Etyen MAHÇUPYAN
Türkiye'de laik kesimin siyasi bağlamda yaşadığı yenilmişlik hissiyatı, günlük hayatta sosyolojik sızmalar ve melezleşmelerle somutlaştığı ölçüde fark edilemeden derinleşen bir travma yaratıyor.
Laik kesim dindarların rejim tarafından korunmuş farz edilen alanlara girişini çaresizce izlemekle kalmıyor, kendi dünyasında yeni bir dindarlaşma eğilimine ve özellikle genç kuşak orta sınıflarda laik ve dindar dünyaları buluşturan ortak yaşam pratiklerine tanık oluyor. Toplumun yüzde seksene yakını başörtüsünün yargı alanında bile kullanılmasına onay verirken, yeni nesiller kimlikler arası farklılaşmaları anlamsız kılabilen bir küresel atmosferde kendi söylemlerini üretiyorlar. Orta sınıfların yeme içme âdetlerinden mobilya kullanımına ve tatil yapma alışkanlıklarına kadar pek çok özelliği artık ‘laik' veya ‘dindar' yaftasının ötesine geçiyor ve birbirine benziyor.
Basitçe söylersek Türkiye normalleşiyor. Aynı olgulara İslami kesimden baktığımızda cemaatsal sınırların giderek eridiğini görüyoruz. Laik kesimde manevi ve uhrevi olana ilgi artarken, buna paralel olarak dindarlar arasında da hızla olgunlaşan bir sekülerleşme dinamiği mevcut. İslami kesimin içinde bir azınlık bu ‘açılıma' şüpheyle baksa da, dindarların onyıllar boyunca modernliğe uyum sağlama gayretini içselleştirmiş olması, söz konusu yeni durumu da onların dünyasında sıradanlaştırıyor. AKP'nin iktidarda olması ise dindarların özgüvenini pekiştirerek bu ‘yeni dünyayı' kucaklamalarına neden oluyor.
Buna karşılık laik kesimin Atatürkçü kimliğe sarılan çoğunluğu bu durumu bir tehdit, bir tür ‘işgal' olarak algılıyor. Dindarların kamusal alana hakimiyetini hatırlatan her idari karar veya değişikliği kendi hayatlarından ‘çalınmış' parçalar olarak görüyor, varlık nedenlerine ‘tecavüz' edildiğini düşünüyorlar. Öte yandan bu tür algı ve duygular Atatürkçü kimliğin toparlayıcı bir nitelik kazanmasına neden olmuş gözüküyor. Atatürkçülük modernist değişimciliği temsil etmekten çıkarak, ‘yeniden' bir varoluş ve onur mücadelesinin etiketi haline geliyor. Dolayısıyla sosyolojik bağlamda yeni bir çekim merkeziyle karşı karşıyayız. Ne var ki söz konusu kimliğin kültürel bir nüvesi bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu kimliği bir ‘kurtuluşçu' ideolojinin çerçevesine oturtmanız, diğer deyişle ideolojik kılmanız gerekiyor. Bu ise hem bir düşmana muhtaç hem de gelecek tahayyülü olan bir söyleme... Düşman zaten önünüzde durmakta: AKP. Söylemin şu an için tek talibi ise ulusalcılık...
Atatürkçülük laik cemaati yeniden toparlamayı becerebilecek asgari muğlaklığa sahip bir kimlik olarak şekillenirken, ulusalcılık da bu kimliğin içini doldurmaktan ziyade o kimliği ‘düşmana' karşı tahkim etmenin ve çatışma atmosferini daim kılmanın peşinde. Laik kesimin ‘büyük' sosyolojisi bu minvalde sürüklenirken CHP de sürekli savruluyor ve her savrulmada ‘yenilikçi' kanat ulusalcı tutarlılık karşısında aciz kalıyor. Bu içe kapanma dinamiğinin bir normalleşme ortamında yaşandığının altını bir kez daha çizmekte yarar var. Normalleşme İslami kesimde özgüveni pekiştirirken, laik kesimin özgüvenini daha da zayıflatıyor. Bu durum laik kesimde de bir özgüven hareketinin ne denli cazip olabileceğini söylüyor ve nitekim ulusalcılık tam da bu. Örneğin Sözcü Gazetesi'nin son dönemde niçin bir tiraj sıçraması yaptığını merak edenler, bu gazetenin özgüvenli ve korkusuz dili ile Hürriyet'in tedirgin duruşunu mukayese edebilirler.
Tablo böyleyken kendilerini ulusalcı saymayan, hatta bunu hakaret telakki eden sol/liberal aydınların tavrı epeyce ilginç gözüküyor. AKP düşmanı sayılmasalar da hükümetin başarısızlığından ‘sevinme' hallerini gizleyememeleri, muhalefeti sadece evrensel normlara referanslar üzerinden yapmaları ve Türkiye'deki siyasi bağlamı es geçme eğilimleri, onları iktidara seslenen ama ona ulaşamayan bir ses olmaya mahkum ediyor. Bu durumda o sesin siyaseten nasıl bir işlev gördüğü sorusundan kaçamayız... Ve görünen o ki –AKP'nin de itelemesiyle– sol/liberal eleştiri bugün genel laik cemaat açısından AKP'nin ‘düşmanlığını' kanıtlayan, ona örnek sunan bir payanda durumunda.
Türkiye tarihsel olarak sıkışan bir toplumsal enerjinin, yeterli iç olgunluğa erişemeden kamusal alana dirayet etmesine tanık oluyor. Hepimiz bir ‘büyük dalganın' içinde yüzüyoruz ve ‘siyasetimiz' de onun akışı içinde anlam kazanıyor. Bu bağlamda bakıldığında sol/liberal aydınların tutumu, meyvelerini ulusalcılığın toplayacağı bir gençlik heyecanı kıvamından pek uzaklaşamıyor gibi görünüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024