Etyen MAHÇUPYAN
BDP heyetinin Öcalan'la görüşme tutanaklarının basına sızdırılması birçok açıdan olumlu sonuçlar verecek. Oysa söz konusu sızdırmayı yapanların niyeti muhtemelen epeyce farklıydı.
Ama aynen Paris'te öldürülen üç kadın olayında olduğu üzere, süreci baltalama çabalarının netice alması giderek zorlaşıyor. İki nedenle: Birincisi toplum belirli bir ideolojik eşiği geçmiş durumda, barışın gelmesini istiyor ve kimlerin barışı istediğini de görüyor. Dolayısıyla her engelleme hamlesi engellemeye çalışanları deşifre ederek çözüm etrafında kenetlenme potansiyeli doğuruyor. Ancak bu potansiyeli kullanabilmek ikinci unsuru, yani doğru siyaseti gerektiriyor. Son dönem bu açıdan da ezber bozucu oldu… Hem AKP hem de Kürt siyasetinin öne çıkan birçok ismi bu konuda artık çok daha hassas davranıyor ve birbirini suçlamaktansa, süreci korumayı hedeflediğini kamuoyuna iletmeye çalışıyor. Bu sefer de Erdoğan'ın bir adım geride duran, suçlamayıp soru soran üslubu ve Demirtaş'ın Başbakan'a karşı komplo içinde olmayacaklarını söylemesi, itinalı bir tutuma işaret ediyor.
Ancak olayın ardındaki gerçek değişmiş değil ve sorgulanmayı hak etmekte: Bu sızma BDP yönetiminin iradesine karşı olarak, ama yine de aynı partinin saflarından yapıldı. Amaç Öcalan'ın Kürt siyasetinin diğer aktörlerine verdiği mesajları sanki AKP ile yapılmış bir anlaşmanın sonucu gibi göstermekti. Buradan muhtemelen iki gelişme üreyeceği hesaplanmıştı: Taraflar birbirlerini suçlamaya başlayabilirler ve AKP kendi seçmeni nezdinde zor durumda kalmaktan ürkebilirdi. İkisi de olmadı… Daha genel bakıldığında ise mesaj açık gözüküyor: Birileri “biz bu sürecin her aşamasına çomak sokabiliriz” demek istiyor. Diğer bir deyişle taraflar arasında gerçekleştirilecek stratejik kararların, eylem planlarının ve zamanlamanın gizli kalmayacağı ima ediliyor. Bu da çözüme gidecek bir sürecin her adımda baltalanmaya açık olduğunu söylüyor.
Ne var ki bunca yaşanmışlık ve son on yıl içinde oluşan zihniyet kayması Türkiye'yi beklenmedik derecede olgunlaştırmış durumda. Siyaseti artık manipülasyonlarla etkilemek ve belirlemek pek kolay değil. Çünkü siyasetçiler de toplumun geneli de, asıl önemli olanın manipülasyonun kendisi değil ona verilen tepki olduğunu öğrendi ve işin ilginci doğru tepkinin ne olduğunu da bilir hale geldi. Bu nedenle Öcalan'la yapılan görüşmelerin basına sızması sonuçta AKP'ye zarar vermediği gibi, sergilenen doğru duruş çözüme olan inancı muhtemelen pekiştirdi. Tutanakların içeriği ise bir şeffaflaşma olarak okundu ve Öcalan'a has gülümsetici iddialar ve taktiksel yemler ayıklandığında geriye çözümü gerçekten de arayan bir metin kaldı.
Bu sonuç belki de bundan sonraki sızdırma çabalarını anlamsız kılacaktır. Ayrıca her aktörün muhtemel sızmaları düşünerek daha dikkatli konuşmasını da sağlayacaktır. Bu da çözüme yönelirken olumlu bir etken olur, çünkü siyaset yapanlara sorumluluklarını hatırlatır. Bütün bu değerlendirmeler sızdırmanın sonuçlarıyla ilişkiliydi… Ama bir de sızdıran ‘özne' var. Acaba bu süreci baltalamak, Kürt meselesinin barışçı bir yola girmesini engellemek isteyenler kimler ve nasıl oluyor da Kürt siyaseti içinde yandaş bulabiliyorlar? Aslında cevaplarını çoktan bildiğimiz sorular bunlar. Kürt meselesinin çözümünü istemeyen Ortadoğu ülkelerinin hangileri olduğu belli... Hele bu çözümün Türkiye ile Irak Kürdistan'ı arasında neredeyse organik bir ilişki oluşturabileceği düşünülünce hangi ülkelerin rahatsız olacağını anlıyoruz. Burada ilave bir kritik aktör var: ABD. Çünkü ABD bir yandan Türkiye'de Kürt sorununun çözülmesini istiyor, ama öteki yandan da Kürdistan ile olan yoğun bağın Irak'ın bölünmesi anlamına geleceğini düşünüyor. Yani eğer çözümün daha kolay yürümesi isteniyorsa ABD'nin kaygılarının da karşılanmasında yarar var.
Kürt siyaseti içinde çözümü engellemeye teşne olanlara geldiğimizde, bunu bir nüansa vurgu yaparak açıklamak lazım. Kürt siyaseti içinde belki herkes çözüm istiyor, ama istenen çözümler arasında farklar var. Kürt siyasetinin bazı aktörleri kendilerini bir ‘devlet' olarak konumlandırarak barışı buradan hareketle oluşturmak ve böylece çözümün söz konusu ‘devlet' olma niteliğini dolaylı yoldan tescil etmesinin peşindeler. Diğerleri ise ‘devlet' olmamayı kabul ederek, toplumsal baskı ve siyaset üzerinden şu anki devletin ortak sahibi olmayı hedefliyorlar. Birinci grup şu anki süreçten memnun değil ve doğal olarak manipülasyona açık… Buna karşılık çözüm onları yok saymaktan değil, sürecin içine almaktan geçiyor. [email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024