Etyen MAHÇUPYAN
Kürt meselesinin çözümünde AKP hükümetinin filmin ‘esas oğlanı’ haline gelmesini PKK’nın kabullenmesi herhalde beklenemez.
Hükümet ise bu potansiyeli olabildiğince zorluyor. Çözüm sürecinde bir sonraki adımın ne olacağı ve zamanlaması neredeyse tek yönlü bir biçimde hükümete bağlı gözüküyor. Eğer gidişat engellenmezse bir süre sonra bu mesele hükümet ile Kürtler arasındaki bir yönetim meselesi olarak yeniden tanımlanabilir ve PKK’nın ‘ikincil’ kaldığı bir denklem üretebilir. Dolayısıyla PKK bu ihtimale karşı bir strateji geliştirmek zorunda ve bu bakışın temelinde Kürtlerin haklarıyla taleplerinin birbirinden ayrılması yatıyor. Haklar tüm bir halkın kategorik özgürlük alanını ifade ederken, ‘talepler’ Kürtleri temsil eden siyasi iradenin bizzat kendisi için istediği koşullardan oluşuyor. Doğal olarak PKK bu koşullar olmadan Kürtlerin haklarını alamayacaklarını savunuyor ama bu sadece olması gereken bir retorikten ibaret.
Kısacası hükümetin stratejisi Kürt sorunu ile PKK sorununu birbirinden ayırıyor. Örgüt ise bu iki sorunu organik ilişki içine sokmak üzere çaba harcıyor. Ne var ki bu çabanın kendisi sonuçta Kürtlerin hakları ile PKK’nın taleplerini de ister istemez ayrı listeler haline getiriyor. Birinde anadil ve vatandaşlık, diğerinde ise müzakere ve yasal zemin var. Söz konusu iki listenin inandırıcı olması ise hükümetin ‘aslında’ çözümden yana olmadığının kanıtlanmasına muhtaç. Yaşanmakta olan gerilimi farklı bir mecraya taşımak ve örgüt lehine ağırlık üretmek üzere izlenebilecek bir yol Batı’nın muhatap alınması. Türkiye AB üyeliğine aday olmanın ötesinde, neredeyse bütün Batı menşeli uluslararası kuruluşların da üyesi… Kürt meselesinde reformların yavaşlığı Batılı anlam dünyasında Gezi motifi ile birleşerek hükümetin ‘antidemokratik’ niteliğine kanıt oluşturabilir ve sonuçta Türkiye’nin oradan gelecek bir kamuoyu baskısına uzun süre direnmesi mümkün olmayabilir.
Diğer bir deyişle eğer PKK filmdeki esas oğlan olmaya dönecekse ‘belki de’ bunun yolu Batı’dan geçiyor. Üstelik ortada ciddi bir tehlike var: Türkiye’yi izleyen Uluslararası Kriz Grubu gibi objektif gözlemciler ve muhtemelen bu raporlardan etkilenen AB Parlamentosu Sosyalist Grubu, Kürt meselesi ile PKK sorununun birbirinden ayrılması gerektiğini savunmaktalar. Bu açıdan bakıldığında, AB Yeşilleri tarafından organize edilen ve geçen hafta sonu Brüksel’de onuncusu yapılan ‘AB, Türkiye ve Kürtler’ konferansı PKK için iyi bir müdahale cihazıydı. Nitekim konferansın sonuç bildirgesi neredeyse bire bir PKK’nın bakış açısını ve stratejik ihtiyacını yansıttı. Buna göre Öcalan’ın müzakereci rolünü tescil eden bir yasal zeminin ve buna uygun koşulların yaratılması; müzakerelerin sonuçlarının yasal ve anayasal sonuçlar doğurması; kapsayıcı bir siyasi affın hayata geçmesi; Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin kaldırılması ve sonuçlarının ilga edilmesi; Rojava’daki Kürt yönetiminin desteklenmesi ve bu yönetimin Cenevre 2 görüşmelerine resmen davet edilmesi; Türkiye’nin selefi gruplara desteğine son vermesi; Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’deki barış sürecini izlemesi ve nihayet PKK’nın terörist organizasyonlar listesinden çıkartılması önerilmekteydi.
Bildirge doğal olarak Kürtlerin kendini yönetme hakkından ve anadilde eğitimden de söz ediyordu ama işin ‘siyasi’ tarafı PKK’nın Batı nezdinde meşru hale gelmesi hedefini yansıtmaktaydı. Dayanılan mantık ise, müzakereyi yürüten taraf olarak PKK’nın zaten bu meşruiyeti hak ettiği, oysa Türkiye’nin Rojava’daki tutumunun böyle bir meşruiyeti hak etmediğiydi. Bir yanda demokrasi için uğraşan ama terörist addedilen bir örgüt, diğer tarafta ise her türlü saygıyı gören ancak aslında totaliter eğilimlere sahip olup teröristleri destekleyen bir devlet vardı…
PKK’nın Batı üzerinden yeniden konumlanma stratejisi geliştirmesinin eleştirilecek bir yanı yok. Hareket alanını olabildiğince kullanmak örgütün de en doğal hakkı. Ne var ki konferansı izlediğinizde bunun yanlış bir çaba olduğu izlenimini elde etmemeniz mümkün değil. Avrupalı siyasetçilerin bir dinî ayin ritüelini andırır şekilde sundukları, çoğunlukla son derece yüzeysel değerlendirmeleri, PKK’nın yanında duran ‘Batı’nın bir ayak bağı olma ihtimalinin daha fazla olabileceğini akla getiriyor. Meşruiyet arayışının sonucu buysa, sonuç ilave bir meşruiyet yıpranması olabilir. PKK’nın müzakereci bir aktör olarak kabulü Türkiye toplumuna hitap edilmesiyle mümkün… PKK’nın muhatabı Türkiye olabilirse, süreçte hükümetin muhatabı da PKK olacaktır. Çareyi dışarıda aramak, yabancılaşmadan başka sonuç vermeyebilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024