Cengiz AKTAR
Ezilen, horlanan, itilip kakılan halklara mensup bireyler her zaman, her yerde en başarılı olmak için uğraşırlar; eğitime önem verirler, çoğu zaman da başarılı olurlar. Britanya ve ABD’deki Hindistanlılar ile dünyanın dört bir yanına dağılmış Filistinliler en bilinenleridir. Türkiye ve Suriye’deki Kürdler için benzer bir etki-tepki diyalektiği giderek gözle görünür hâle geliyor.
Türkiye Kürdlerine bakalım. Bir kere maruz kaldıkları eşitsizlik ve adaletsizliklere karşı gençlerin ağırlıklı olarak hukuk eğitimini yeğlemeleri ve iyi hukukçular olmaları tesadüf değil. Keza pek çok değerli Kürd siyasetçi arasından bir tanesini, Selâhattin Demirtaş’ı alalım. On parmağındaki on marifeti geçtim, bugün üzerindeki muazzam baskıya rağmen gerekeni azimle hapishaneden söylüyor.
Peki, memlekette Demirtaş ayarında bir Türk siyasetçi var mı? Elinizi vicdanınıza koyun. Yok!
Sadece mensup olduğu halkın temsilcisi olarak değil bütün memlekete yararlı olabilecek bir bakış ve duruşa sahip Demirtaş. Bir başka Kürd daha vardı: Turgut Özal. Asimile idi, devletle iç içeydi, mütedeyyindi ve sağdan geliyordu. Günahıyla, sevabıyla pek çok kalıcı hayırlı iş yaptı. İki tanesini hatırlatayım: AİHM’e kişisel başvuru hakkı ile AB üyeliğini canlandırarak hâlen nemalanılan gümrük birliğine önayak olması.
Ve Suriye Kürdlerine bakalım. Suriye Kürdleri ile Türkiye Kürdleri Bağdad demir yolunun çizdiği sunî sınırla birbirlerinden koparılmış akrabalardır. Eskiden sınır kapalıyken bayramlaşma için istisnaî olarak açılırdı.
Suriye’de Kürdler zordaki Esad rejiminin Suriye’nin batısına yoğunlaşmasıyla oluşan boşluğu ustaca doldurup Ortadoğu’da benzeri olmayan, pilot proje niteliğinde bir özerk yerel yönetim yarattılar.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) adı altında Abdullah Öcalan’ın Amerikalı düşünür Murray Bookchin’in kuramından esinlenerek önce katı Marksist çizgisinin eleştirisini yapıp ardından geliştirdiği “demokratik özerklik” hayata geçirildi. Öcalan ile Bookchin mektuplaşmaları mevcut ve öldüğünde Kürd Hareketinin yaptığı açıklama şöyle:
“Bizi sosyal ekoloji düşüncesi ile tanıştırdı ve bunun için minnetle hatırlanacak. Bookchin’i mücadelemizde yaşatmayı taahhüt ediyoruz. Sözümüzü somut bir demokratik konfederalizmi kuran ilk toplum olarak uygulamaya koyacağız”.
Kürdler, Türklerin çoğunun sandığı gibi sadece, o da mecburen, savaşmıyor, yeni bir toplumsal birlikteliği yoktan var ediyorlar. Eksiğiyle, fazlasıyla.
Murray Bookchin keskin bir cinsiyet eşitliğine dayalı bir toplum, azınlık veya çoğunluk farklı toplulukların temsiline dayalı doğrudan demokrasi ve radikal çevreciliği savunur.
Bu kuram 21 Ocak 2014’te, batıdan başlayarak Suriye’nin Halep vilâyetine bağlı Afrin kantonu, Rakka vilâyetine bağlı Kobane kantonu ve Haseke vilâyetine bağlı Cezire kantonundan oluşan KDSÖY’nde vücut buldu.
Yasama organları olan kent konseyleri ve kanton parlamentoları Arap, Ermeni, Ezidî, Kürd, Süryanî ve Türkmenleri kapsıyor. Her kantonun bir kadın ve bir erkek eşbaşbakanı, her belediyede bir kadın ve bir erkek eşbaşkan ve her siyasi partinin birer kadın ve erkek eşbaşkanları var. Memurların yüzde 60’ından fazlası aynı cinsiyetten olamıyor. Yönetim bu hükümet yapılarının tepesinde oturuyor. Şu sırada Kürd İlham Ehmed ile Arap Mansur Selum Yönetim’in eşbaşkanları. Yönetim’de en çok Arapça ve Kürdçe resmî dil olarak kullanılıyor. Süryanî-Aramîce ve Türkmence de yerine göre geçerli.
Bu dil konusunun altını çizmek iyi olur. Kürdler tıpkı tahakküm altındaki diğer halklar gibi ister istemez çokdillidir. Egemen halklar ise tekdilli ve dolayısıyla çok dil bilmenin zihinsel nimetlerinden faydalanabilme kapasitesinden yoksundurlar. Bu alfabe için de geçerli. Misâlen KDSÖY’ndeki diller sayesinde Latin, Arap ve Süryanî-Aramî üç farklı alfabe kullanılıyor. Zihin açar!
Demokratik özerklik uygulaması sütten çıkmış ak kaşık değil elbet. Siyaseten PYD’nin rakibi olan Kürt Ulusal Konseyi yöneticileri kâh kovuldu kâh tutuklandı. Ancak Suriyeli Kürdlere Ankara tarafından dayatılan savaşa rağmen dünya kadar iş yapılıyor orada.
Misâlen üniversiteler. Kamışlı’da pek çok fakülteye sahip Rojava Üniversitesi ile işgâl kuvvetlerinin kapattığı Afrin Üniversitesi.
Misâlen tamamen kadınların yönetiminde olan ekoloji köyleri veya Batı’nın romantik ilgi odağı olmalarına rağmen son derece ehil olan Kadın Savunma Birimleri.
Mufassal bilgi için yakın zamanda New York Review of Books’da Peter W. Galbraith’in makalesini ve Bookchin’in kızının bu yaz çıkan makalesini tavsiye ederim. Keza “Rojava Devrimi” başlıklı 2016 tarihli Arapça ve Kürdçe dışında Farsça, Lehçe, İsveççe, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Slovence ve Yunanca dillerinde yayımlanan kitabın Türkçesi şu bağlantıda indirilebiliyor. Dördüncüsü, zamanında üniversitede bölgesel politika derslerinde okuttuğum ve anayasal bir metni çağrıştıran “Rojava Toplumsal Sözleşmesi” ne de başvurulmalı.
İşte Türkiye’nin asla haberdar olmadığı, olsa bile aklının ermediği, aşağılamaktan ve yok etmeye yeltenmekten başka ne yapacağını bilemediği bu deney bu. Kendisine iki beden bol gelen!
Türkiye’deki kavruk siyasetin yanından dahî geçemeyeceği çözümler bunlar. Bırakın yanından geçmeyi korkudan telaffuz dahî edemeyecekleri şeyler bunlar. En başta da rejimin görülmemiş boyutlara taşıdığı merkeziyetçiliğin tam aksi olan, iktidar paylaşımı anlamına geldiği ölçüde korkulu rüyası olan ademimerkeziyet. Haset ve korku burada yatıyor.
Ankara’da kimsenin aklına, bölgede ademimerkeziyetçi bir pilot proje oluşturan Rojava’ya başka bir gözle bakmak ve en önemlisi barışçı bir tutumla yaklaşmak gelmedi. Öyle olunca geriye kaldı nefret ve yıkım.
Buna rağmen bugün Türkiye Kürdlere ve memlekette yaşayan hâlinden memnun olmayan diğer toplum katmanlarına sürdürülebilir bir toplumsal birliktelik ufku sunmaktan tamamen acizdir. 1923’te kurulan Cumhuriyet “uygarlaştırıcı” iddialarının yanında fevkalâde tekçi bir toplum tahayyülünü cebren ve şiddetle dayatır. Bu dayatma yüzyıldır aynen sürüyor. Bu küstâh “uygarlaştırma” misyonu sayesinde şu aralar işgâl ettiği Suriye toprağına okul, PTT, Ziraat Bankası, emniyet teşkilâtı gibi miadı dolmuş kurumlarını ihraç eder.
Bu nedenlerden, Kürdlerin ister Türkiye’de ister Suriye’de demokrasi ve özgürlük beklentisine aynı cebir ve şiddetle ket vurmaya çalışmasının getirisi kısa vâdelidir. Kürdlerin demokrasi ve özgürlük konusunda en talepkâr kesimlerinin Türkiye’nin kavruk ideolojisi ve çağdışı kurumlarıyla uzun vâdede yetinmeleri mümkün değildir. Diğer bir deyişle, Türkiye’deki Kürd illerindeki yerel yönetimlere istendiği kadar kayyım atansın, Suriye’deki Kürd kantonlarına istendiği kadar bomba yağdırılsın uzun vâdede Ankara’nın dayatmaları sürdürülemezdir.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021