Etyen MAHÇUPYAN
Kast sisteminin en belirgin özelliklerinden biri siyasi alanda bilgi temerküzü, toplumsal alanda ise iradi bilgi sansürüdür.
Karar vermeyi meşru kılan tüm bilginin belirli ellerde ve mümkünse hukuk tarafından korunmuş bir siyaset üstü kurumun içinde toplanması gerekir. Türkiye'de bu kurum Mustafa Kemal'in ölümüyle birlikte ordu oldu... Silahlı kuvvetler millet için neyin doğru neyin zararlı olduğunu bilmesini sağlayacak bilgiye sahipti ve söz konusu bilgi bir devlet sırrıydı. Öte yandan orduya bu payeyi veren Kemalist ideoloji toplumu millete indirgediği ölçüde, toplumsal çeşitliliği de gayrimeşru kılmış ve orduyu tekil bir resmi kimliğin koruyucusu haline getirmişti. Dolayısıyla ordu sadece halen yaşamakta olan 'Türklerin' değil, onları da aşan bir hayali ve afaki 'Türk milletinin' çıkarlarını savunmaktaydı. Böylece ordu kendisini geniş bir ufkun önünde buldu ve bin yıl sürmesi beklenen hamleler yapabildi. Böyle bakıldığında darbeler doğal ve basit müdahalelerden ibarettir.
Nitekim Çetin Doğan ilk sorgulamasında, Balyoz davasının konusu olan plan ve senaryoların Cumhuriyet'i koruma ve kollama görevinin gereği olarak hazırlandığını söylemişti. Doğan daha sonra yargı sürecinde de mahkeme heyetine davayı sürdürme 'cüret ve cesaretini' nereden bulduklarını sormuş, nihayet dava sonuçlanırken de savunmasını "vereceğiniz karar hakkınızda hayırlı olsun" cümlesiyle tamamlamıştı. Bu tutumdaki kibrin doğallığını kayda geçirmek gerekir. Tabii karakter farklılıkları da önemsiz sayılamaz ama ordu mensuplarının, aldıkları ideolojik eğitimin sonucu olarak, ellerindeki tahakküm imtiyazını doğal bulduklarını gözlemliyoruz. Çünkü Türkiye'de ordu, Cumhuriyet'in ürettiği toplumsal kast sisteminin siyasi yürütücülüğünü yapıyor ve ideolojik üretim merkezini oluşturuyor.
Bu düzenin küçük harfle başlayan 'cumhuriyet' kelimesi ile pek de bir ilgisinin olmadığı açık. Relativist zihniyetin içinden törpülenerek gelen batıdaki cumhuriyetler, vatandaşı temel alan ve vatandaşlığı bu kurucu bireyselleşmiş zemin ile devlet arasındaki 'ilişki' olarak tanımlayan bir yaklaşıma dayanıyor. Dolayısıyla her vatandaş kendisini söz konusu cumhuriyetin sahibi olarak görüyor ve öyle de görülüyor. Toplumsal eşitsizlikler var olsa bile, neyin doğru olduğu sorusuna gelindiğinde hukukun vereceği karar o bireyselleşmiş zemin üzerinde meşrulaşıyor. Türkiye'de ise büyük harfle başlayan, kendine özgü bir Cumhuriyet var... Vatandaşı değil, devleti temel alıyor ve vatandaşlığı da kimliksiz bireylerin devlete intisap ederek kimlik kazanması şeklinde tasavvur ediyor. Bu durumda Cumhuriyet'in sahibi de devlet, yani siyasetten etkilenmeyen bir kurumsal yapı olarak tasarlanan ordu oluyor.
Bugün Balyoz davasından hüküm giyenler aslında geniş bir ideolojik ve kurumsal öz-aldatmanın sonucunu yaşayan 'kader kurbanlarıdır'. Çünkü bu insanlar onlara öğretileni yaptılar... Bu öğretilenin bir parçası da kişilik pompalanması yaratıyordu. Dolayısıyla kendilerini bilgili, akıllı vs. de sanıyorlardı ve geçmiş eylemlerin başarısı bu kanılarını güçlendirmişti. Gerçekte nasıl olduklarını hiç anlayamamış ve belki de hiç anlayamayacak olan, bir anlamda zavallı insanlardan, kaybedilmiş hayatlardan söz ediyoruz.
Ama oturup acınacak halimiz yok. Çünkü yaratılan sistem sayesinde bu kast onyıllardır toplum üzerinde güç tahakkümü oluştururken, bunu kişisel imtiyazlara tahvil etti. Bu insanların yaptığı siyasi eylemlerin hukuki karşılığı ayrı şey, ama bir de toplumun enerjisini, katma değerini, hayallerini ve yaratıcılığını emmesi meselesi var. Soru toplumun buna nasıl razı geldiğidir... Alt kastı oluşturan İslami kesimin kendisini batı düşmanlığı, kurtuluş menkıbeleri, uyduruk tarih söylemleri ile oyalaması nedenlerden biridir. Diğer neden ise üst kastın orduyu kuşatan bir sosyolojik yapı oluşturması ve bu yapının Cumhuriyet'e geçişle birlikte nemalanıp palazlanırken, üniversite ve medyaya hakim olup yönetimdeki gayrimeşruluğu normalleştirmesidir. Taraf'ta çıkan bir habere göre Van'daki Yedi Kilise'nin restorasyonu için sahibine ulaşılmaya çalışılmış ve İl Kültür Müdürlüğü kimseyi bulamayınca çalışma başlayamamış. Neden sonra 'Kilise'nin Fatih Altaylı'ya ait olduğu ortaya çıkmış ve o da bütün köyün kendilerine ait olduğunu ama olaydan haberinin olmadığını söylemiş. Önce iki nokta: Yedi Kilise gerçekten de yedi adet kilise. Geniş bir bölgeye yayılmış durumdalar. Sahibinin kim olduğunu ise Van'da herkes biliyor. İl Kültür Müdürlüğü'nün sahibi bulamaması kasıtlı bir tutum olabilir ancak. Gelelim asıl meseleye: Acaba Fatih Altaylı'nın dedesi bu kiliselere nasıl sahip olmuş? Oralar hep Altaylı ailesine aitmiş de Ermeniler gelip kilise mi kurmuşlar? O bölgede yerleşik birilerine sorduğunuzda iddiaları şu: Ermenilerin gönderildiği dönemde oraların ağası olan Hüsamettin Altaylı, bölgeye el koymuş. Sonradan oraları birine satmış ama daha sonra sattığı adamın da malına el koymuş...
Hukuk nerdeymiş diye soran olduğunu sanmıyorum... Halen o kastla çevriliyiz. Balyoz davası Cumhuriyet'in sadece bir ayağının ehlileşmesine dönük bir adım. Diğer ayağı hâlâ duruyor...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024