Etyen MAHÇUPYAN
Oslo görüşmeleri Kürt meselesinde bir ortak yol haritası üretmesi açısından çok önemli bir fırsattı. Yapılan dört görüşmenin gizli olarak yürütülmesi de her iki taraf için bir güven zemini oluşturmuştu. Ancak beşinci görüşmenin sızdırılması, süreci bitirdi.
PKK tarafı sürecin daha önce bittiğini, çünkü hükümetin ortaya çıkan protokolü imzalamadığını öne sürdü. Hükümet ise PKK'nın yazılı metne yeni maddeler koyarak emrivaki yaptığını iddia etti. Öte yandan bu tür bir anlaşmanın zaten imzalı olamayacağı, devletin silahlı bir örgütle eşit statüyü kabul edecek bir belgeyi sahiplenemeyeceği vurgulandı. Sızdıranın kim olduğu da muğlak kaldı ve devlet veya PKK içinde sorunun görüşme yoluyla çözümünü istemeyen gruplara işaret edildi.
Ama bütün bunlar bir yana Oslo görüşmeleri devletle PKK'nın masaya oturabildiğini, yani devletin PKK'yı muhatap aldığını gösterdi. Devletle isyancı herhangi bir örgüt arasındaki meşruiyet asimetrisini dikkate aldığımızda, bunun Kürt siyaseti için büyük bir başarı olduğu açıktır. PKK dikkate alınan, konuşulan ve sözü dinlenen bir siyasi özne olduğunu kanıtlamış oldu ve bütün dünyanın nezdinde ‘terörist' yaftasından sıyrılma şansı yakaladı. Oslo görüşmeleri yarıda kalmış olsa bile, PKK'nın önüne sivil siyaset alanında aktörleşme, meseleyi uluslararası platforma taşıma ve Türkiye devleti üzerinde psikolojik baskı kurma şansı çıkmıştı.
Ancak PKK bu yolu tercih etmedi... Aksine eski yöntemine geri döndü ve yeniden kendisini gayri meşru kılabilecek bir direniş biçimine hapsoldu. Bunun bir nedeninin örgüt içi bölünmeler olabileceğini varsayabiliriz. Bir başka nedeni ise uluslararası planda diplomatik bir sivil siyaseti yürütecek kadroların olmamasında arayabiliriz. Ama görünen o ki PKK'nın strateji değiştirmesinin asıl nedeni Ortadoğu coğrafyasının ve Batı dünyasındaki siyasetin yarattığı imkanlardı. Yaşanan gelişmeler PKK liderliğine önlerinde tarihsel bir fırsatın durduğunu söylemekteydi: Kuzey Irak'ta oluşan Kürdistan özerk bölgesinin ardından aynı sonucun Suriye'de de elde edilmesi mümkündü ve üstelik Kuzey Suriye'nin PKK ile yakın teması olan Kürt grupların egemenliğine girme ihtimali çok fazlaydı. İran ile bir orta noktada buluşulmuştu ve Suriye'ye destek veren bu ülkenin PKK'yı kollaması kendi lehineydi. Ayrıca Esad'ın Kürtlere olan ihtiyacı da yadsınamaz bir gerçeklikti. Nihayet İsrail'in Esad'ı ehveni şer olarak gördüğü ve eğer Esad olmayacaksa parçalanmış bir Suriye'yi tercih edeceği bilinmekteydi. Batı dünyasında ise elini taşın altına sokmak istemeyen bir Avrupa, seçimlere giden bir ABD ve Rusya ile Çin'in vetosu altında paralize olan bir Birleşmiş Milletler vardı...
Kısacası 2012 yılı Türkiye devletini ‘de facto' bir yeni düzene razı etmenin zamanı gibi gözüküyordu. Yapılacak şey şiddeti artırmak, ülkeyi bir iç savaş ortamına taşımak, devletin insanlık dışı tepki vermesini sağlamak ve mücadeleyi bir halk ayaklanması noktasına taşımaktı. Aynı süreçte Suriye'de Kürt bölgesinin oluşmaya başlaması ve Esad'ın yıkılamayacağının anlaşılması Türkiye'yi paniğe sevk edecek ve pazarlık masasına çok farklı şekilde oturulacaktı. PKK liderliği şu gerçeği hep bildi: PKK için asıl avantaj çatışma süreci içerisinde, savaş koşulları altında masaya oturmaktır. Çünkü ancak böyle bir durum PKK'nın Kürt siyaseti üzerindeki hakimiyetini garanti eder ve onu doğal yoldan sivil döneme taşır. Aksi halde Kürt siyaseti içinde çoğullaşmayı ve örgüt içinde parçalanmayı önlemek son derece zor olacaktır.
Plan buydu ve koşullar da olumlu olmayı sürdürdü, ancak PKK bu stratejisinde açık bir biçimde başarısız oldu. Kürt toplumunun ayaklanma noktasına gelmeyeceği belli olduğu anda da giderek kendi ‘acilci' ruh halini siyasete dönüştürdü ve açlık grevleri başladı. Bugün bütün çaba grevin genişlemesine hasrediliyor, çünkü bu gerçeğin kabul edilmesi kolay olmasa da, Kürtler de aslında bu greve çok duyarlı olmadılar. O nedenle Kürtleri kaçınılmaz olarak tahrik edeceği hesabıyla direniş kitleselleştiriliyor.
PKK 2012 yılını elinden kaçırmak istemiyor ama sonuçlar muhtemelen pek de akıllıca olmayan bir tercih yapılmış olduğunu kanıtlayacak. Bugün Kürt hak ve özgürlüklerinin hiçbiri için şiddete ihtiyaç yok. İfade özgürlüğünün sınırları yeterince genişlemiş durumda ve sivil siyasetin önünde engel bulunmuyor. Bu durumda toplumun ‘acilciliğe' davet edilmesinin bir karşılığı yok. PKK ilginç bir biçimde, en güçlü olduğu noktada, kendi bindiği dalı kesme ve meşruiyet zaafı olan bir konuma sarılma basiretsizliği gösteriyor. [email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024