Etyen MAHÇUPYAN
Bundan birkaç yıl önce Başbakan Erdoğan çeşitli meslek erbabı aydınlarla Dolmabahçe Sarayı’ndaki dizi toplantılarda bir araya gelmişti.
Bunlardan gazeteci ve yazarlarla olanında bir sunuş yapmış ve gündemde olmamasına karşın sözü Ermeni meselesine getirerek aynen şöyle demişti: “Yüzümüze bakmak için berrak bir su arıyoruz”… O güne dek herhangi bir devlet yetkilisinden veya siyasetçiden duyulmuş olan en samimi ve aslında en radikal sözdü. Samimi bir itiraftı, çünkü tarihi gerçek yaşanmışlığın içinden bilmediğini söylüyordu. Aynı zamanda bunun önkoşulunun samimiyet olduğunu da vurgulamış oluyordu. Çünkü anlaşıldığı kadarıyla Erdoğan’a göre şu an ‘bulanık’ sulardaydık ve ‘berraklık’ herkesin gayretine muhtaçtı. Ama bu basit cümle aynı zamanda devletin ideolojik zeminini sarsan bir radikalizm de içeriyordu. Cumhuriyet’in başından beri sürdürülen ve esas olarak inkâra dayanan tarih yorumunun mesnetsiz ve temelsiz olduğunu ima etmekteydi. Ayrıca söz konusu tespit Erdoğan’ın bu meseleye yeniden bakmak istediğinin, bu arzuyu taşıdığının da nişanesiydi.
İşin ilginç yanı şu ki oradaki hazirun bu sıra dışı sözün üzerinde daha sonra durmadı ve hatırlamadı. Benim birkaç yazıda tekrarlamam da herhangi bir çağrışım yapmadı. Erdoğan üzerinden siyaset okuması yapmakla yetinenler, böyle bir cümlenin kurgulanmasına neden olan toplumsal ve zihniyetsel zemini ıskalamış oldular. AKP’nin kendisini neden bir misyon partisi olarak gördüğünü bile anlamayanların, bu misyonun içeriğini kavramakta zorlanmaları şaşırtıcı değil. AKP bir yeniden inşa hedefiyle siyaset yapıyor ve arkasında her an niceliksel olarak genişleyen bir potansiyel yeni toplum bulunuyor. Cumhuriyet, bütün kurumları ile birlikte geleceğe taşınırken içerİden dönüşüme uğratılmak ve nihayette daha meşru bir zemin üzerinde yeniden kurulmak isteniyor. Bunun gerçekleşmesi ancak küresel dünyaya entegre olabilen, onun norm ve standartlarını paylaşan bir devlet ve toplum yapısıyla mümkün. Bu nedenle çatışma döneminde demokratik usullerin dışına çıkma istidadı gösteren bu parti, halen Türkiye’nin tek demokratikleştirici aktörü olabiliyor.
Erdoğan’ın otoriterleştiği ve bir tek adam rejimi hayal ettiğini öne sürenler, bunun en basmakalıp yollarından birinin dış tehdit yaratmak olduğunun altını çizmekteler. Gerçekten de Gezi’den bu yana Başbakan’ın diline yerleşen komplo söylemi bu kuşkuya hak veriyor. Ancak gerçekliği doğru algılamak, çok daha geniş bakmayı gerektiriyor. Geçen haftaki taziye mesajı herhalde bu konuya yeniden ve ‘berrak’ gözle eğilmek için bir fırsat… Cevap bekleyen soru şu: Eğer Başbakan bir tür diktatör olmak isteseydi, bu taziye mesajını iletir miydi? Hiçbir şey yapmayıp beklese diasporanın ve diğer ülke parlamentolarının baskısı altında kalacak ve ‘milli’ duruşa sahip çıkma şansını yakalayacaktı. Diğer ülkeleri düşmanlaştırmak ve buradan kendisine halk desteği kotarmak herhalde Erdoğan için çocuk oyuncağıydı. Ama öyle yapmadı… Tersini yaptı. Acaba neden? Çünkü Erdoğan’ın hayalini kurduğu ve muhafazakâr tabanla paylaştığı ‘millilik’ böyle bir şey değil. AKP’nin tasavvurundaki millilik, çok kültürlü ve çok kimlikli bir sosyal yapının toplum olabilmesi ve kendisini millet görebilmesi ile ilgili. O nedenle taziye gerçekte bir AKP adımı. Türkiye’nin adımı olmanın ötesinde, geleceğin Türkiye’sinin adımı...
Böyle bir inşa tasavvurunun kültürel referansı ise işin kritik noktası ve Ermeni meselesinin niçin önemli olduğunu bizlere söylüyor. Çünkü bu referansın kendi geçmişimizde mevcut olduğu, Osmanlı toplumsal yapısında yüzyıllarca yaşandığı ve o hafızanın bugün su yüzüne çıkma olgunluğuna sahip olduğu düşünülüyor. Suyu bulandıran en önemli gücün bizzat Türkiye devleti olduğu malum… Suyu berraklaştıracak olan ise devleti dönüştüren ve yeniden inşa eden gücün toplumsal zemini olacak.
Devletin ideolojik tasallutundan kurtulan yeni muhafazakârların zihinleri ve bakışı ihtiyaç duyulan berraklığı getirecek. Taziye metninde yer alan tehcirin gayri insanî olduğu vurgusu, bu geçişi önceleyen bir tespit. Hak kavramı insandan bağımsız olarak düşünülemediği oranda, gayri insanî olanın da bir hak gasbı, yani bir suç olduğu açıktır. Bugün Türkiye o suçla yüzleşmeye hazırlanıyor ve aynı anda da kendisini o suçlulardan kopartıyor.
Beğensek de beğenmesek de bunu yapan AKP. Arkasında da zamana yayılmış devrimsel bir dönüşüm yatıyor. ‘Halk ihtilali’ AKP’nin seçim sonucuna verilen bir ad değil. Tersine, seçim sonucu halk ihtilalinin uzantısı. Ve bu ihtilal silahla, sokakla değil, seçimlerle ve yeni zihniyet bileşimleriyle yürüyor.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024