Etyen MAHÇUPYAN
Modernliğin yükseldiği, dünyayı barışa götürme kapasitesinin varlığına inanıldığı dönemlerde, liberaller kendilerinden emindiler.
Karşılarında yer alan sosyal demokratların sosyal haklar ve gelir dağılımı türünden eşitlikçi söylemleri, liberalizmin geniş felsefi dağarcığı karşısında çok zayıf kalıyordu. Sağ ve sol muhafazakar uçlar ise özgürlük karşıtı konumlarıyla ahlaki açıdan zaaf içindeydiler. Demokrasinin gelebileceği son aşama liberal demokrasi gibi gözüküyordu ve piyasa sistemine paralel olarak 'tüketicilere' olabilecek en adil ve eşitlikçi özyönetim sistemini sunuyordu. Kimse tüm isteklerini iktidar kılamıyor, ama iktidarda herkesten bir pay bulunuyordu... Liberaller kendiliğinden 'demokrat' olduklarını düşünmekteydiler.
Ne var ki 20. yüzyılın son çeyreği, liberal demokrasinin kimlik talepleri karşısında sıkışmasına neden oldu ve onu vatandaşlık konusunu bile tam olarak çözememiş olduğu gerçeğiyle karşı karşıya getirdi. Ancak asıl darbe küreselliğin taşıdığı göçmenlerle birlikte geldi: Liberalizmin sadece kültürel homojenliğin korunabildiği toplumlarda anlamlı bir sistem önerebildiği ortaya çıktı. Ancak bu türden bir homojenlik varsa, bireysel farklılıklar zenginliğe dönüşebiliyordu. Kültürel farklılığı taşıyan insanların kendi cemaatlerinin dışında durarak 'bireyselleşmeleri' gerekiyordu, çünkü dışardan gelenlerin cemaatsal hayatı kültürel çoğulluk yaratırken kamusal alanın bölünmesini, parsellenmesini ifade ediyordu.
Liberal dünyanın bireysel çoğulculuğu rahatlıkla taşırken, cemaatsal çoğulculuk karşısında paralize olması, bu ideolojinin anlaşılması açısından hayati önemde. Her toplumsal sistem bir ahlaki zemin üzerinde oturur. Bu ahlaki zemin kendiliğinden oluşabileceği gibi, zorla da kabul ettirilebilir veya bir tür konsensüsün sonucu da olabilir. Batı modernliği kendiliğinden oluşmuş, tarihsel çatışmaların sonucu olarak ortaya çıkmış bir ahlaki zemine oturmakta. Herkesin paylaştığı ve razı geldiği bir kültürün kuşatması altında yaşanıyor. Dolayısıyla ahlaki zemin de bu kendine özgü kültürün uzantısı olarak şekilleniyor. Yani Batı modernliğinin 'ahlaken nasıl yaşayalım' türünden bir sorusu yok. Tevarüs edilen ortak kültürün yaratmış olduğu ahlak, olması gereken norm olarak kabul ediliyor. Bu durumda cemaat oluşturmuş farklı bir kültür, farklı bir ahlak anlamına geliyor ve toplumsal dokunun varsayılan doğallığı bozuluyor. Bu da batı modernliğinin kimlik bunalımını ifade ediyor ve tepki olarak yabancı düşmanlığına, ırkçılığa neden oluyor.
Mesele liberalizmin dayandığı relativist zihniyetin ortak ahlak kurmayı sağlayan bir nitelikte olmamasıdır. Gerçekliği ve zihnimizi maddi olarak tasavvur eden ve dolayısıyla duyularımızın dış gerçekliğe tekabül eden bir bilgi üretebildiğini varsayan bu bakış, herkesin bilgisinin sınırlı ancak sahih olduğunu kabul eder. Öte yandan herkesin deneyimleri farklı bilgiler üretir ve kimse bir başkasının tüm bilgisini kapsayamaz. Bu nedenle kişilerin bilgileri arasında mukayese yapmak ve birinin diğerine üstün olduğunu söylemek mümkün değildir. Bireysel özgürlüğün sınırı diğerinin özgürlüğü ile tanımlanabilir ancak... Yani eğer birinin kullandığı özgürlük diğerinin o veya başka bir özgürlüğü kullanmasına engel değilse, meşrudur. Danimarka'da İslam'ı tahkir etmeyi hedefleyen karikatürlerin, Hollanda'daki filmlerin ve yeni tedavüle giren provokasyon klibinin liberal ilkeler açısından sorunlu bir tarafı yok. Çünkü Müslümanlar da isterlerse başkaları hakkında karikatür ve filmler yapabilirler. Yani konu bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmelidir...
Ne var ki bu yaklaşım liberallerin niçin demokrat olmadıklarının nişanesidir. Çünkü demokratlık öncelikle bize benzemeyenle birlikte yaşama iradesinin beyan edilmesidir. Bu ise, ötekinin nasıl etkileneceğine karşı duyarlı olmanızı gerektirir ve böylece geçici ve öznel, ama ortak çözümler aramak anlamlı olur. Aksi halde kendi çözümünüzü ya çoğunluğa, ya da kendi kültürünüze dayandırmaya yatkın olursunuz ve bunun bir dışlama olduğunu bile fark edemezsiniz. Liberalizm ise farklı kültürler arasında ortak bir ahlaki zemin kurma yeteneğine sahip değildir, çünkü diğer kültürü hiçe sayabilecek bireysel özgürlükleri engellemeye yönelik bir meşruiyet dayanağı geliştiremez.
Homojen kültürlerde ahlaksızlığı engelleyen doğal normlar mevcutken, farklı kültürlerin karşılaştığı ortamlarda bütün kültürleri kuşatabilen ahlaki normlar üretmek liberalizmle mümkün olmaz. Bu nedenle liberaller hukuktan medet umarlar, çünkü toplumun 'üstünde' olduğu düşünülen belirli standartlara ihtiyaç vardır ve hukukun önüne 'evrensel' sıfatını takarak onu kültür-dışı kıldıklarını zannederler.
Ancak bütün bu çabalar, kullanılan payandalar liberalizmi kurtarmaya yeterli gözükmüyor. O nedenle son dönemlerde kendisine 'liberal-demokrat' diyenler giderek artıyor. Oysa bu eklektik kimliğin beslendiği tutarlı bir ideolojik bütünlük yok. Liberalizmin geldiği noktayı gördükçe kendi namuslarını kurtarma peşine düşen birtakım aydınlar var sadece...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024