Etyen MAHÇUPYAN
Yıllar önce Yeni Demokrasi Hareketi siyaset sahnesine çıkarken, Türkiye'deki siyasî hareketleri basit bir şema üzerinde haritalandırmıştık. İki eksenin oluşturduğu yüzeyde, eksenlerden biri siyasî hareketlerin kendilerini hangi kültürel kimlikle tanımladıklarıydı.
Bir uçta dinsel ve etnik duyarlılığın öne çıktığı gelenekçi bir tutum, diğer uçta ise laikliğin ve bilimselciliğin hakim olduğu modernist bir anlayış yer almaktaydı. İkinci eksen olarak ise siyasî hareketlerin kendi meşruiyetlerini nerede aradıklarını sormuştuk. Bu meşruiyeti kabaca devlette veya toplumda aramak mümkündü ve bunlar da o eksenin iki ucunu meydana getirmekteydiler. Türkiye'de gelmiş geçmiş bütün siyasî partileri bu yüzeyin üzerine yerleştirdiğinizde ortaya çarpıcı bir görüntü çıkmaktaydı: Partilerin hemen hepsi meşruiyetini devlette aramıştı ve 1950'lerin Demokrat Parti'si, ya da Özal'ın ilk dönem ANAP'ı gibi toplumsal meşruiyet arayan siyasî hareketler de kısa bir zaman içinde diğerlerine benzemekten kurtulamamıştı. Oysa Batı dünyasında siyaset esas olarak meşruiyetini toplumda arayan partiler arasında yaşanmaktaydı. O dönem yeni yükselmekte olan Refah Partisi'nin bu anlamda ‘devrimci' bir nitelik gösterdiğine işaret etmiş ve kültürel açıdan gelenekçi bu partinin yanında hem meşruiyetini toplumda arayan hem de modernist nitelikleri kucaklayan bir harekete ihtiyaç olduğunun altı çizilmişti. Geçen sürede RP bugünün AKP'sine evrilip yerini sağlamlaştırırken, laik kesimde aynı ihtiyaç halen geçerliliğini koruyor…
Diğer taraftan yaşanan yirmi yıl kaçınılmaz olarak tüm siyasî atmosferi etkiledi ve yeni değerler üretti. Devletçi meşruiyete sarılmak bizatihi olumsuz bir tutum olarak algılanmaya başlandı. Doksanların ortasında çizdiğimiz iki eksenli çerçeve bir bütün olarak toplumsal meşruiyet yönünde kaydı. Bugün ideolojik olarak ‘devletçi' özelliklerini sürdüren CHP ve MHP bile artık kendi sosyolojik tabanlarına daha çok dayanmak zorundalar. Bu eğilimin toplumsal değişim sayesinde gerçekleşen, ama sonuçta başlı başına bir siyasî reform olduğunu öne sürmek mümkün. Dolayısıyla siyasî hareketleri bugün haritalandırmak istediğimizde, toplumsal meşruiyet ölçütü artık o denli açık seçik bir farklılaşma yaratmayabilir. Bunun yerine, gelecek tahayyülünün öne çıktığı başka bir ölçüt giderek daha anlamlı gözüküyor. Siyasetin amaçladığı devlet ve toplum yapısının ne olduğu sorusu öne çıkıyor. Böyle bakıldığında, bir uçta var olan devlet ve toplum tasavvurunun devam ettirildiği statükocu, diğer uçta ise söz konusu tasavvuru bugünün ‘evrensel' ilkelerine göre dönüştürmek isteyen reformcu anlayışın yer aldığı bir eksenden yararlanabiliriz.
Böylece karşımıza yine iki eksenli bir haritalandırma çıkacak ve eksenlerden biri kültürel kimliği, diğeri ise değişimciliği ifade edecek. Parlamento'da olan dört siyasî partiyi bu çerçeve içine yerleştirdiğimizde, her birinin rakipsiz olarak bir alanı işgal ettiği gerçeğiyle karşılaşıyoruz. CHP modernist ve statükocu, MHP gelenekçi ve statükocu, AKP gelenekçi ve reformcu, BDP ise modernist ve reformcu… Böyle bir dengeli dağılımda ‘siyaset' konjonktür ve atmosfere bağlı olarak iki büyük gerilim içinde yaşanabilir. Biri modernist/gelenekçi, diğeri ise statükocu/reformcu çatışmasını ima eder. Kritik unsur ise toplumsal destek, yani oy oranları ve en büyük oya sahip partinin tercihi olacaktır. AKP'nin yüzde elli oy oranı, gerilimi istediği takdirde MHP ile birlikte modernist/gelenekçi, ya da BDP ile birlikte statükocu/reformcu bir çizgiye yöneltebileceğini söylüyor. Dolayısıyla altı çizilecek ilk sonuç, bugün yaşanmakta olan süreçte AKP'nin bilinçli olarak son kertede reformculuğu gelenekçiliğe tercih etmesinin etkili olduğudur. Bunu arka planda besleyen önemli bir unsur ise, siyaseti gelenekçi/modernist eksende tutmanın bizatihi statükoculuğu ifade etmesi, oysa statükoculukla reformculuk arasındaki çelişmenin giderek kültürel kimliklerden sıyrılmasıdır. Geçmişte modernist duruşla reformculuk arasında varsayılan bağ çoktan kopmuş durumda. Reformcu bir perspektiften bakıldığında, modernist yaklaşım artık bir tür gelenekçilik olarak görülüyor ve üstelik diğer gelenekçi tutumların manevi içeriğinden de yoksun bulunuyor. Kısacası işin temelinde toplumun geniş kesiminde geçerli olan bir büyük zihinsel kayma var… Cumhuriyet rejiminin bize sunduğu siyaset yelpazesini bir bütün olarak reddetmeye ve toplumsal meşruiyeti reformculuk üzerinden arayan yeni bir siyaseti içselleştirmeye hazırlanıyoruz.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (2)
25.10.2025 - Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (1)
25.10.2025 - Kürt ‘açılımı’nın nedeni Suriye değil, Türkiye!
15.03.2025 - Muhalefet için bir not: İktidar (sanılanın aksine) tutarlı ve başarılı!
20.02.2025 - İktidarın Kürt ‘açılımı’ üzerine bir not
15.10.2024 - Çocuklar anayasa yapabilir mi?
24.09.2024 - Mustafa Kemal’in büyümeyen çocukları
19.09.2024 - Nasıl bir ordu isterdiniz?
10.09.2024 - Yeni İttihatçılık havuzunun bilinçsiz balıkları
2.09.2024 - Seçimlerden kim kazançlı çıkacak?
13.04.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Hasan Yilmaz
Sayin Halil Berktay, bastaki tutumuna göre simdi biraz daha sakinleserek mesleyi, cok cesitli acilardan, karmasik ve grift yönleriyle ele aliyorsun. Ümit ederimki böyle yapiyor olmakla hayirlara vesile olabilecek katkini sunmus olursun. Birde, söyle olan bir sol grubun icine ajan girse ne elde edebilir kabilinden bir seyler diyorsun, cok dogru. Gecmiste tam olarak öyle bir yapinin varligindan söz edilemese de, saniyorum bu gün böyle bir yapi var. Kücük ama var. EDP. Ama vurgulamiyorsunuz.
vazospazm sonucu ortaya çıkan konuşma algılama koordinasyon bozuklukları ve tedavi seçenekleri
vazospazm sonucu ortaya çıkan konuşma algılama koordinasyon bozuklukları ve tedavi seçenekleri
Fikret yılmaz
berktay hoca ezberleri bozuyor.anlaşılacağını pek sanmıyorum.çünkü bu ülkede sol çarlık rusyası gibi dondu kaldı değişen kapitalizm karşısında.ha bu sol ne kadar sol oda tartışma götürür bence.örneğin beş yada altı yıl önce marks ve engelsin seçme eserlerinden 3.cildini arıyordum buldum istiklalin arka sokaklarında ikinci el kitap satan bir kitapçıda.fiyatı bir kutu marlboro fiyatındaydı.e canım bu kitabın fiyatıda pazarda arz ve talepten oluşmuştu
hikmet muti
iyi güzel de sn.berktay,.siz tarihcimisiniz ,yoksa kriminal araştırmacı bir dedektif mi,.ne kadar güzel anlatıyordunuz 3. dünya solculuğunu(maço solculuk) hatta deyişlerle,şiirlerle,türkülerle delillendirerek,.bu yaptığınız ve hala devam ettir(mek zorunda kaldığınız)diğiniz yolun sizi giderek ,.sıradanlaştıracağını ,ve giderek inanılır,güvenilir olmaktan çıkar(dığını)acağını sanırım göremiyorsunuz...ne güzel abimizdiniz oysa