Ceren KENAR
Bahar aylarının gelmesiyle güzide şehrimiz Beyrut’a olan turist ilgisi arttı. Bu turistlerin hatırı sayılır bir kısmı Türkiyelilerden oluşuyor. Bu son derece olumlu bir gelişme. Türkiye’nin “doğusuna” ilginin artması bu bölgeye olan önyargıları kırmak için çok önemli.
Ancak Beyrut gezinizin hayal kırıklığına dönüşmemesi için yaklaşık iki yıldır Beyrut’ta yaşayan biri olarak size bazı önerilerim olacak. Zira birçok Türkiyeli turist -artık Beyrut nasıl pazarlanıyorsa Türkiye’de- Beyrut’a yanlış beklentiler ile geliyor ve dolayısıyla sükût-u hayale uğruyor. Bu “Beyrut travmasını” yaşayanlar arasında bölge ile aşina insanlar da var. Yani Beyrut’ta kilise gördüğünde şoke olan bir turist profilinin memnuniyetsizliğinden bahsetmiyorum.
Epey entelektüel, gezmeye görmeye meraklı insanlardan ortak şeyler duyuyorum. İstanbul’un gece hayatının, suşicilerinin, kebapçılarının, kafelerinin Beyrut muadillerinden daha iyi olduğu yönünde “eleştiriler” alıyorum. Dürüst olmak gerekirse durum tam da bu! İstanbul gibi artık dünyanın güçlü ekonomilerinden olan yetmiş milyonluk bir ülkenin başkenti elbette Beyrut gibi 30 yıl süren bir iç savaşın yaralarını sarmayı henüz başaramamış, 4.5 milyon nüfuslu bir ülkenin başkenti ile mukayese kabul etmez. İstanbul’un restoranları ve gece hayatı kesinlikle Beyrut’tan daha iyi. İstanbullular farkında mı bilmiyorum ama İstanbul gastronomi veya gece hayatı bakımından dünyanın en “in” ve “hip” merkezlerinden biri. Tam da bu yüzden İstanbul‘a gelen turist sayısı sürekli artıyor. Bu yüzden Türkiye Araplar açısından her sene birkaç kere ziyaret edilmesi “farz” bir ülke olarak telakki ediliyor. Bu yüzden Beyrut-İstanbul uçuşlarının yüzde 80’ini Lübnanlı yolcular oluşturuyor.
Ancak İstanbul’da yediğiniz suşiden daha iyi suşi yemek için neden Beyrut’a gelirsiniz ki? İstanbul’da içtiğiniz kahveden iyisini içmek için Roma’ya gidin. Daha çılgın gece hayatı için İbiza’ya. Huzur arıyorsanız İsviçre Alplerine...
Uzun bir zaman boyunca Türkiyeli orta sınıflar -ve Ortadoğulular da diyebiliriz- için yurtdışına çıkmak Batı’ya gitmek ile eş idi. Türkiyelilerin seyahatten anladığı genelde daha temiz sokaklar, daha havalı restoranlar, daha şık alışveriş merkezleri görmekti. Türkiyeli orta sınıflar için yurt dışı tatili demek biraz da kendi memleketinin “az gelişmişliğinden” kaçmak, muasır medeniyet havası solumaktı.
Bu beklentiyle gerçekleştiriyorsanız Beyrut seyahatinizi elbette memnun kalmazsanız. Siyasi doğruculuk bir yana, İstanbul’dan bakınca Beyrut “İstanbul’un 20-30 sene önceki hali”. İstanbul’a sık sık tatile gelen bir Lübnanlı arkadaşımın deyimiyle “Beyrut İstanbul’un bir semti gibi, ama kesinlikle en güzel semti değil!”
Bir Ortadoğu ülkesinin liberal gece yaşamı İstanbullulara ilginç gelmiyor veya kilise cami yan yana muhabbeti tatmin etmiyor. Fakat, Beyrut’a gelmek için başka sebepler var...
Eğer Ortadoğu’nun en kendine özgü ülkelerinden birini görmek, Ortadoğu tarihini ve siyasetini iliklerinizde hissetmek istiyorsanız, Beyrut’a muhakkak gelin. Dünyanın en ilginç müzelerinden biri olan ve Hizbullah tarafından açık alana inşa edilen “direniş” müzesi Mleeta’yı görmek istiyorsanız, Filistin meselesine ilginiz varsa İsrail kadar Araplara sinirlenmenizi sağlayacak mülteci kamplarını ziyaret etmek istiyorsanız keza öyle.
Veya Ortadoğu’nun en kadim liman kentlerinden olan Sayda veya Trablus’ta Doğu Akdeniz havası solumak istiyorsanız, Haçlı Seferleri’nin izlerini görmek istiyorsanız, Ortadoğu’nun en ilginç gruplarından olan Marunî Hıristiyan köylerinin o güzelim kiliselerini gezmek istiyorsanız, ahlen ve sahlen. Ermeni diasporasının en “Ortadoğu halini” merak ediyorsanız buyurunuz eski mülteci kampı, yeni Ermeni gettosu olan mahallelere. Bir de vişneli kebap yersiniz, afiyet olsun!
Veya Lübnan bayrağına resmini vermiş sedir ağaçlarıyla örülü Dürzü dağlarında bahar keyfi yapmak isterseniz Beyrut’a 45 dakika uzakta Şuf’a gidersiniz. Gitmişken de Beydettin sarayını gezer, İtalyan-Arap karışık mimarisinin keyfini çıkarırsınız. İyi bir tur rehberiniz de varsa size ipek böceklerinin bu bölgedeki hikâyesini de anlatır.
Ortadoğu’nun en popüler ve lüks tatil merkeziyken, Cannes yıldızlarını ağırlamaktan amansız bir iç savaşın içine düşmüş; birbirini öldüren komşuların trajedisine sahne olmuş; ama bir şekilde hayata devam eden, acımasız siyasetlere direnen, mermi delikli binaların arasında, biraz yapay, ama şık bir şehir merkezi kuran Beyrut’u bence mutlaka ziyaret edin. Beyrutluların neşesine, misafirperverliklerine, sevimli gamsızlıklarına bakıp bu insanlar nasıl birbirlerini öldürmüş olabilir diye sormak için, her taksiciden bambaşka bir Ortadoğu siyaseti dinlemek için, Beyrut’un sofistike bar filozofları ile her biri bir üniversite dersi niteliğinde olan muhabbetlere ortak olmak için gelin, pişman olmayacaksınız!
Ama lüks alışveriş merkezi, güzel kahve, şık kebapçıysa derdiniz, zahmet etmeyin. Zira İstanbul Beyrut’tan çok daha “Ortadoğu’nun Paris’i.”
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2017
5.02.2017
4.02.2017
27.06.2017
26.06.2017
21.06.2017
7.02.2017
5.02.2017
2.02.2017
30.05.2017