Etyen MAHÇUPYAN
Pislik etrafa saçıldı ve önlenemez bir leke gibi hepimizi içine alarak genişliyor. Pislik yeni değil…
Arkamızda en azından birkaç yüzyılın tortusu ve son yüzyılın sistematik üretimi var. Devletin baş aktör, koordinatör ve uygulayıcısı olduğu bir yozlaşma yapılanması bu. Eskiden üstünü kapalı tutmak mümkündü. Asker ve yargının başını çektiği bürokratik vesayet, gerçeğin istediği bölümünü açık etme yetkisini elde tutmanın yanında, istediği gibi gerçek ‘yaratma’ imtiyazını da hiçbir denetime tabi olmadan kullanmaktaydı. Dolayısıyla gerçeklik sanki bir perde ile ortadan ikiye ayrılmıştı: Bir yanda gerçekte yaşanmakta olanlar, diğer yanda da halkın gerçek diye bilmesi ve inanması gerekenler. Böylece devlet pisliği kendi uhdesine aldı, toplumdan gizledi ve pislikler herkesin çıkarına olarak devlette tekelleşti. Halk bilmemenin verdiği ahmaklığı kendi zihninde bir tür ahlaklılığa dönüştürdü. Devlet pisliğin içine her geçen gün daha da gömülürken, aydınlar bilmemeyi bir kişilik avantajı gibi sunarak kendilerini temiz ve doğru sanmayı sürdürdüler. Hemen herkes bu devletin ne olduğunu, bürokratik iradenin önüne ne tür imkânlar sunduğunu ve hatta bu imkânların nasıl kullanıldığını içgüdüleriyle biliyor, hissediyordu. Ama bilmemek işimize geldi. Çünkü bilmeye çalışmanın, bildiğinizin bilinmesinin bedeli vardı ve kimsenin devletin sahip olduğu pislik zemininde o yapıyla mücadele etme ihtimali yoktu. Bu nedenle toplumun öğrenme şansı bulduğu her gerçek kırıntısı, devlet içindeki hizipleşmenin ve mücadelenin sonucu olarak ortaya çıkan sızmalar sayesinde açığa çıktı. Giderek öğrenilen her gerçekliğin toplumu farkında olmadan pisliğin içine çektiği bir siyasi ortamı kanıksadık, doğal karşıladık.
Cumhuriyet’in kalın duvarlarla devlet sırrı haline getirdiği her türlü yozlaşmış ilişki türü, bugün duvarları delik deşik olmuş bir ağılın iç pisliğinin her taraftan dışa akması biçiminde toplumun damarlarıyla bütünleşiyor. Türkiye, trajik bir ikilemi olduğunu belki de ilk kez bu çıplaklıkla görüyor: Kaçınılmaz olarak demokrasiye doğru gidilirken toplum devleti dönüştürme, bilgi tekelini sivil alana devşirme misyonu ile karşı karşıya. Ne var ki bu devşirme işlemi bizzat toplumu kirletiyor ve onu devletleşmenin cazibesi ile yüzleştiriyor. Vesayet döneminin bitmesi toplumun kendi iradesini siyasete özgürce yansıtmasını ifade etti. Ama aynı zamanda siyasi alanın dışında tutulmuş, çeperde kalmış olan dindar muhafazakâr çoğunluğun önüne iktidar olma, devlet imkânlarını kullanma fırsatı çıkardı. Bu süreçte bürokrasi bir çekim alanına dönüştü, çünkü bu ülkede ‘iktidar’ denen gücün esas sahibi daima bürokrasi oldu. Bilgi üzerinde kurulmuş olan tekel, fişleme, seçme, yönlendirme ve siyaseti dizayn etme açısından bürokrasiye ölçüsüz bir hareket yeteneği sağlamaktaydı. Yargının da tarafsız olmamak bir yana, doğrudan devletin vesayet ayaklarından biri olması, bürokrasinin dokunulmazlığını pekiştiren, onu siyasi denetimin dışında tutan bir yapı sağlamaktaydı. Nitekim parlamento ve sivil toplum bürokraside üretilebilecek senaryoları denetlemek bir yana, onların bilgisine bile ancak sonradan vâkıf olabildi. Sonuç vesayet sonrası kadrolarının bürokratik boşluğa hızla yayılması ve önlerine çıkan iktidara sarılmalarıydı. Bürokratik iktidarın bizatihi kirliliği rahatsız edici bulunmadı… Aksine bu iktidarın getirileri birçoklarının gözlerini boyadı…
Buna teknolojinin sağladığı yeni olanakları, bilgi tekelinin genişletilmesi ve kullanımındaki yenilikleri de eklemek gerek. Dinleme meselesi işin temelinde “yapılabilir olanın yapılmasıdır”. Çoğunlukla ne zaman neye hizmet edeceği bilinmemesine rağmen bilginin toplanması, depolanması, kullanıma hazır edilmesidir. Ama aynı zamanda bu bilgi kişiler ve kurumlar arasında ilişkiler kurmak, ağlar oluşturmak ve bu ağları belirli suçlarla ilişkilendirmek üzere de rahatlıkla kullanılabildi. Daha da ileri gidilerek bilginin oynanması sayesinde gerçek dışı bilgi üretme yoluna sapılabildi. Belki de birçokları için bu bir tür oyundu… İnternette paylaşılan birçok sunumun gerçekte bu türden ‘oynanmış bilgi’ olduğunu biliyoruz. Bilemediğimiz ve tarafsız bir yargıya sahip olmadıkça bilemeyeceğimiz ise, bürokrasi içindeki siyasallaşmış grupların sunduklarının ne denli ‘oynanmış’ olduğu.
Diğer taraftan en azından şunu biliyoruz… Ülkeyi vesayet sonrasına taşıması beklenen kadrolar devletin onlara sunduğu pisliğin dışında kalamadılar. Açığa çıkan yozlaşmanın taşınması zordur… Bütün sonuçlarının peşinen kabul edildiği bir zorunlu şeffaflaşmaya doğru gidiyoruz ve hayırlısı da bu.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024