Etyen MAHÇUPYAN
Bizim ülkemizde psikoloğa gitmek gibi bir âdet yok. Batılılar anlamayabilir ama aslında ihtiyaç da yok.
Çünkü bizde köşe yazarları var… Sıkıntısı olan, psikolojik rahatlama ihtiyacı duyan, sabahın köründe daha üzerinden pijamasını veya geceliğini çıkarmadan kendisini rahatlatacak köşe yazarıyla ‘buluşuyor’ ve günün geri kalanında kendisini iyi hissediyor. Nasıl psikologlara belirli aralıklarla gidiliyorsa, insanlarımız da makbul köşe yazarlarını belirli aralıklarla, araya fazla zaman koymadan okumak, gerekli olan yatıştırıcı ve destekleyici ‘dozu’ almak durumundalar. Gerçeklerin bulanıklaştığı, zihinlerin karıştığı, vicdanların yörüngesini kaybettiği dönemlerde bu dozun her gün alınması gerekebiliyor ve dolayısıyla ihtiyaç sahipleri birden fazla köşe yazarını bir araya getiren özel ‘paketler’ geliştiriyorlar. Hele bunların önemli kısmı aynı gazetede yazıyorsa, tüketici açısından iş daha da kolaylaşıyor, her gün ‘kendi’ gazetenizi alıp bir dini ayin takip edercesine başından sonuna (gerçi bazıları tersten okumayı severler ama) hatmederek güne, hayata ve kavgaya sağlam başlıyorsunuz.
Bu türden okuyucular ayrık otlarından da pek hoşlanmıyorlar ve onların bu duygularını anlamak hiç de zor değil. Tam her yönüyle sizi tatmin ve teçhiz eden bir gönüllü endoktrinasyon seansının ortasındayken, çizginin dışına çıkan ‘abes’ bir yazının gözünüze sokulması gerçekten de hoş değil. Gazetelere tavsiyem eğer bu tür yazarları varsa onları olabildiğince okuyucudan gizlemeleridir. Çünkü maazallah o kadar çaba üç-beş aykırı cümlenin yapay parıltısı altında kaynayıp gidebilir ve daha da kötüsü okuyucunun zihninde ‘garip’ soru işaretleri yaratabilir. Söz konusu ‘abes’ yazıların en önemli özelliği ele aldıkları olaya mesafe almaları ve olayın bütünlüğünü gözden kaçırmamalarıdır. Onca hararetli bıçak bileyleme yazısının yanında bunlardan bir tane bile olsa soğuk duş etkisi yaratır ve işin tadını kaçırır. Bu yazılarda ‘gerçekten de ne oluyor?’ sorusu merkeze oturtulmakla kalınmaz, insanı bunaltacak bir ısrarcılıkla ille de bu noktanın önemli olduğu vurgulanmaya çalışılır. Oysa okuyucuların çoğu için tabii ki bu bir abesle iştigaldir. İhtiyacımız, içinde olduğumuz saflaşmanın ortak duruşunu tahkim edecek olan o günkü mühimmatın tarafımıza açıklıkla ve kullanılabilir hale getirilerek sunulmasından ibarettir.
Gazetelerin en iyi yazarları bu işi aksatmadan ve daha da iyisi çıta yükselterek yapanlarıdır. Her gazete bu yazarlarını sayfaların tepesine oturtur, ön sayfadan anonsunu yapar ve okuyucuya kimi okuması gerektiği konusunda çok kıymetli bir rehberlik sunar. O yazarlar da bu iltifattan memnun olurlar ve kendilerini ifade ederken daha da cesaret kazanırlar. İşte bu cesaretin en önemli tarafı ‘abes’ yazarların yaptığının tersini yapmanın giderek normalleşmesidir. Yani yaşananlara mesafe alma ve olaylara bütünlüğü içinde bakma kaygısı iyice anlamsızlaşır. Yazarlar freni patlamış kamyonlar gibi hareket etmeye başlarlar. Herhalde kendi durumlarının da son derece farkında olmalılardır, çünkü aynen bilinçli psikologlar gibi, kendi yaptıklarını başka aktörlere yükleme konusunda olabildiğince maharet sergilerler.
Misal, ‘bizim’ cenahtaki şu ‘freni patlamış kamyon’ benzetmesini düşünelim. Hükümetin bu halde olduğu belli... Ama yargı adına davrananların da aynı durumda olduklarını görmek çok mu zor? Ya da ‘kuvvetler ayrılığı’ muhakemesini ele alalım. Bunun bir denge/fren sistemi olduğu ve karşılıklılık ilkesi içinde hayata geçmesi gerektiği sıkça vurgulanıyor. Ardından da yargının yürütme ve yasama üzerinde fren olmasının altı çiziliyor. İyi de, yasamanın da yargı üzerinde fren olması doğal değil mi? Hele yargı mensuplarının halk tarafından seçilmediği, ama yasamanın serbest seçimlerle oluştuğu bir ülkede… Popüler tezlerimizden biri de yargı bağımsızlığına ilişkin. Bu konuları yazan makbul yazarların hiçbirinin ‘meşruiyet’ kavramından söz etmemesi ilginç bir ‘tesadüf’. Çünkü bir ‘demokratik hukuk devletinde’ her şeyin olduğu gibi, yargı bağımsızlığının da bir meşruiyeti olması, bu irade alanının belirli bir zemine oturtulması lazım… Herkesin bildiği üzere bunun koşulu da yargının tarafsız olması. Nitekim yargı mensuplarının yasama tarafından seçiminin de altında bu meşruiyet arayışı yatıyor. Ne var ki okuyucunun aradığı sakinleştirici (yoksa uyuşturucu mu demeliydi?) dozu vermekle kendisini mükellef addeden yazarların böyle kaygıları olmuyor. Aslında onlar işlerini yapıyorlar ve eminim okuyucunun ‘Allah hepinizden ayrı ayrı razı olsun’ temennisi ile de fazlasıyla iktifa ediyorlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024