Ekrem DUMANLI
Gündem yoğun. Labirentlerin içine sıkışmış durumdayız. Güncel telaşların ardına bakmak, popüler tartışmaların ötesine sıçramak çok zor. Günlük hadiselerin devâsa dalgalarıyla boğuşurken içten içe kaynayan gelişmeleri çoğu kez ıskalıyoruz. Karşımıza çıkacak sorunlar kartopu gibi büyüyor. Çığ olup başımıza düşeceği an, yapacak çok şey de kalmıyor; tıpkı bugün ihmaller eşliğinde canavara dönüştürdüğümüz kadim konular gibi.
Bir anda pek çok süreç birden yaşanıyor. Eşzamanlı süreçlerin farklı yönlere doğru hareket etmesi kafamızı karıştırıyor çoğu kez. Hangi oluşum hangi derinliktedir ve ne zaman daha görünür hale gelecektir; kestiremiyoruz. Eğer bu ülkeyi gerçekten seviyorsak ve insanlığın geleceği adına ciddi bir kaygımız varsa yobazlaşma süreci üzerine de kafa yormalıyız. Zira bu süreç, hem Türkiye’nin önünü kesmeye namzettir; hem yeryüzü barışının.
Yobazlaşma nedir? Yobaz kimdir?
Fanatikliğin dini referanslara dayandırılarak (çoğu kez de yanlış tevil ve tefsir yapılarak) keskin bir inanca dönüştürülmesidir yobazlaşma. Başkasına hayat hakkı tanımamanın adıdır yobazlaşma. Dünyayı siyah ve beyaza ayırıp herkesi dost ve düşman diye yaftalamanın cinnet halidir yobazlaşma. Sevdiklerini yücelte yücelte haddi aşmanın, nefret ettiklerine bir damla suyu çok görmenin tecessüm etmiş halidir yobazlaşma…
Üstad Necip Fazıl sıkça kullanırdı “ham yobaz, kaba softa” tabirini. Şeyhinden (Abdülhakim Arvasi) aldığı bir sözdü. Aşırıya kaçan insanların sathî yorumlarla ve şeklî izahlarla estirdiği terörü anlatmak için kullanılan kavramlardı. Necip Fazıl’ın endişesi bütün İslam âlimlerinin ortak kaygısını yansıtıyordu. Kur’an ve sünnet gibi en temel referansları yanlış anlayan, yanlış yorumlayan; üstelik herkesin de kendisi gibi inanması gerektiğini savunan insanların Müslümanlık adına İslam’a verdiği zarar söz konusuydu. Bu tehlike her zaman var oldu. Kimi dönemlerde yobazlık sırat-ı müstakime zahirî bir şekilde galebe çaldı, popüler hale geldi. Allah’tan ki Kuran, Sünnet ve Selef-i Salihin’in safiyane içtihadlarından beslenen on dört asırlık İslam geleneğinde bu tür yobazlıklar kalıcı olamamış ve konjonktürel kalmışlardır.
Şimdi bütün âlem-i İslam çok çetin bir sınavla karşı karşıya. Birkaç gün önce Yemen’in başkenti Sana kan gölüne döndü. Dört intihar bombacısı şehrin en kalabalık camiine saldırdı, 137 kişi hayatını kaybetti, 350’den fazla insan yaralandı. Ve saldırıyı IŞİD üstlendi. Camide, cuma namazı esnasında! Bu kaçıncı cinayet, bu kaçıncı hunharlık? Aynı örgüt (IŞİD) insanların kellesini kesiyor, vahşet dolu anı videolara kaydedip bütün dünyanın seyretmesi için internet sitelerinde yayınlıyor. Müslüman olduğu halde kendi mezheplerinden olmadığı için kamyon şoförlerini katlediyor, bir pilotu yakarak infaz ediyor. Sadece IŞİD değil ki! Boko Haram’ın işlediği cinayetler de tüyler ürpertici! Kız çocuklarına karşı takındıkları ve cahiliye devrini çağrıştıran fanatik tavrı güya, İslam ile tevil ve tefsir ediyorlar. Suriye’de yapılanlar, o korkunç vahşete bilfiil destek veren ülkeler, varlığını terör eylemine bağlamış Ortadoğu’nun karanlık örgütleri. Ne acıdır ki eli kanlı bu örgütlerin hemen hepsi kendine Kuran’dan delil göstermeye çalışıyor. Ve yaptıkları her bir eylemle İslam’a, insanlığa telafisi zor zararlar veriyor.
Türkiye de bu tuzağa çekiliyor
Dünyanın dört bir yanında kanlı eylem gerçekleştirip “global emperyalizme karşı cihat” yaptığını söyleyenler Türkiye’yi de etkiliyor maalesef. Türkiye’de radikalizm derinden derine mevzi kazanıyor. Öteden beri fanatik gruplar Türkiye’ye nüfuz etmek istemiş; ama diledikleri çapta başarılı olamamıştı. Bu konuda pek çok faktör rol oynadı. Türkiye’nin tâ Osmanlı’dan başlayan parlamenter sistem tecrübeleri, Anadolu topraklarında yaşayagelen farklı kültürlerin devam etmesi, aşırı eğilimlerin ortalama vatandaş indinde rağbet görmemesi… Ayrıca kökü yüzyıllar öncesine dayanan sufi geleneği, tarikat ocakları ve cemaat dayanışması da radikal İslam’ın bu toprakları işgal etmesine engel olmuştu. Şimdi o tabii mecralar ya devlet kontrolüne alınarak siyasi amaca alet ediliyor ya da tâbi olmadığı için yok edilmek isteniyor…
Daha düne kadar ceza yasalarına göre suç sayılan bazı radikal ve müsamahasız söylemler artık devlet cenahında sık sık telaffuz ediliyor. Yakın zamana kadar marjinal grupların ve ‘Siyasal İslamcılar’ın dile getirdiği kışkırtıcı konular devlet yetkilileri tarafından tribünleri coşturmak maksadıyla kullanılıyor. Elinde siyasal güç bulunan ve diplomatik temaslarla sorunların üzerine gidebilecek kişilerin hâlâ küçük bir dernekte militan kitlelere konuşuyor gibi davranmasının başka bir manası var mı? Yobazlaşma süreci ‘bir arada yaşama kültürü’nü yerle bir eder. Çünkü farklı düşünceye savaş açar yobaz. Herkese ‘kâfir’ der, herkesi ‘hain’ diye yaftalar. İnsanlara ‘casus’ demek için ciddi karineye ihtiyaç yoktur onlara göre. Derdest edilmeleri, hapse atılmaları, kellelerinin alınmaları onlar için ‘mübah’tır, haktır; hatta ‘farz’dır.
Tarihte de böyleydi
Tarih boyunca yobaz, Müslümanları hedef almıştır. Her ne kadar ‘küfür dünyası’na savaş açmış gibi davransa da bütün yobazlaşma süreçlerinin ortak özelliği Müslüman grupları hedef almasıdır. O, kitlelere kâfir mührünü vururken hiçbir endişe taşımazlar, kat’i inançları gereği cihat ettiklerini sanırlar. Mesela Hazreti Ali’yi şehit eden Harici militanı yaptığını cihat sanıyordu. ‘Hakem Olayı’ndan önce Hazreti Ali’ye baskı yapmış “hakem tayin etmezsen kâfir olursun” demişlerdi. Hakem tayininden umduğunu bulamayınca kafası karışan yobaz, bu sefer de dönüp Hazreti Ali’ye (haşa) “kâfir” dedi. Hazreti Ali’nin kanını mübah sayarken o dar kafasıyla bunu Kuran’dan bir ayete dayandırıyor ve sık sık “Allah’ın hükmettiği ile hükmetmeyenlerin kâfirlerden başkası olmayacağını” tekrarlıyordu. Halbuki onun minnacık aklı o muazzam ayeti tefsir etmeye yetmiyordu. İşte o kafa binlerce Müslümanı (ki bunlar içinde sahabe-i kiram da vardı) şehit etti ve asla yaptığının zulüm olduğunu düşünmedi.
Türkiye yobazlaşma süreciyle yeni bir sınav veriyor. İktidarın arka bahçesi olmakla suçlanan bazı yerlerde genç insanlar için çok keskin bir dil geliştiriliyor. Aynı camide namaz kıldıkları insanlara kâfir, İsrail uşağı, Amerikan ajanı, haşhaşi, sahte Müslümanlar gibi akla, insafa, vicdana, ahiret inancına sığmayan sıfatlar kullanılıyor. Bu yakıcı dilin sanal âlemdeki yansıması daha korkunç. Ve ne yazık ki “ham yobazlık”ın bu tahripkâr tavrına âkil insanlardan yeterince itiraz gelmiyor.
Daha ötesi de var. Türkiye’den IŞİD’e katılanlar, El-Nusra’ya nefer yazılanlar, El Kaide’ye militan olanlar, Hizbullah’ın emrine girenler bu ülkede ilk defa resmi makamlarca bu kadar teşvik görüyor, kollanıyor, cesaretlendiriliyor. Silah yardımı yapılmasından eleman temin edilmesine kadar birtakım ağır ithamlar dile getiriliyor dünya medyasında. Bu iddiaları destekleyen oluşumlar da gözden kaçmıyor. Kurulan dernekler, adam devşirmek için kullanılan mekanlar, o malum örgütlere yönlendirilen kitleler bugün halkın çok dikkatini çekmeyebilir; ancak yakın zamanda Türkiye’yi büyük bir tehlikenin beklediğini perdelemek imkansız hale gelmiştir. Silahlı mücadelenin kutsandığı ve ‘cihatçı’ lejyonerlerin sırtlarının sıvazlandığı bu dönem aşıldığında Türkiye yeni sorunlarla karşı karşıya kalacak. Afgan savaşı sonrası Pakistan’da yaşanan karmaşa, Suriye iç savaşı sonrasında Türkiye’de yaşanmaz mı?
Türkiye, tarihi ve coğrafi şartlarının getirdiği yükümlülük esasına göre normalleşmek zorunda. Her türlü fanatizmi çoğulcu demokrasinin müsamaha kültürüyle aşamazsa ve Ortadoğu’nun kadim fanatizmine râm olursa, üzerinde durduğu fay hattında büyük bir kırılma yaşanır. Ve maalesef öyle bir ihtimalde toplumsal barış da tehlikeye girer, İslam’ın gerçek mesajı olan huzur da… Kimsenin hakkı yok ki kendi ayıplarını örtmek için etten duvar oluştursun ve bu güzelim ülkede fitne tohumu saçsın…

Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015