Etyen MAHÇUPYAN
Başbakan Erdoğan devletin Dersim'de yapmış olduğu katliamdan ötürü özür dilediğinde, muhtemelen birçok kişi aynı yaklaşımın 1915'le ilgili olarak da gündeme gelebileceğini düşünmüştü.
Bu adımın daha kolay olduğu da söylenebilirdi, çünkü Dersim Cumhuriyet döneminde yaşanmışken 1915 Osmanlı dönemine aitti ve bugünün hükümetiyle bağı olduğunu söylemek mümkün değildi. Ne var ki böyle bir çıkış hiç de zannedildiği kadar kolay değil…
Öncelikle Ermeni meselesi, dış politikasının temeli anti-Hıristiyan olan bir imparatorluğun parçalanma sürecine denk geldi. Bu durum hazmedilmesi hâlâ mümkün olmayan bir küçük düşme psikolojisi üretti ve rahatlamak üzere ‘nankörlük' veya ‘ihanet' eylemlerinin varlığından medet umuldu. Örneğin Ermeni komitacıların yüz binlerce Türk'ü öldürdüğüne ve Rusları desteklediğine ilişkin söylemler bu işlevi gördü. Oysa eğer çete savaşlarından söz ediyorsak kabaca 1890-1915 arasında her iki taraftan da 30-50 bin kişinin öldüğünü söyleyebiliriz. Öte yandan Ermenilerin yaptığı kitlesel katliamlar, daha önce Rusya'ya kaçmış olanların 1916 sonrasında Rus ordusu ile birlikte intikam için dönmeleriyle ilişkilidir. Daha önceki Rus desteğinin ebadı ise birkaç bin kişilik bir militan grubun varlığına işaret eder. Kısacası Ermeni toplumunun tümünü kapsayan genel bir ihanet söyleminin temeli olmadığı gibi, söz konusu olgular 1915'te devletin yaptıklarıyla mukayese edilebilir ölçek ve anlamda değildir. Ancak bu söylem yaralanmış ‘Türk bilincinin' yarasına kabuk arama ihtiyacına işaret eder ve bu nedenle de olguların irdelenmesini gerektirmeksizin tekrar edilip durulur.
İkinci olarak, 1915 dünyanın geri kalanının gözünde Dersim'den çok farklı bir yerde durmakta ve özellikle Hıristiyan nüfusu çoğunlukta olan ülkelerin hassasiyetine mazhar olmaktadır. Kimse Dersim'i hatırlatmazken, Batı âlemi 1915'i her yıl hatırlatmayı ihmal etmiyor… Bu farklılık Dersim'i bir iç mesele olarak bırakırken, 1915'i dış politikanın ana unsurlarından biri haline getirmiş durumda. Dolayısıyla 1915 toplumun kendi geçmişi olmaktan çıkarak, ilgilenilmemesi gereken, devlete teslim edilmiş bir konuya dönüşüyor.
Bunlara ‘sözün ağırlığını' da eklemek gerek. Dersim konusunda Aleviler bile yıllarca sessiz kaldılar, çünkü Sünni cemaatin baskısından fazlasıyla çekmiş oldukları için ‘laik' devletin yanında yer aldılar. Böylece Dersim, hatırlanmasında yarar görülmeyen bir yol kazasına dönüştü. Oysa 1915 belirli bir tarihten sonra uluslararası platformlarda konuşulur hale gelmekle kalmadı, bir suçlamayı ima etti ve Türkiye devleti de bu konuda resmi bir söylem geliştirdi. Sonuçta Ermeni meselesine ilişkin tutum ve söylem Türk kimliğinin parçası haline geldi. Oysa Dersim devlet söylemi açısından bakir bir alandı ve yük almadan konuşulması mümkündü…
Nihayet bir yandan İttihatçılık ile Kemalizm arasındaki hem ideolojik hem de sisteme ait süreklilikler, diğer yandan Sünni Hanefi İslam anlayışının Osmanlı düzeninde tahkim olan ‘din-u-devlet' algısı, Anadolu çoğunluğunun devletin dışında bir tutum sergilemesini halen çok zorlaştırıyor. Düşünün ki 1915'te devlet zaten failin kendisi. Din ise çözümü sağlayacak bir birleştirici faktör değil…
Bu tablo hem İslami kesimin niçin böylesine ikircikli olduğunu, ama aynı zamanda niçin bu meselenin ancak İslami kesimin taşıyıcılığı altında normalleşebileceğini söylüyor. Çünkü 1915'e ilişkin olarak üzerinde en az yük taşıyan kimlik İslam… Ancak Müslüman toplumun bu adımı atabilmesi kendisini devletten bağımsızlaştırmasına, diğer bir deyişle devleti ‘yeniden' kurmasına bağlı… Dolayısıyla içinden geçtiğimiz çözüm süreci ile birleştirdiğimizde değişimin sıralaması şöyle gözüküyor: Önce barış olacak, ardından demokrasi doğru gidilecek, bunun sonucunda ‘yeni' bir devlet kurulacak ve ancak o zaman Türkiye'de 1915'e ilişkin sahici bir tartışma yaşanacak.
Öte yandan asıl önemli olanın ‘özür' değil, ‘tanıma' olduğunu ekleyelim. Her iki tarafa da gerçekten iyi gelecek olan şey yapılanların ve yaşananların tanınmasıdır. Böylece devletin özür dileme baskısından kurtularak geçmişle ve gerçekle helalleşmesinin de önü açılabilir. Ne de olsa ‘tanıma' akılla yapılacak bir eylem olduğu ölçüde devlete daha uygun. Özür ise bir gönül, vicdan ve duyarlılık meselesi olduğu ölçüde devletlerin ağzında araçsallaşmaya çok müsait… Devletten özür bekleyerek özrün muhtaç olduğu tevazuyu ve samimiyeti anlamsızlaştırmaktansa, herhalde artık daha sahici, eskiyi kucaklayan bir ‘yeni' birlikteliğin peşinden gitmeliyiz. [email protected]
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (2)
25.10.2025 - Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (1)
25.10.2025 - Kürt ‘açılımı’nın nedeni Suriye değil, Türkiye!
15.03.2025 - Muhalefet için bir not: İktidar (sanılanın aksine) tutarlı ve başarılı!
20.02.2025 - İktidarın Kürt ‘açılımı’ üzerine bir not
15.10.2024 - Çocuklar anayasa yapabilir mi?
24.09.2024 - Mustafa Kemal’in büyümeyen çocukları
19.09.2024 - Nasıl bir ordu isterdiniz?
10.09.2024 - Yeni İttihatçılık havuzunun bilinçsiz balıkları
2.09.2024 - Seçimlerden kim kazançlı çıkacak?
13.04.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































veyselsaka
Sayın berktay özetin karşı savunmaya dönmüş bu kadar taraftar mantığı ile yazı yazman sana hiç yakişmamış tarafın kimse demokratikleşme demokrasi militarizmle ilgili kopuşu yaşama noktasındakı anlayışı takdir ediliyor edilmediğini nerden cıkarttın burda anlatılmak istenen sen gibi murat belge miroğlu gibi cevrelerin pkk"yi bdp"yi aydınları tehdit ediyor yalanı pek ahlaki olmadığını bilmenizi isterim yapılmayan bir eleştiriyi tehdit saymak hangi anlayışa tekabül ediyor sayın berktay kimse