerine getirebilmelerini sağlamak için tanınmış bir ayrıcalık. Bu ayrıcalık Kürd karşıtı “Türkiye Türklerindir Cephesi” tarafından gelen saldırıyla onulmaz bir yara aldı. Bundan böyle, Kürd vekillerin dokunulmazlıklarının kalkmasıyla birlikte iktidar partisinden olmayan her vekil “dokunulma” riskiyle yani Demokles’in kılıcı tepesinde görev yapmaya çalışacak. Bu, yasamanın bitişi demektir.
Vekiller dışında kalan diğer seçilmişler yani yerel yöneticilerin zatendokunulmazlıkları hiçbir zaman olmadı. Anayasa 127. maddede tarif edilen idarî vesayet uyarınca ölüm kalımları İçişleri Bakanlığının tasarrufundadır. Yerel yönetici, iktidar partisinden değilse ve üstüne üstlük Kürdse varlığı ve icraatı pamuk ipliğine bağlıdır, devlet kendisine her an dokunulabilir. Nitekim devamlı dokunuyor.
Atanmışlara dokunulmazlık zırhı tek parti döneminden gelen bir alışkanlıktır. Bu devlet memurunu daima halkına karşı el üstünde tutmuş, korumuş, kollamıştır.AKP’nin son dönemi tek parti iktidarını aratmayacak kararları peş peşe geçiriyor. Dokunulmazlık zırhı önce MİT’in faaliyetlerine bahşedildi. 2012’de, “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve MİT Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile MİT Kanunu’nun “cezai takibat” başlıklı 26. maddesinde yapılan değişiklikle Başbakan tarafından özel bir görevi yerine getirmek üzere görevlendirilenlerin ve MİT mensuplarının savcılıkta ifade vermesi Başbakanlık iznine tabi kılındı. Ardından 2014’te Oslo görüşmelerinin faş edilmesiyle ortaya çıkan sorunu bertaraf etmek üzere yeni MİT yasasıyla kurumun zırhı kalınlaştırıldı. Tasarruflarıyla ilgili koruma Başbakan’dan Cumhurbaşkanı’na devredildi. Üstelik MİT tıpkı TSK gibi kendine özel adalet sistemiyle donatıldı. Dokunulmazlık açısından 2014 yasası uyarınca savcılar, MİT görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikâyet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde şikâyeti önce MİT Müsteşarlığı’na bildiriyor. Müsteşarlık konunun görev ve faaliyetlere ilişkin olduğunu belirlemesi veya belgelendirmesi halinde adli yönden başka bir işlem yapılmıyor ve herhangi bir koruma tedbiri uygulanmıyor.
Kurumun müsteşarı hakkında ise soruşturma izni verilir, MİT Müsteşarı Yargıtay’da yargılanır ve hüküm giyerse son karar yine Cumhurbaşkanı’na ait. Soruşturma açılmamasına itiraz gelirse yine son karar Cumhurbaşkanı’nın takdirine bırakılıyor. AKP döneminde yetkileri ve olanakları azamî derecede artırılan MİT’in dokunulmazlık zırhının benzeri demokrasilerde yok.
Bugünlerde tartışıldığı gibi MİT’e bahşedilen zırh TSK’ya da teşmil ediliyor. Esasen TSK cezasızlık zırhını Kürd illerinde süren operasyon daha başlamadan Ekim 2014’te talep ediyordu. Bu dahî operasyonun Haziran 2015’te masa devrildikten aylarca önce planlanmış olabileceğini gösteriyor. 2014’te hükümet, çözüm için yapılan çerçeve yasadaki hukukî, idarî ve cezaî korumanın müdahale emri verilen bütün birimler gibi TSK için de geçerli olduğunu savunuyor ve ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığını söylüyordu. Yine de operasyonların başladığı dönemde Temmuz 2015’de “Kara Kuvvetleri Komutanlığı 172. Zırhlı Tugay Komutan Yardımcılığı 3. Tank Tabur Komutanlığı” imzalı bir genelge dolaşmıştı. Genelgede operasyona katılacak askerin yargıdan korkmaması, silah kullanmaktan çekinmemesi isteniyordu. O vakit hükümet genelgeyi yalanlamamıştı. Bugün artık çözüm lafını ağzına dahî almayan bir hükümetin dokunulmazlık isteyen askere çerçeve yasanın güvencesinden bahsetmesi mümkün değil. Zira Kürdlere karşı yürütülen operasyon tüm şiddeti ve beraberinde gelen insan hakları ihlalleriyle sürüyor. Kanunlaşması kesin olan yeni düzenlemeye göre bölgedeki askere yasal zırh getiren tasarıya göre, operasyonlarda mevcut yasalarca kendilerine verilenyetkilerin dışına çıkan, şiddet uygulayan ve insanlık dışı muamelede bulunanlar hakkında yasal işlem yapılması Milli Savunma Bakanlığı ve Başbakanlığın iznine tabi olacak.
Esasen ne MİT ne de TSK yaygın hukuksuzluk ve keyfîlik ortamında herhangi bir yargı riski altındalar. Ne var ki devran dönerse bir gün icraatlarının sorumluluğundan azade olmak istedikleri açık. Zira Suriye’de süren içsavaşa MİT marifetiyle gerçekleştiği iddia edilen müdahale ilerde uluslararası platformlarda baş ağrıtabilir. Keza Kürd illerinde aylardır cereyan eden “temizlik” harekâtı Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalara ve Cenevre Sözleşmeleri ile belirlenen uluslararası savaş hukukuna aykırı. AİHM son operasyondan önce Türkiye’yi yıllarca ve defalarca “etkili başvuru hakkı”nı ihlâl suçundan dolayı mahkûm etti. Zira soruşturmaların izne bağlanması cezasızlık sonucu doğuruyor ya da soruşturmanın uzamasına yol açıyordu. AİHM mahkûmiyetleri sonucunda bir nebze değişen uygulama yeni “cezasızlık yasasıyla” eskisinden beter bir hâl alacak. Aynı bağlamda 2002’de Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kuruluşu esnasında Türkiye Mahkeme’ye taraf olmayı günün birinde güvenlik güçlerinin hesap verme olasılığı dolayısıyla reddetmişti. Bu yaklaşım derinleşerek sürüyor.
İktidarın kendine çalışan kurumlara ve memurlara dokunulmazlık dağıtması bu iki kurumla sınırlı değil. Emniyet teşkilâtı, Adalet teşkilâtı, Diyanet, saymakla bitmeyecek AKP’leşmiş kurum ve sadık çalışanları, bazı icraat ve tasarrufları ne kadar kanunsuz olursa olsun iktidarın koruması altındalar. Siviliyle askeriyle devasa ve dokunulmaz, hesap vermez bir 'hassa ordusu' var artık karşımızda.
CENGİZ AKTAR / HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021