Cengiz AKTAR
Ezberleri mâlum: Devlet küçültülmelidir, bürokrasi özünde fena bir şeydir, kararların mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde atanmış değil seçilmiş dar bir kadro tarafından alınması en iyi yönetim biçimidir.
1980’lerde Thatcher/Reagan neoliberalizminin deregülasyonun alaturka kopyası. Yeni bir şey değil.
Ne var ki Anglosakson dünyada uygulanabilen her şey alaturka dünyada kolayca kopyalanabilir diye bir kural yok. Kaldı ki Anglosakson dünyanın devlet küçültme operasyonlarının başarısı toplum ve yurttaş güvenliği açısından tartışılır.
Üçüncüsü de bu coğrafyanın kadim geleneklerinin başında devlet ve bürokrasisi gelir. Maharet bunları yok etmek veya asgarîye indirmek değil merkezi ademi merkezileştirme, karar mekanizmalarını olabildiğince tabana yaymak, hâsılı kelâm iktidarı paylaşabilmektir. Rejimin böyle bir niyeti, fıtratı, vizyonu olmadığı açık elbet. Onların iktidarlarını külliyen tek elde toplamaktan başka bir vizyonları yok.
Hatırlayalım, Erdoğan başbakanken “davul bizim boynumuzda, tokmak onların elinde” diyerek yarı özerk kurumları diline dolamıştı. Nihayetinde Ağustos 2011’de, düzenleyici ve denetleyici on kurumun göreceli özerkliğine son verildiydi.
Bu 10 kurum Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurumu, Şeker Kurumu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu idi. Zaman içinde görece özerkliğini kaybederek rejimin tam kontrolü altına giren bir diğer iktisadî kurumu Merkez Bankası’dır.
Bugün artık, bırakın özerk kurumları, merkez teşkilâtının tamamı Saray ve reisten oluşan iktidar mihraklarına bağlanıyor. Son KHK’lar ve şimdi art arda gelen nevzuhur Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri (CK) vasıtasıyla bürokrasi da hiçbir görece takdir hakkı kalmayacak şekilde kullaştırılıyor.
Yakın dönemde iki benzer politika deneyimi hatırlarım, biri başarılı biri tam fiyasko.
1990’ların başında BM’de çalışırken Ján Langoš’u tanımıştım. Komünist Çekoslovakya’nın önde gelen muhaliflerden biriydi, Slovak’tı, bir trafik kazasına kurban gitti. Ülke ikiye bölünmeden Cumhurbaşkanı Václav Havel yönetiminde 1990–1992 arası İçişleri Bakanıydı. Kendisini o dönem tanımıştım.
Komünist rejim yıkıldığında miras kalan ve ister istemez rejime biat etmiş olan bürokrasiyi ne yapacaklarını uzun uzun tartıştıklarını anlatmıştı. Eğer bu bürokrasiyi tamamen ve radikal bir şekilde eve yollasalar ülkenin yönetilemez hâle geleceğinin farkındaydılar. Dolayısıyla yumuşak ama gayet kontrollü bir geçişi tercih etmiş ve başarıyla hayata geçirmişlerdi.
Çekoslovakya örneği Türkiye’deki rejim açısından anlamsız ama iş yapma biçimi açısından gayet anlamlı. Hele Türkiye gibi kadim devlet ve bürokrasi geleneğinin hâkim olduğu bir ülkede bürokrasisinin tasfiyesi ülkenin yönetilemez hâle gelmesi demek.
Gelelim diğer örnek olan Amerikan işgâli altındaki Irak’a. Saddam’ın saltanatı sırasındaki iktidar partisi Baas bürokrasinin tamamına hâkimdi. Amerikan işgâl idaresinin ilk icraatından biri Baassızlaştırma emri ile bürokrasiyi lağvetmek oldu. Vali Bremer’in meşhur 1 sayılı ilk Kararnamesi budur. Irak idarî sistemi bu Kararname sonucunda önce durakladı ve akabinde çöktü. Bakanlıklar yağmalandı, elektrik şebekesi ve petrol altyapısı altüst oldu.
Baassızlaştırma bürokrasiyi lağvederken kurumsal hafızayı da yerle bir etti. 15 yıl sonra Irak kendine gelebilmiş değil ve ne zaman geleceği de belli değil.
Söz konusu olan, Türkiye’deki rejimin devlet ve bürokrasi ile savaşını, Çekoslovakya’da Komünist sistemden arınma ve Irak’taki Saddamcı Sünnî tahakkümden arınma ile karşılaştırmak değil elbet. Söz konusu olan, ideolojisi ne olursa olsun bürokrasi karşıtı siyasetin yolu yordamı. Çekoslovaklar gayet temkinli hareket ederken küstah Amerikan işgâl idaresi, tıpkı Ankara’daki rejim gibi, mevcut bürokrasiye yalın kılıç dalarak çöküşün temelini attı.
Hatırlayalım, Türkiye’nin güçlü devlet geleneği, modası çoktan geçmiş de olsa, memleketin teminatı olarak tecelli eder. Temel taşıyıcıları Adliye, Askeriye, Hariciye, İlmiye, Maliye ve Mülkiye’dir. Rejim bu kurumları yıllardır, “bürokrasiyle mücadele” adına itibarsızlaştırıyor, kurumsal hafızalarını boşaltıyor, kurum olmaktan çıkartıyor ve sadakat yoluyla kullaştırıyordu. Reis başkanlık muradına erdiğinden bu yana tabuta son çivi çakıldı.
Bu deliliğin sonunu tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Epeydir içi boşalmış ve işlevsizleştirilmiş olan bürokrasi külliyen çökecektir. İktidar talimat, emir, tehdit, hakaret ve sadakatle iş yaptırmaya yeltendikçe bürokrasinin eli ayağı bağlanacak, dili dişi kitlenecektir. Adliye, Askeriye, Hariciye, İlmiye, Maliye ve Mülkiye teşkilâtlarında epeydir görülen çözülme ülke sathına yayılacaktır.
Bugün idarî teşkilatta müsteşar ve müsteşar yardımcısı seviyesinde açıkça rejim taraftarı olmayan veya biat etmemiş olan memur neredeyse yok. Adliye’nin kulluğu diller destan. Askeriye, rejimin ordusu görünümü veriyor. Hariciyecilere akıl soran yok. Akademi nasıl devekuşu olurum da pozisyonumu muhafaza ederim derdinde. Maliye’nin hâli ortada. Mülkiye tamamen rejimin memuru konumunda.
Son Kararnameler ve ardından gelecek olanlarla artık gerisini siz düşünün…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021