Cengiz AKTAR
Mayıs sonundan bu yana pek yazmadım. Dönüp dolaşıp aynı şeyler üzerine aynı şeyleri yazmak beyni güdükleştiriyor. Bu tuhaf memlekette doğanların kaderi bu döngüsellik… Rahmetli Çetin Altan bilmem kaç yıl öncesinde yazdığı yazıları köşesine koyar siz de okur okur ve sonunda “bu yazı yirmi yıl önce yazıldı” tokadını yerdiniz ya hani… Sanılmasın ki bugün yaşananlar bugüne mahsus, bugünle açıklanabilecek, hadi bir adım daha gidelim, Erdoğan ile açıklanabilecek şeyler. Burası 1915’ten bu yana melanet biriktiren ve aklı sıra o melaneti öteleyerek yoluna devam edebileceğini sanan insanların ülkesi… Melanetlerin lanetinden kurtulabilmek, onlarla yüzleşebilmek, yeniden sevip yaşayabilmek için,her kula nasip olmayacak bir fırsat çıktıydı: Avrupa Birliği! Çıpa, dinamik, ivme, teşvik, payanda, baston, adı ne olursa olsun AB kırıp dökmeden ya da kırıp dökmekten usul usul kurtularak kendimizle barışma imkânı sunuyordu. Beceremedik. Kül oldu gitti. İhtimalen bir daha da geri gelmez. Sabilerin ömründe dahî… Bu fiyaskonun gerçekleşmesinde diğer taraf da elinden geleni ardına komadı, vizyonsuzlukta zirve yapan bir Avrupa ile cebelleştik yıllarca. Türkiye’yi örneğin bir Estonya ile aynı kefeye koyarak üyelik konuşmak Avrupa bürokrasisinin basiretsizliği kadar Avrupalı siyasetçinin sahtekârlığıydı da…
Artık çanak çömlek patladı, Türkiye yine tek başına ve bu yalnızlığa muktedirler de dâhil. AB üyeliği defteri kapandığı gibi daha uzun vadede derin bir batısızlaştırılmaya maruz Türkiye. Türkiye’den bu sayede kurtulduğunu sanan Avrupa için de geçerli bu fiyasko. Sonuçta, içeride ve dışarıda neyi, neden ve ne zaman yapacağı belirsiz koskoca ve sorun yumağı ve faşist bir komşuyla yaşamak hoşnut olunacak bir durum değil. Artan göç ve iltica, bölgede askerî macera riski, IŞİD’le var olan gayrimeşru ilişki, Kıbrıs, Avrupa’daki Türkiyeliler, ikili ilişkilerde süregelen kronik hakaret dili… Avrupa kendini birebir ilgilendiren tüm bu sorunları sineye çekmeye ve ilişkiye başka bir zeminde devam etmeye razı.
Avrupa kurumlarının Türkiye denince külliyen bocaladıklarını gözlemlemek zor değil. Zira önlerinde Batı sisteminden hızla çıkmakta olan bir ülke var. Ne Strazburg’daki Avrupa Konseyi ne de Brüksel’deki Avrupa Birliği kurumları açıkçası Türkiye’yi nereye koyacaklarını bilemiyorlar. Üyelik müzakerelerini, taraf olunan antlaşmalara riayeti ve çok taraflı ilişkileri yöneten bu kurumlar Türkiye konusunda havlu atmış durumdalar. Bırakın kamuoylarını, kendileri dahi kendi söylediklerini dikkate almaz hale gelmiş durumdalar. Avrupa Konseyi’nin Venedik Komisyonu, İnsan Hakları Komiseri, Parlamenterler Asamblesi, 15 Temmuz sonrası mağdurlarının başvurularını utanmazca reddetmiş olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hiçbir ağırlığı, yaptırımı, etkisi kalmamıştır.
Avrupa Birliği tarafında Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Komisyonu’nun adet yerini bulsun diye söylediklerinin de hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Hal böyle olunca meydan maddî çıkarların temsilcilerine kalıyor ve bugün artık son sözü onlar söylüyor. Avrupa’nın Türkiye’nin demokrasisinin istikbali gibi bir derdi, endişesi, çabası kalmayınca bütün ilişkiler paraya tahvil ediliyor. Bugün bulunduğumuz yer burası ve Ankara’daki rejim bu ilişki biçiminden ziyadesiyle memnun. Avrupa’nın sinik umursamazlığı ile Ankara’nın sinik umursamazlığının buluştuğu ortak nokta: para!
Bulunduğumuz yeri açalım. Avrupa Gezi, yolsuzluk iddiaları ve Kürdlerle barış müzakerelerinin çökmesinden itibaren Türkiye’nin üyeliği defterini tamamen kapattı. Can çekişmekte olan ilişkiyi kafasında bitirdi. Rejim ise AB’nin katılım öncesi standartlarının, demokrasisiz ve hukuksuz kalkınma muradının önünde engel oluşturdukları hükmünden hareketle üyelik müzakerelerini çoktan savsaklar haldeydi. 2013 sonrasında hızlanan gayridemokratik gidişat 15 Temmuz sonrasında çığırından çıkınca taraflar açısından üyelik zemini çöktü. 16 Nisan’da rejim değişikliği çöküntünün üzerine tüy dikti. Nitekim AB, Dışpolitika Temsilcisi Mogherini’nin ağzından “Allah sizden razı olsun” dercesine referandum sonuçlarını saygıyla karşıladığını kayda geçirdi. Türkiye ilelebet AB’nin yakasından düşmüştü. Geriye kalmıştı ticaret!
Sadece 2016 yılı için Avrupa Türkiye’den 66.6 milyar avroluk ithalat, Türkiye’ye 78 milyar avro ihracat yaptı. Hem stok hem yıllık bazda AB şirketleri Türkiye’nin en önemli doğrudan sermaye yatırımcıları. Türkiye’de kurulu yaklaşık 60.000 uluslararası sermayeli şirketin 22.000’i AB ülkeleri ortaklı girişimler. Bu şirketlerin sırasıyla 7000’i Alman, 3000’iİngiliz, 2800’ü de Felemenk. Rakamlar AB’nin dünya ticaretinde çok bir şey ifade etmeseler de kayda değerler.
İkili ekonomik ilişkilere ilâveten AB’nin Katılım Öncesi Araç (IPA) fonları mevcut. Her ne kadar bu fonlar artık layıkıyla kullanılamıyorsa da (2014-2020 dönemi için bütçelendirilen4.45 milyar avronun bugün itibariyle sadece 186 milyonu projelere aktarılmış durumda)Türkiye kağıt üzerindeki aday statüsü sayesinde özellikle Avrupa Yatırım Bankası, EBRD ve Dünya Bankası kaynaklarına daha kolay ulaşabiliyor. Bir-iki veriyle özetlemeye çalıştığım ekonomik ilişki az değil ve AB’nin (ve tabii rejimin) gözü artık bundan başka bir şey görmüyor.
Hafta başında İnsan Hakları aktivistleri derdest edildiği sırada Türkiye’de bulunan AB Ulaştırma Komiseri VioletaBulç’un, tüm ciddî uzmanlar tarafından yersiz bulunan 3. havaalanı ve ebediyen zarar edecek olan 3. köprü ile ilgili yersiz güzellemeleri AB’nin ruh halini iyi anlatıyor. Aynı bağlamda burada proje peşinde koşan AB’li şirketlerinin kendi ülkelerinde asla sahip olmadıkları çevresel ve çalışma hayatı ilintili hukuksuzluk kalkanını pek sevdiklerini de bir kenara not edelim.
Önümüzdeki onyıllarda AB-Türkiye ilişkilerini çıkarların sinik dünyası belirleyecek. İlişki bu anlamda resetlenmeyecek, formatlanacak. Bu bağlamda gümrük birliği kararının gözden geçirilmesi çok konuşuluyor olsa da ve taraflar bununla yetinmeye hazır olsalar da, çok zor. Bir defa Türkiye’deki yaygın hukuk dışılık gümrük birliğinin gözden geçirilmesini ve herhangi başka ekonomik ortaklığı olumsuz etkileme potansiyeline sahip. AB’nin gümrük birliği çerçevesindeki standartları ile rejimin ekonomik standartları arasında, örneğin şeffaflık, hesap verebilirlik, ekonomik iyi yönetişim gibi, kan uyuşmazlığı var. İkincisi gümrük birliği ancak üyelikle taçlanırsa anlamlıdır. Hiçbir ülke üye olmayacağı bir birliğe tek taraflı ekonomik taviz vermez. Üçüncüsü, iddia edildiği gibi Hizmet Sunma Serbestisi ve Tarım kapsam dâhiline alındı varsayalım, bu kallavi fasıllardaki müktesebatın içselleştirilmesi üyelik müzakeresinden farklı değildir; öyleyse ne anlamı var. Dördüncüsü pek çok AB politikacısı gümrük birliğinin güncelleştirilmesine karşı; karşı olmayanlar ise “kararın alınmasına siyasî koşul getirelim” diyor. Rejimin asla böyle bir niyeti yok.
Sonuçta Türkiye herhangi bir üçüncü ülke gibi AB’nin “ekonomik coğrafyasında” yerini alacak. “Allahtan ilişki kopmadı” diye sevinenler AB’nin Kuzey Kore dışında her ülkeyle ilişkisi olduğunu nedense hep unutmayı tercih ediyorlar. Somut olarak, ilişkilerin eskiye dayanması ve epey yol katedilmiş olmasına binaen olabilecek en kapsamlı serbest ticaret anlaşması yapılacaktır.
Önümüzdeki aylarda üyelikten söz etmeyen yeni format gündeme geldiğinde, iş dünyası başta olmak üzere resmî Türkiye önce mırın kırın edip “istemem koy yan cebime” diyecek. Avrupa’dan demokratik medet umanların beklentileri ise maalesef boşa düşecek.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları


























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020